Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/569 E. 2023/1634 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/569
KARAR NO : 2023/1634
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Asıl dosya ile aynı mahkemenin birleşen 2017/517 Esas sayılı dosyasında, müştekinin 06.09.2010 havale tarihli dilekçeleri ile; alacaklının alacaklarının sağlanması için borçlu … Sağlık Ürünleri Tic. Ltd. Şti. ve yetkilisi … hakkında … … 1. İcra Müdürlüğünün 2010/17046 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve ödeme emrinin her iki borçluya da 30.07.2010 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların alacaklıdan aldıkları mal ve hizmetlere karşılık olan bonoları ödemeyen ve bu sebeple de icra takibine geçilmesine neden olan sanıkların aynı adreste sözde ticari faaliyet gösteren … Tıbbi Malzeme Su Arıtma Cihazı Kimyevi Maddeler Özel Sağlık

Merkezi San. Tic. Ltd. Şti., … Dış Ticaret Ltd. Şti., … Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. hesaplarına tüm aktiflerini aktardıklarını, şirket ortakları … ve …’nun şahsi hesaplarına usulsüz aktarımlar yapıldığını, bu nedenlerle alacaklının icra takip konusu alacağının sağlanmasının mümkün olmadığından bahisle, sanıklar hakkında alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

2.Aynı mahkemenin birleşen 2013/165 Esas sayılı ve 2013/172 esas sayılı dosyalarında müştekinin şikayet dilekçeleri ile; borçlu şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamadığını şirket yetkilisinin bilmesine rağmen şirketin iflasını istemediğini beyanla sanıklar hakkında sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a ıncı maddesi gereğince cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

3…. 2. İcra Ceza Mahkemesinin, 25.10.2011 tarihli kararı ile müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiştir.

4…. 2. İcra Ceza Mahkemesinin, 25.10.2011 kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.01.2013 tarihli ve 2012/20180 Esas, 2013/1314 Karar sayılı kararı ile “…Adı geçen şikayetçinin taraf olduğu toplam 12 dava dosyalarının duruşma defterine 10. sıradan 22. sıraya kadar kaydı yapılarak saat 10:00 – 11:00 arasında olmak üzere tek bir süre verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında; taraflar aleyhine haksız bir sonuca sebebiyet verilmemesi açısından, söz konusu dosyalarla ilgili olarak davaların duruşmasının bitmesi muhtemel olan ve sonraki duruşmaların başlayacağı saat olan 11:00‘a kadar beklenerek gelen olmaması halinde şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden bu saatten önce tutanak tutulmak suretiyle yazılı şekilde düşme kararı verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. … … 7. İcra Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli kararı ile sanıklar hakkında alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek suçundan, beraatlerine, sanıklar hakkında sermaye şirketinin iflasını istememek suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

6…. … 7. İcra Ceza Mahkemesinin, 25.11.2014 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2016/5612 Esas, 2017/4933 Karar sayılı kararı ile “…1)İİK’nın 331. maddesinden kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; a)Şikayetçi vekili tarafından 06.09.2010 havale tarihli şikayet dilekçesinde, sanıkların yetkilisi ve ortağı olduğu borçlu şirkete ait tüm aktifleri muvazaalı olarak aynı adreste bulunan üçüncü şahıs şirketlere ve kendi şahsi hesaplarına devrettiklerini iddia ederek şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, borçlu şirket ile üçüncü şahıs şirketlere ait ticaret sicil kayıtları getirtilerek yetkili ve ortakların tespit edilip, şirketlere ait ticari defter kayıt ve belgeler ile banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak iddiaların araştırılması, şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve toplanacak deliller sonrasında atılı suçun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, b)Sanıklar hakkında aynı suçtan aynı mahkemenin 2013/172 Esas sayılı dava dosyasının bulunduğunun anlaşılması karşısında; suçun sübutu halinde tek suç olup olmadığı veya sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının gerekip gerekmeyeceği hususlarının tartışılması açısından dosyaların mümkünse birleştirilmesi, olmazsa anılan dosyalardan bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı

suretlerinin alınarak denetime imkan verecek şekilde incelenip tutanağa geçirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2)İİK’nın 345/a maddesinden kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede ise; a)İİK’nın 345/a maddesindeki suçun oluşabilmesi için, aynı Kanun’un 179 ve 6762 sayılı TTK’nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle, şirket hakkındaki iflas davasının da şikayet tarihinden sonra ve şikayetçi tarafından açıldığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanıklar hakkında cezai sorumluluğun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından şirket ana sözleşmesi getirtilerek, fiilin birlikte işlenmediğinin anlaşılması halinde, temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak suçun oluşumundaki temsilci veya temsilciler tespit edilip, borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, şikayet tarihi olan 28.01.2011 tarihi itibariyle şirketin iflasının istenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı saptanıp, sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, b)İİK’nın 345/a maddesindeki iflası istememek fiili, her icra dosyası için ayrı şikayet olunsa dahi koşulları bulunduğu takdirde tek suç oluşturacağı cihetle, mahkemenin 2013/172 Esas sayılı dosyasının mükerrer cezalandırılmaya neden olunmaması açısından mümkünse birleştirilmesi, olmazsa anılan dosyadan bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı suretinin alınarak denetime imkan verecek şekilde incelenip tutanağa geçirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

7. … … 7. İcra Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli tarihli kararı ile sanıklar hakkında alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek ve sermaye şirketinin iflasını istememek suçlarından şikayetin İİK’nın 347. maddesi ve TCK 67. maddesi, CMK 223/8.maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
.Müşteki vekilinin temyiz isteği, dosyada zamanaşımı süresinin dolmadığı, sanıkların cezalandırılmaları gerektiği, sanıkların daha önce dosyaya sunulan ticaret sicil gazetesi suretlerinde belirtildiği gibi aynı adreste sözde ticari faaliyet gösteren … Tıbbi Malzeme Su Arıtma Cihazı Kimyevi Maddeler Özel Sağlık Merkezi San. Tic. Ltd. Şti., … Dış Ticaret Ltd. Şti., … Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. hesaplarına tüm aktiflerini aktardığı, şirket ortakları … ve … ‘nun şahsi hesaplarına usulsüz aktarımlar yapıldığı, bu nedenlerle alacaklının icra takip konusu alacağını tahsil etmesinin mümkün olmadığı, tüm bu hususların dosya kapsamından açıkça anlaşıldığı, dosyada zamanaşımı süresinin dolmadığı, sanıkların cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanıkların … Tıbbi Malzeme Su Arıtma Cihazı Kimyevi Maddeler Özel Sağlık Merkezi San. Tic. Ltd. Şti., … Dış Ticaret Ltd. Şti., … Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. hesaplarına tüm aktiflerini aktardıkları, alacaklının icra takip konusu alacağının sağlanmasının mümkün olmadığı, borçlu şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamadığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331 inci maddesinin birinci fıkrası ile 345/a maddesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran bir nedenin de olmadığı, suç tarihlerinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar sanıklar hakkında zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, her iki suç yönünden de 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

3. Sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

4.Müşteki vekilinin dosyada zamanaşımı süresinin dolmadığı, sanıkların cezalandırılmaları gerektiği, sanıkların daha önce dosyaya sunulan ticaret sicil gazetesi suretlerinde belirtildiği gibi aynı adreste sözde ticari faaliyet gösteren … Tıbbi Malzeme Su Arıtma Cihazı Kimyevi Maddeler Özel Sağlık Merkezi San. Tic. Ltd. Şti., … Dış Ticaret Ltd. Şti. , … Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. hesaplarına tüm aktiflerini aktardığı, şirket ortakları … ve …’nun şahsi hesaplarına usulsüz aktarımlar yapıldığı, bu nedenlerle alacaklının icra takip konusu alacağını tahsil etmesinin mümkün olmadığı, tüm bu hususların dosya kapsamından açıkça anlaşıldığı, dosyada zamanaşımı süresinin dolmadığı, sanıkların cezalandırılmaları gerektiğine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, her iki suç yönünden de 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin yargılama sırasında gerçekleşmiş olduğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … … 7. İcra Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2017/516 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararında müşteki vekilince ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden müşteki vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.