YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18606
KARAR NO : 2023/315
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/110 E., 2015/16 K
SUÇLAR :Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık …, sanık …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/110 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararının katılan … vekili, sanık … ile sanık … tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Katılan … vekilinin temyiz istemi yönünden;katılan …’ün, talimat yolu ile Büyükçekmece 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/406 Tal. sayılı dosyasının 11.11.2014 tarihli duruşmada alınan beyanında, sanık …’den şikayetçi, diğer sanık …’den şikayetçi olmadığını beyan ettiği, temyiz aşamasında da verdiği 27.03.2020 tarihli dilekçesi ile de sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık … ile sanık …’ün temyiz istekleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulundukları, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mersin 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/110 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 10 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Sanık … hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan … vekilinin temyiz isteği; herhangi bir neden belirtilmeden, süre tutum dilekçesi ile temyiz edilmiş, gerekçeli karar 05.03.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir dilekçe verilmemiştir.
2. Sanık …’ün temyiz isteği; eksik incelemeye, suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, katılanın zararının somut olarak belirlenmeden hakkında CMK’nın 231 nci maddesinin, lehe olan yasa hükümlerinin ve TCK’nın 51 nci maddesinin uygulanmamasına ilişkindir.
3. Sanık …’ün temyiz isteği; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna ve senetteki tahrifatı babası olan diğer sanık … tarafından yaptırıldığına, 30.04.2020 tarihli dilekçesi ile de senetteki tahrifatı kendisinin yaptığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların, baba-oğul oldukları, sanık …’ın annesi olan katılan …’den aldığı suça konu 18.04.2013 tanzim, 19.04.2013 vade tarihli, 20.000,00.TL bedelli senedi, babası olan sanık … ile aynı eylem ve fikir birliği içinde birlikte hareket ederek, senet miktarı olan “20.000” rakamının önüne “4”, “yirmibin” yazısının önüne de “dörtyüz” yazısını ilave etmek suretiyle tahrif ettikleri, daha sonra suça konu senet hakkında sanık …’ın boşandığı eski eşi hakkında Mersin 5.İcra Müd.’nün 2013/3563 Esas sayılı dosyasından icra takibine geçtiği anlaşılmıştır.
2. Sanık … aşamalarda alınan savunmalarında özetle; katılanın boşandığı eski eşi olduğunu, kendisinin oğlu sanık … adına kayıtlı 2 adet daireyi ve Antalya’daki bir adet dükkanı satıp parasını yediğini, bu yüzden bu borcu karşılığında oğluna 420.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, oğlunun da yanına gelerek senedi ciro edip kendisine teslim ettiğini, senette hiçbir tahrifat yapmadığı savunmasında bulunmuştur.
3. Sanık … soruşturma aşamasında alınan savunmasında özetle; katılanın annesi olduğunu, kendisinin de hissesinin bulunduğu Mersin ilindeki 2 adet daire ile Antalya’daki bir adet dükkanı annesinin sattığını, bu borcuna karşılık suça konu senedi verdiğini, senedi annesi ile birlikte tanzim ettiklerini, herhangi bir tahrifat yapmadığı şeklinde savunmada bulunmuş; kovuşturma aşamasında alınan savunmasında ise özetle; annesinin yanında kalmakta iken başka bir eve geçmek zorunda kaldığını, bu aşamada annesinin bir miktar nakit para ile suça konu 20.000,00 TL’lik senedi verdiğini, küçük kardeşinden bu durumu öğrenen babası sanık …’ın kendisinden senedi istediğini, önce vermek istemediğini, ancak daha sonra tehdit edip korkutarak senedi aldığını, ayrıca tehdit ile senetteki 20 rakamının yanına 4 rakamını koydurarak senedi tahrif ettirerek icraya koyduğu şeklinde savunmada bulunmuş, temyiz aşamasında gönderdiği 30.04.2020 tarihli dilekçesi ile de, senet üzerindeki tahrifatı kendisinin yaptığı şeklinde savunmada bulunmuştur.
4. Katılan …’ün aşamalarda alınan beyanlarında, oğlu olan sanık …’ın araba almak için kendisinden suça konu 20.000,00 TL bedelli senet aldığı, daha sonra aldığı senedi yanında kaldığı eski eşi sanık …’ın zorla alarak senedi tahrif edip hakkında icra takibine geçtiğini, bütün malvarlığına haciz konduğunu ve mağdur olduğu şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. Tanık S. H. Ö. kovuşturma aşamasında alınan beyanında özetle; ebeveynleri boşandıktan sonra kendisi ve abisi Volkan’ın annesi ile birlikte kaldığını, bir ara annesinin kendisini arayarak ağabeyine senet verdiğinden bahsettiğini, abisinin de 420.000,00 TL’lik annesi tarafından verilmiş bir senetten bahsettiğini, daha sonra bu senedi dayısı Mehmet Öğüt’e verdiğini, ağabeyi Volkan’ın uyuşturucu kullandığından kullanılmaya müsait olduğunu, senedi 420.000,00 TL bedelli olarak gördüğü şeklinde anlatımda bulunmuştur.
6. Tanık M. E. Ö. kovuşturma aşamasında alınan beyanında özetle; katılanın öz kızkardeşi olduğunu, ancak bir meseleden dolayı görüşmediklerini, en küçük çocuğun velayet davası için İstanbul’a gittiğinde yeğeni olan sanık … ile görüştüğünü, kendisine annesinden bir senet aldığını, ancak icraya koyacak maddi gücü olmadığını, babası ile görüşmediği için kendisinin babası ile görüşmesini sağlamasını ya da senedi ona vermesini istediğini, 420.000,00 TL’lik suça konu senedi gördüğünü, sanık …’ın avukatı Özkan beyi çağırdıklarını, senedi avukat beye verdiklerini, avukatın da icraya koyduğu şeklinde anlatımda bulunmuştur.
7. Tanık M. Ö. kovuşturma aşamasında alınan beyanında özetle; katılanın öz kızı olduğunu, torunu sanık …’a ait bir daireyi kızının sattığını, aldığı bedeli de peyder pey Volkan’a ödediğini, en son 20.000,00 TL ödemesinin kaldığını, sanık …’ın gelip kapıya dayanarak parayı hemen istediğini, kızının da nakit parası olmadığı için ona 20.000,00 TL’lik senet verdiğini, bu senedin verildiği anda ve düzenlendiği sırada yanlarında olduğu şeklinde anlatımda bulunmuştur.
8. Tanık K. Ö. kovuşturma aşamasında alınan beyanında özetle; sanıklardan Volkan’ın resmi nikahlı eşi olduğunu, o tarihlerde kayınvalidesi olan katılanın yanında oldukları sırada eşinin annesinden para istediğini, annesinin de eşine 20.000,00 TL’lik senet verdiğini, kendisinin yanlarında olduğunu, bu senedi daha sonra Volkan’ın babası Ayhan’ın elinden alıp, zorla değiştirip icraya koyduğunu, zorla yapıldığı sırada yanlarında olduğunu ancak tehdit edildiği sırada yanlarında olmadığını, sadece katılan …’nin senet verirken 20.000,00 TL olarak verdiği şeklinde anlatımda bulunmuştur.
9. Suça konu senede ilişkin olarak;
a) Soruşturma aşamasında Adli Tıp ve Grafoloji uzmanı Dr.Ali Metin’den alınan bila tarihli bilirkişi raporunda; senedin ön yüzündeki yazı ile yazılı bulunan meblağ kısmındaki “dört yüz” yazısının dışındaki yazı ve imzaların katılanın eli ürünü, “dört yüz yazısının” eli ürünü olmadığı ve belgede sahteciliğin aldatma niteliğinin bulunduğu” ,
b) Katılan tarafından sanık … aleyhine Mersin 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/359 Esas sayıl dosyası ile açılan şikayet davasında Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı (Grafolog) Gülten Akbay’dan alınan bilirkişi raporunda: takip dayanağı bonodaki imzaların davacının eli ürünü olup senedin esasen 20.000,00 TL bedelli olduğu, farklı bir kalem ile 20.000,00 yazısının başında bulunan soldaki kapama işaretinin sağına 3. Dik çizgi çekilerek ve yazı ile olan bölüme de “dört yüz” yazısı yazılarak miktar bölümlerinin “420.000.TL”‘ye dönüştürüldüğünün belirtildiği görülmüştür…”
Görüşlerini içerir bilirkişi raporları alındığı tespit edilmiştir.
10.Sanık … tarafından suça konu senede istinaden katılan ve sanık … hakkında Mersin 5. İcra Müd.’nün 2013/3563 Esas sayılı dosyasından 25.04.2013 tarihinde icra takibi başlattığı; katılanın şikayeti üzerine Mersin 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 09.12.2013 tarihli ve 2013/359 Esas, 2013/590 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile takipte istenen 400.000,00 TL lik kısmının iptaline karar verildiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan … Vekilinin Temyiz Sebebi Yönünden
Katılan …’ün, talimat yolu ile Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/406 Tal. Sayılı dosyasının 11.11.2014 tarihli duruşmada sanık …’den şikayetçi, diğer sanık …’den şikayetçi olmadığını beyan ettiği, temyiz aşamasında da verdiği 27.03.2020 tarihli dilekçesi ile de sanıklardan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisi vermeyeceği, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, adı geçen katılan vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Mahkemece hükme esas soruşturma aşamasında Adli Tıp ve Grafoloji uzmanı Dr.Ali Metin’den alınan bila tarihli bilirkişi raporunda; “senedin ön yüzündeki yazı ile yazılı bulunan meblağ kısmındaki “dört yüz” yazısının dışındaki yazı ve imzaların katılanın eli ürünü, “dört yüz yazısının” eli ürünü olmadığı ve belgede sahteciliğin aldatma niteliğinin bulunduğu” belirtilmiş ise de; dosyada fotokopisi bulunan senet üzerinde yapılan gözlemde, tahrifatın çıplak gözle ilk bakışta farkedildiği, bu nedenle bahse konu raporun hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunmadığı, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu da gözetilerek; belge aslının adli emanetten getirtilerek duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığı ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığının gerekçeli kararda tartışılması, denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanık … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Nüfus kayıt örneğine göre, suç tarihinde katılanın oğlu olduğu anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 167 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 5271 sayılı CMK’nın 223 ncü maddesinin dördüncü fıkrasının (b) maddeleri kapsamında şahsi cezasızlık hükümleri gereğince, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine hükmolunması,
2. Kabule göre de;
a. Suça konu senedin “25.04.2013” tarihinde icra takibine konulmuş olması nedeniyle, suç tarihinin “25.04.2013” olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığına yanlış yazılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
D. Sanık … Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık …’ün, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 21.10.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Katılan … vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) alt başlığında açıklanan nedenlerle Mersin 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/110 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararına yönelik katılan … vekilinin temyiz isteğinin, hükmü tayine hak ve yetkisi bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar … ile … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden,
Gerekçe bölümünde (B), (C) ve (D) alt bentlerinde açıklanan nedenlerle Mersin 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/110 Esas, 2015/16 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.