Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39116 E. 2023/107 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39116
KARAR NO : 2023/107
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1894 E., 2021/672 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli 2018/182 Esas ve 2019/223 sayılı kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.06.2021 tarihli ve 2019/1894 Esas, 2021/672 sayılı kararı
Sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; 2010-2012 yıllarında öğrenciyken FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait örgüt evlerinde kaldığı, örgüt evlerinde kalırken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına örgütsel toplantılar düzenlediği, bu toplantılarda toplantıya katılan kişilerden bağış topladığı, örgüte üye kazandırma faaliyetlerinde bulunduğu, lise grup abisi olarak örgüt içerisinde yer aldığı, 2012-2014 yılları arasında örgütle irtibatlı ve iltisaklı kurumlarda çalıştığı, Zaman Gazetesi ve Sızıntı Dergisi’ne aboneliğinin bulunduğu, askeri mahrem yapı içerisinde yer aldığı, öğrencileri askeri okullara hazırladığı, askeri öğrenciler ile aralıklarla görüşmeye devam ettiği, Kızılcahamam … Termal Tatil Köyünde 03.01.2014-05.01.2014 tarihleri arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleri ile konakladığı anlaşılan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olma suçundan cezalandırılması gerektiğine ancak sanığın alınan savunmasında bir dönem örgüte ait yapı içerisinde bulunduğunu ancak daha sonra bu yapıdan ayrıldığını beyan ederek, örgütün çözülmesine yönelik beyanlar ve teşhislerde bulunduğuna, bu nedenle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; sanığın aşamalardaki samimi beyanı ve tanıkların beyanına göre; örgütün kamuoyunda cemaat olarak bilindiği dönemde 2010-2012 yılları arasında
örgüte ait evlerde kalması ile bu dönemde birkaç lise öğrencisi ile ilgilenmiş olmasının tek başına örgüt üyeliği suçunun delilini oluşturmayacağı, sanığın 2012 yılı ve öncesinde kamuoyunda cemaat olarak bilinen bu yapının örgüt olduğunu ve nihai amacını bilmesinin mümkün olmadığı, tanıkların beyanlarında kendisilerini askeri okula yönlendiren kişinin sanık olmadığını söyledikleri, sanığın askeri okula yönlendirme ya da askeri okulda okuyan öğrencilerle ilgilenme faaliyeti yaptığına ilişkin bir tespitin dosyaya yansımadığı, tanıkların açıkça beyan ettiği üzere sanığın kod adı kullanmayıp kendi adını kullandığı, asker mahrem yapıda görev alan kişilerin kod adı kullandığının bilindiği, sanığın da asker mahrem yapıda yer alması durumunda ilgilendiği kişilere kendi adını söylemesinin örgütün gizlilik prensibine uygun olmadığı, tanık ..’in kendilerine sohbet yapan kişinin sanıktan başkası olduğunu söylediği, tanıkların tamamının beyanlarında sanığın mezun olduğu 2012 yılından sonra sanığı görmediklerini ve ne yaptığını bilmediklerini belirttikleri, bu şekilde sanığın örgütün gerçek yüzünün toplum tarafından artık görülebileceği 17/25 Aralık 2013 yılı sürecinden sonra bu yapıyla bağını devam ettirdiğine ve örgütle organik bağ içerisinde hareket ederek örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı, örgütün kamuoyu nazarında cemaat olarak bilindiği bu süreçten önce sanığın 2012 yılı öncesindeki eylemlerinin tek başına örgüt üyeliği suçuna yeterli delil oluşturmayacağı, sanığın beyanı ve SGK kayıtlarına göre 2012-2013 yıllarında örgütle iltisaklı kurumlarda kısa süreli çalışma kayıtları var ise de 2013 Ağustos ayından sonra bu kurumlarda çalışmadığı ve kendi işini kurduğunun anlaşıldığı, 17/25 Aralık sürecinden önceye denk gelen çalışma durumunun örgüt üyeliği suçunun delili olmayacağı, dijital materyal inceleme raporunda suç unsuruna rastlanılmadığı, sanığın dosyamız arasına sunduğu savunma belgelerinden ve tanık olarak dinlenen M. E.’nin beyanından anlaşıldığı üzere sanığın darbe girişimi gecesinde sokağa çıkarak darbeye karşı direniş gösterdiği, sokağa beraber çıktığı yanındaki arkadaşı tanık M. E.’nin yaralandığının anlaşıldığı, sanığın ByLock kullanamadığı ve Bank … hesabının olmadığı hususları ile yerleşik Yargıtay İçtihatları birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu eylemlerde terör örgütü üyeliği için aranan örgüt lehine çeşitlilik, yoğunluk ve devamlılık unsurlarının bulunmadığı ve de sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yetecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmiştir

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge adliye mahkemesi tarafından gerekçeli karar başlığında sanığın gözaltında geçen 07.06.2018-13.06.2018 tarihleri arasındaki sürelerinin belirtilmemesi mahallinde giderilmesi mümkün yazım eksikliği kabul edilmekle İlk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek için Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin kamuoyuna cemaat olarak bilindiği dönemde söz konusu

yapı içerisinde bulunduğu ancak bu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra yapıyla irtibatını kestiği şeklindeki savunmasının aksine delil bulunmaması ve tanık beyanlarının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.06.2021 tarihli ve 2019/1894 Esas, 2021/672 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2023 tarihinde karar verildi.