Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/17599 E. 2023/891 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17599
KARAR NO : 2023/891
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2015 tarihli ve 2014/388 Esas, 2015/74 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a.) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının … olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ile dördüncü fıkraları, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 12.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
b.) Resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olununa 13.09.2019 tarihli ve 2015/151436 sayılı onama ve bozma görüşü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmün gerekçesiz olduğuna, suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, masumiyet karinesinin çiğnenmiş olduğuna, tek bir eylem olmasına rağmen fikri içtima kurallrı ihlal edilerek hem sahtecilikten hemde dolandırıcılık suçundan ceza verilmiş olduğuna, hükmün çelişkili olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1 Sanığın, reklamcılık işi yapan katılan ile yeni açacağı … yerine reklam tabelası yapılması hususunda anlaştıkları, katılanın 20.000,00.TL bedel karşılığında yapacağı tabela karşılığında sanığın suça konu Halkbankası . Şubesine ait 28.02.2014 keşide tarihli, 32.500,00 TL bedelli sahte çeki verdiği, çek bedelinin 20.000,TL sinin borca mahsup edileceği, geri kalan 12.500,00.TL ‘nin ise tahsil edikten sonra sanığa iade edileceğinin kararlaştırıldığı, bahse konu çekin katılana tesliminden sonra sanığın mahsup edilmek şartıyla katılandan toplam 5.750,00.TL para aldığı, tahsil için bankaya ibrazında çekin sahte olduğu anlaşılmaktadır.
2. Sanık, aşamalarda alınan savunmalarında suçlamaları inkar ederek, suça konu çeki . ilçesinde hayvan alım-satımı yapan adresini bilmediği Mürsel Kahraman adlı şahıstan aldığını, kendisine yapılacak tabela bedeli karşılığında da kontrol etmesi ve üzerini tahsil edince vermek şartıyla katılan …’a verdiğini, Mürsel ile alışverişi tamamlanmadığından cirosunun bulunmadığını, sağlam çıksaydı ciro yapıp vereceğini, çekin sahte olduğunu bilmediği şeklinde savunmada bulunmuştur.
3. Katılan … aşamalarda alınan beyanlarında, sanık ile 20.000,00.TL’ye tabela yapılması konusunda anlaştıklarını, ilk başta bedeli nakit vereceğini söylemesine rağmen daha sonradan suça konu 32.500,00.TL meblağlı çeki getirdiğini, bankanın sağlam olduğunu söylemesi üzerine kabul ettiğini, çek bedelinin tamamını tahsil edince kalan 12.500,00.TL’yi sanığa vereceğini, daha sonra sanığın farklı tarihlerde kendisinden 5.750,00.TL para aldığı şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Tanık … kovuşturma aşamasında alınan anlatımında, tarafları tanımadığını, suça konu çeki keşide edip …’a vermediğini, çekin üzerindeki TC nosunun kendisine ait olduğunu, ancak 0286 … .. .. nolu telefonun kendisine ait olmadığını, sanığın savunmasında bahsettiği Mürsel Kahraman adlı şahsı da tanımadığı şeklinde anlatımda bulunmuştur.
5. Halkbankasının 03.11.2014 tarihli yazısı ile, keşideci firmadan onay alınarak çekin sahte olduğunun bildirildiği tespit edilmiştir.
6. Uyap kayıtlarının tetkikinde, sanığın savunmasında bahsettiği . TC kimlik numarasının … adlı gerçek bir şahsa ait olduğu tespit edilmiştir.
7. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2015 tarihli ve 2014/388 Esas, 2015/74 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; sanık savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; suç tarihinde sanığın sahte olduğunu bildiği çeki kullanmak suretiyle hileli davranışlarla katılan …’dan 5.750,00.TL para alıp kendisine haksız menfaat elde ettiği kabul edilerek, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 158 nci madesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu ve resmi belge niteliğindeki kambiyo vasfındaki çekin kullanılmasının ise aynı Kanun’un 204 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gerekçesiyle mahkûmiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde maddesinde suç oluşturan fiil düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin son fıkrasında ise bu fiile uygulanacak ceza miktarı belirtilmektedir. Suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmıştır. Buna göre, sanığa savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilme imkanı tanınmıştır. Sanık kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmektedir. Cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu değildir. Kaldı ki; sanığın aşamalardaki savunmasında ve temyiz dilekçesinde, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin son fıkrası uygulanması nedeniyle savunma hakkı verilmediğine dair bir itirazı da bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede bu husustaki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilirken yeterli ve hukuka uygun gerekçe belirtildiğinden ve 5237 sayılı Kanun’un 212 nci maddesinde, “Sahte resmi veya özel belgelerin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” kuralı ile sahtecilik suçları bakımından özel bir içtima hükmü getirilmiş, resmi veya özel belge kullanılarak TCK kapsamındaki başka bir suçun işlenmesi halinde failin iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılacağı belirtilerek, gerçek içtima kuralı benimsendiğinden, sanığın hükmün gerekçesiz olduğuna ve fikri içtima kurallarının ihlal edildiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımları, banka yazısı ve mahkeme gözlemi karşısında sanığın mahkûmiyetine yönelik hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
5. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
… Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2015 tarihli ve 2014/388 Esas, 2015/74 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden

herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.