Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/723 E. 2023/979 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/723
KARAR NO : 2023/979
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1432 E., 2021/1569 K.
DAVA TARİHİ : 13.02.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/47 E., 2020/316 K.

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
… Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce gönderilen 23.01.2020 tarih ve 70851589-206.16.01-E.1354126 sayılı yazının davacıya 08.02.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, yazıda; … Özel Güvenlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de 16.05.2007 ile 30.06.2010 tarihleri arasında şirket müdürü olarak görev yapan davacının ödenmeyen borçlardan dolayı hakkında 6183 sayılı Kanun’a göre icra takibine geçildiğinin, borçlu şirket çalışanlarından birine yapılan ödeme emri tebliğine istinaden davacı aleyhine E-haciz işlemi yapıldığının ve davacının müdürlük yaptığı dönemlerden sorumlu olduğunun beyan ve iddia edildiğini, davacıya bugüne kadar davalı Kurum tarafından herhangi bir ödeme emri tebliğ edilmediğini, anılan yazı ile davacının borçtan haberdar olduğunu, yazıda dosya numarası, takip numarası vs. hiçbir açıklayıcı ve belirleyici bilgiye de yer verilmediğini, davalı Kurumun daha önceden tebligat yapıldığı iddiasında bulunması halinde usulsüz tebligata da itiraz ettiklerini, davacının adı geçen şirketin hissedarı olmadığı gibi Türk Ticaret Kanunu anlamında yöneticisi veya müdürü de olmadığını, özel güvenlik hizmetleri veren bir şirket olması nedeniyle 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu mucibince İçişleri Bakanlığı, Emniyet Müdürlükleri vs. kurumlarda “Özel Güvenlik ve Özel Güvenlik Okulu” konularında şirketi temsile davacının yetkili olduğunu, bu husus dışında şirketin yöneticisi olması, herhangi bir mali işlem yapması yahut şirketten kar alması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, 16.05.2007 tarih ve 6809 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 382 numaralı sayfasından da davacının 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu mucibince görevlendirildiğinin ve başkaca bir görev ve sorumluluğunun olmadığının görüldüğünü, davacı tarafından davalı aleyhine bu nedenle açılan davaların kabul edildiğini, davalının gönderdiği yazıdan anlaşıldığı kadarıyla Kurumun alacaklarının 2007-2010 yıllarına ait olduğunu ve davacı yönünden zaman aşımına uğradıklarını belirterek, davalı Kurumun davacıya daha önceden tebligat yapıldığı iddiasında ise usulsüz tebligatın iptaline, borçlu şirketin Kuruma olan borçlarından davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından davacının borçlu bulunmadığının tespiti ile davacıya tebliğ edilmeyen ödeme emirlerinin, aleyhine yapılan takibin ve müteakiben yapılan tüm işlemlerin iptaline, davacının banka hesaplarına hukuka ve usule aykırı olarak konulan hacizler ile e-hacizlerin kaldırılmasına ve haciz bildirgelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ve 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesi uyarınca davacının sorumluluğu bulunduğunu belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi kararında özetle; Davanın kabulü ile; davalı Kurum tarafından davacı aleyhinde başlatılan 2010/11228- 11227-11226-11278-11279-11280-14574 nolu takiplerde 2009/7-8-9-10-11-12 ve 2010/1-2-3 dönemlerine ait prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları ile gecikme zamları ve 2010/6-7-8 dönemi prim borcu ve gecikme zammı borçlarını içeren 03.06.2010, 04.06.2010 ve 28.10.2010 tarihli davaya konu tüm ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 15 günlük hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, 7 Mayıs 2007 tarih 6802 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde davacı …’in 25.04.2007 tarihli karar ile şirket müdürlüğüne atanmış ve şirketi münferit imzası ile temsil ve ilzam edeceğinin belirtilmiş olduğunu, 30 Haziran 2010 tarih 7596 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ise davacının 31.05.2010 tarihli karar ile müdürlük görevi ile temsil ve ilzam yetkisinin sona erdiğinin ilan edildiğini, bu nedenle davacının bu borçlardan sorumluluğu bulunduğunu, tebligatların da davacının ikametgahı olan ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde görev ve yetkisinin ilanında belirtilen adrese yapıldığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava ödeme emrinin iptali talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35 ve 58 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.