Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20862 E. 2023/792 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20862
KARAR NO : 2023/792
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/160 E., 2015/76 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve vasisi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2014/160 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi ile 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın sair temyiz itirazlarının reddi ile nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden sanığın suça konu çeke mahsuben 3.700 Türk Lirası ödediğini ileri sürmüş olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin uygulanıp uygulanmaması bakımından katılana etkin pişmanlık uygulamasına muvafakatının olup olmadığının sorulmaması ve 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması bakımından, iddianamede ve esas hakkında mütalaada yer almaması karşısında, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan cezanın arttırılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine aykırılık oluşturulması; sahtecilik suçu yönünden davaya konu çekin kambiyo senedi özelliklerini barındırıp barındırmadığı ve iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti bakımından hükümlerin bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; iş yeri sahibi olduğuna, piyasadan aldığı çekin arkasını ciroladığına, sahte olduğunu bilmediğine ve iyiniyetli olduğuna, ayrıca katılana çeke esas olmak üzere 3.800,00 TL ödeme yaptığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve kararın bozulması talebine ilişkindir.
Ayrıca dosyaya sanık vasisi Mevlüde Taş tarafından 22.01.2021 tarihli “ek temyiz savunma dilekçesi” başlıklı dilekçe sunularak 5237 sayılı Kanun’un 51 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddelerinin uygulanmaması ve kısmi 3.700,00 TL ödeme nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesi yönünden katılanın beyanının alınmaması hususlarında bozma talebinde bulunulmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılana ait iş yerinde bulunan makinaları 15.600,00 Türk Lirası bedelle satın aldığı, satış bedeline karşılık katılana suça konu tamamen sahte olarak üretilmiş 13.600,00 Türk Lirası bedelli çek ile ayrıca dava konusu olmayan 2.000,00 Türk Lirası bedelli bonoyu verdiği, suça konu çekin ibrazında sahteliğinin anlaşıldığı ve ödeme yapılmadığı, bu şekilde sanığın suça konu tamamen sahte olarak üretilmiş çeki tedavüle çıkararak menfaat temin ettiği anlaşılmıştır.
2. Kriminal rapor ile suça konu çekin sahte olduğu belirlenmiştir.
3. Sanığın savunması, katılan ile aralarındaki alışverişi kabule ilişkin ancak suça konu çekin ne şekilde temin edildiği konusunda aşamalarda çelişkilidir.
4. Sanığın, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasını kabul ettiği görülmüştür.
5. Mahkeme tarafından, sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
6. Suça konu çekin dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
A. Bilişim Sistemlerinin Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
1. Tebliğname yönünden
a. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle hükmün bozulması yönündeki tebliğname görüşüne, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde suç oluşturan fiilin, aynı Kanun’un birinci fıkrasının son cümlesinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarının düzenlenmiş, suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmış, buna göre sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmış olması, sanığın kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmesi, cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu olmadığı, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından,
b. Sanığın suça konu çeke mahsuben 3.700,00 Türk Lirası ödediğini ileri sürmüş olması karşısında hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin uygulanıp uygulanmaması bakımından katılana etkin pişmanlık uygulamasına muvafakatının olup olmadığının sorulmaması nedeniyle hükmün bozulması yönündeki tebliğname görüşüne, sanığın 07.01.2015 tarihli savunmasında 3.700,00 Türk Lirası ödediğini beyan etmesine karşın 16.10.2015 tarihli temyiz dilekçesinde 3.800,00 Türk Lirası ödeme yaptığını beyan etmesi, dosya kapsamı itibarıyla söz konusu ödemeye ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediğinin anlaşılması ve katılanın aşamalarda sanık tarafından suça konu çek ile birlikte verilen 2.000,00 Türk Lirası bedelli bonoyu da avukatı aracılığıyla icra takibine konu etmesine rağmen para tahsil edemediğine ilişkin beyanları karşısında iştirak edilmemiştir.
2. Sanık ve Vasisinin Temyiz Sebepleri Yönünden
a. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yapılan İncelemede

1. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli, 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hâkime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiği, suça konu çek aslının getirtilerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
2. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmemesi karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi talebinde bulunan ve engel adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilmeyeceğinin tartışılmaması,
Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
A. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2014/160 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararında sanık ve vasisi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve vasisinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan B bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2014/160 Esas, 2015/76 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve vasisinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.