Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/17773 E. 2023/1057 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17773
KARAR NO : 2023/1057
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/18 E., 2015/100 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2015 Tarihli ve 2015/18 Esas, 2015/100 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (son) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafinin temyiz isteği, sanığın vekaletnamesi bulunduğuna, sahtecilik ve dolandırıcılık kastı ile hareket etmediğine bu nedenle mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, eski eşi Canan Çakar adına kayıtlı olan iş yerine ait çeki, onun rızası ve bilgisi olmadan doldurarak, iş yeri 11.08.2011 tarihinde kapatılmasına karşın bu tarihten sonra kendi şirketi adına tanzim ederek piyasaya sürdüğü ve üzerine atılı suçları işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmalarında, iş yerini eski eşi adına onun rızası ile açtığını, şirketin işleri ile fiilen kendisinin ilgilendiğini, eski eşi tarafından kendisine verilen vekaletname bulunduğu, çeki iş yeri kapatılmadan önce Haziran ayında ileri tarihli olarak keşide ederek kullandığını, katılana aldığı mal karşılığında verdiğini, eski eşi tarafından kendisine verilen vekaletnameyi bulamadığını beyan etmiştir.
3. Tanık olarak beyanına başvurulan Canan Çakar, sanık ile evli olduğu zamanda, sanığın kendi adına şirket kuracağını söylediğini, kendisinin de ona vekaletname verdiğini, haberi olmadan çek koçanı aldığını ve bunları imzalayarak piyasaya dağıttığını öğrendiğinden iş yerinin kapanışını verdiğini söylemiştir.
4. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında katılan hiç dinlenmemiştir.
5. Mahkemece sanığa verilen herhangi bir vekaletname olmadığından ve sanık ve tanık beyanı ile tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçları işlediği kanaati ile mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
6. Sanık müdafii tarafından temyiz dilekçesi ekinde, Canan Çakar’ın sanığa verdiği Beyoğlu 47. Noterliği’nin 23.05.2011 tarihli ve 03906 yevmiye numaralı vekaletname sunulmuştur. Söz konusu vekaletnamede sanığa “çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnesi almaya, çek taahhütnamesi imzalamaya, çek ve senet doldurmaya, kesmeye, senet ve çeklere imza atmaya…” yetkilerinin verildiği görülmüştür.
7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.09.2019 tarihli ve 2015/166076 sayılı, dolandırıcılık suçu yönünden onama, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

IV. GEREKÇE
Sanığın eski eşi olan Canan Gürbüz adına iş yeri açtığını, ancak tüm işlemlerle kendisinin ilgilendiğini, bu konuda Canan Gürbüz tarafından kendisine verilen vekaletname olduğunu savunması, tanık olarak beyanı alınan Canan Gürbüz’ün eski eşinin kendi adına iş yeri açtığını ve ona vekalet verdiğini beyan etmesi, dosyaya temyiz aşamasında sunulan vekaletname ile tanık Canan Gürbüz’ün sanığa çek keşide etme yetkisi de içeren vekaletname verdiğinin doğrulandığı, bu nedenle tüm dosya kapsamından sanığın suç kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanık hakkında atılı suçlar yönünden beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2015 Tarihli ve 2015/18 Esas, 2015/100 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde karar verildi.