YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/877
KARAR NO : 2023/903
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Davalı … Belediye Başkanlığı Yönünden Red, Davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi Yönünden Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı … Belediyesi hakkında ret kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı katılma yolu ile davacı vekili ve davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekilince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan … Belediyesi’nin diğer davalı … İnşaat Ltd. Şti.ne yaptırdığı ferforje işlerin tamamının … Belediye Başkanlığı’nın talimat ve onayı ile tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, ancak davalı belediyenin bu işlerin hakkedişini ödemediği gibi haksız olarak diğer davalı şirkete ödediğini öğrendiğini; alacağın tahsili için İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2010/17392 E. sayılı dosyasından yaptıkları 272.522,56’TL alacağın tahsiline yönelik takibin davalıların itirazı ile durduğunu, davalıların itirazının iptalini ve takibin takipten itibaren reeskont faizi ile devamını ve müteselsilen tahsilini, davalıların %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu ihalenin diğer davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi tarafından kazanıldığını, belediye onayı ile davacıya iş yaptırılmadığını ve davacının sunduğu bir belgedeki iki imzanın da Belediyeyi temsil ve ilzam edemeyecek iki işçiye ait olduğunu, davacı ile kendi aralarında bir ilişki kurulamayacağını, olsa olsa diğer davalı ile bir irtibatı olabileceğini, davanın reddini, davacının haksız takipten dolayı %40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
2.Davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ticari ilişki olmadığı için husumetten red gerektiğini, davacının 1 yıllık sürede itirazın iptali davası açmadığı için hak düşürücü süreyi kaçırmış olduğundan zaman aşımından red gerektiğini, zaten şartnameye göre kısmen dahi başkasına iş yaptırılamayacağını, 2007 yılında ise dava dışı Sistem Metal Şti.den yardım alındığını ve ona da fatura karşılığı ödeme yapıldığını, davacının sözleşme olmadan 173.642,69’TL lik iş yapmasının ve 2007 yılından beri fatura kesmemesinin ve müvekkiline tebliğ etmemesinin haksız olduğunu ortaya koyduğunu, davacının neye göre ve ne oranda faiz istediğinin belli olmadığını, davanın reddini, davacının haksız takipten dolayı %40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
III.MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31/12/2013 tarihli ve 2011/233 Esas, 2013/303 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay(Kapatılan)15.Hukuk Dairesi 25.03.2015 tarih 2014/2948 Esas ve 2015/1514 karar sayılı ilamında “Mahkemece 31.12.2013 tarihli kısa kararda davanın reddine, 272.522,56’TL dava değeri üzerinden 109.009,02’TL icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine karar verildiği halde gerekçeli kararda yine davanın reddine karar verilmiş, ancak %40 icra inkâr tazminatı ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamıştır. Bu durumda kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana gelmiştir. Asıl olan gerekçeli kararın kısa karara uygun olmasıdır. 10.04.1992 gün ve 714 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun kararına göre de kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni sayılmıştır.
Tüm bu nedenlerle, kararın bozulması uygun görülmüştür.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.İkinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 10/11/2015 tarih 2015/661 Esas ve 2015/711 karar sayılı kararında davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince süresi içinde temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay(Kapatılan)15.Hukuk Dairesi 09.11.2016 tarih 2016/3776 Esas ve 2016/4619 karar sayılı ilamında “taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamakla birlikte davacı tarafça dosyaya sunulan ve duruşmada altındaki imzalar ve içerikleri isimleri yazılı belediye işçisi oldukları anlaşılan şahıslara doğrulanan tutanaklardan … Belediyesi sınırlarında muhtelif demir korkuluk imalâtları ve atölye binası söküm işinin davacı İntek İnşaat Malzemeleri …. Ltd. Şti. tarafından yapıldığının yazılı olduğu görülmektedir. Mahkemece bu tutanaklarda imzası bulunan kişiler tanık olarak dinlenilmekle birlikte yazılı işlerin yapılıp yapılmadığı, davalı … ile diğer yüklenici şirket ve davalı iş sahibi Belediye yararına imalâtlardan olup olmadığı araştırılmamış, davacının vekâletsiz iş görme hükümlerine göre talepte bulunup bulunmayacağı tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece davalı …’den diğer davalı şirket ile yaptığı sözleşmeye ilişkin tüm ihale süreci, yapılan yazışma ve düzenlenen tutanaklarıda ihtiva eden işlem dosyası getirtildikten sonra mahallinde konusunda uzman teknik bilirkişi ile keşif yapılarak önceki paragrafta sözü edilen tutanaklarda belirtilen yerlerde tutanağı düzenleyen şahıslar da hazır edilip yer gösterme yaptırılarak dinlenmek sureti ile bu tutanaklarda yazılı iş ve imalâtların davalı yüklenici şirket ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, davalı yüklenici şirket veya davalı iş sahibi belediye yararına olup olmadığı ile yararına ise 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 410 ve devamı maddelerince vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı 2007 yılı mahalli piyasa rayiçlerine göre bedeli konusunda rapor alınıp yükleniciyle yapılan sözleşme kapsamında ise yüklenici, yükleniciyle yapılan sözleşme dışında ise iş sahibi sorumlu tutulmak sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan İcra İflas Kanunu 67/II. maddesi gereğince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi halinde diğer tarafın talebi üzerine kötüniyet tazminat ile mahkum edileceği belirtildiğinden dosya kapsamına göre mevcut deliller ile davacının takipte haksız olduğu kabul edilse dahi kötüniyetli olduğu kanıtlanmadığından koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddi yerine kabulü de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C.Üçüncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 16/06/2020 tarih 2017/967 Esas ve 2020/311 karar sayılı kararında davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Karara karşı taraflar vekilince süresi içinde temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Yargıtay(Kapatılan)15.Hukuk Dairesi 02.06.2021 tarih 2020/2481 Esas ve 2021/2425 karar sayılı ilamında “Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında tutanaklarda yazılı iş ve imalâtların davalı yüklenici şirket ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, davalı yüklenici şirket veya davalı iş sahibi belediye yararına olup olmadığı, yararına ise 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 410 ve devamı maddelerince vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı 2007 yılı mahalli piyasa rayiçlerine göre bedeli konusunda rapor alınıp yükleniciyle yapılan sözleşme kapsamında ise yüklenici, yapılan sözleşme dışında ise iş sahibi sorumlu tutulmak sureti ile karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmesine ve hükme esas 08/10/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan iş ve işlemlerin davalılar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında kaldığı açıkça belirtilmesine ve bozma ilamında yapılan işlerin sözleşme kapsamında bulunması halinde yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmesine karşın yerel mahkemece davalı işsahibi … Belediye Başkanlığının da sorumlu tutularak hüküm tesisi hatalı olmuştur. Hükmün belirtilen sebeple davalı … Belediye Başkanlığı lehine bozulması uygun bulunmuştur.
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını genel mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK’nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; istenebilecek alacak miktarı bilirkişi raporu da alınmak suretiyle yapılan yargılama sonucu belirlenmiştir. Bu durumda likit bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğinden mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Hükmün belirtilen sebeple davalı yüklenici İntek İnşaat Malz İmalat ve Paz San Dış Tic. Ltd. Şti lehine bozulması uygun bulunmuştur.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 16/11/2021 tarih 2021/606 Esas 2021/908 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamakla birlikte davacı tarafça dosyaya sunulan ve duruşmada altındaki imzalar ve içerikleri isimleri yazılı belediye işçisi oldukları anlaşılan şahıslarca doğrulanan tutanaklarda, … Belediyesi sınırlarında muhtelif demir korkuluk imalâtları ve atölye binası söküm işinin davacı İntek İnşaat Malzemeleri Ltd. Şti. tarafından yapıldığının yazılı olduğu görüldüğü, bozma sonrası, işlerin yapılıp yapılmadığı, davalı … ile diğer yüklenici şirket ve davalı iş sahibi Belediye yararına imalâtlardan olup olmadığı araştırıldığı, davalı …’den diğer davalı şirket ile yaptığı sözleşmeye ilişkin tüm ihale süreci, yapılan yazışma ve düzenlenen tutanakları da ihtiva eden işlem dosyası getirtildikten sonra mahallinde konusunda uzman teknik bilirkişi ile keşif yapılarak tutanaklarda belirtilen yerlerde tutanağı düzenleyen şahıslar da hazır edilip yer gösterme yaptırılarak dinlenmek sureti ile bu tutanaklarda yazılı iş ve imalâtların davalı yüklenici şirket ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında kalıp kalmadığı, davalı yüklenici şirket veya davalı iş sahibi belediye yararına olup olmadığının tespiti ile yararına ise 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 410 ve devamı maddelerince vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı 2007 yılı mahalli piyasa rayiçlerine göre bedeli konusunda rapor aldırılmış; yapılan işlerin sözleşme kapsamında kaldığı ve davalı … yararına olduğu anlaşılmakla; bilirkişilerce hesaplanan 167.536,22 TL’nin davalı yüklenici … İnşaat A.Ş. (eski ünvan: … inşaat Sanayi Ltd. Şti)’den tahsiline, davanın davalı … yönünden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak; davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz kabul edilmeksizin davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından katılma yolu ile ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan imalatların davalı … Belediyesinin menfaatine olduğunu ve davalı yönünden ret kararının doğru olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı olarak açılan itirazın iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 nci maddesi, 438 nci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrası,
818 sayılı Borçlar Kanununun 410 ve devamı maddeleri,
818 sayılı Kanununun 355 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, her ne kadar davacı ile davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi arasında yazılı sözleşme bulunmasa da davacının yapılan işlerle ilgili belediye çalışanlarının imzasının da bulunduğu tutanakların ve tutanaklarda imzası bulunanların beyanlarının incelenmesinde davacının beyan edilen işi meydana getirdiği, bilirkişi tarafından bozma ilamında belirtilen şekilde yapılan incelemede de yapılan işlerin davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi ile olan sözleşme kapsamını aşmadığı bu durumda davacının alacağından sadece davalı … İnşaat Ticaret Anonim Şirketi’ın sorumlu bulunduğu, davacının alacağı belirlenirken bilirkişi aracılığıyla belirleme yapıldığı bu durumda alacağın likit olmasından bahsedilmeyeceği ve icra inkar tazminatına hükmedilme şartının oluşmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraflar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
07/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.