Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/11416 E. 2023/766 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11416
KARAR NO : 2023/766
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

… Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2015 tarihli ve 2014/123758 Soruşturma, 2015/1113 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/698 Değişik … sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.04.2015’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.12.2022 tarihli ve 2022/22642 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2022 tarihli ve KYB-2022/156825 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.12.2022 tarihli ve KYB-2022/156825 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, şüpheli … tarafından müşteki … aleyhine … 30. İcra Müdürlüğünün 2014/14910 esasına kayden başlatılan icra takibine konu 29/12/2013 keşide tarihli, 30/07/2014 vade tarihli 4.000.000 Dolar bedelli keşidecisi müşteki … olan senedin sahte olarak düzenlendiği iddiasından ibaret soruşturma konusu olayda, alınan bilirkişi raporunda iddiaya konu senet üzerindeki müştekiye atfen atılı keşideci imzasının ve ‘… N. …’ şeklindeki ismin şikâyetçinin el ürünü olduğunun tespit edildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Müşteki vekili tarafından verilen şikâyet dilekçesinde müşteki tarafından kardeşi olan şüpheliye bu miktarda senet verilmediği, müştekinin boş bir kağıda attığı imzanın bir şekilde düzenlenerek takibe konu senedin oluşturulduğunun ifade edildiği, dosyada mevcut ve karara dayanak alınan 25/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda müştekiye atfen atılı imzanın ve ‘… N. …’ şeklindeki keşideci isminin şikâyetçinin el ürünü olduğunun tespit edildiği belirtilmiş ise de rapor içeriğinde ‘…Tetkike konu belgenin sağ alt köşesinde yer alan inceleme konusu ‘… N. …’ isim yazısı ve üzerinde atılı bulunan imzanın bir mürekkepli kalemle, tetkike konu belge üzerinde diğer yazıların ise farklı ikinci bir mürekkepli kalemle, olmak üzere inceleme konusu belgenin fiziksel özellikleri farklı iki kalem ile tanzim edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır…’ şeklindeki açıklamalar ve yine icra takibine konulan senet üzerindeki imzaya itiraz davasının görüldüğü … 8. İcra Mahkemesinin 2014/792 esas sayılı dosyasında alınan …/04/2015 tarihli bilirkişi raporundaki ‘…İnceleme konusu belgenin sağ alt köşesinde … adına atılı bulunan imza ve altında yazılı bulunan ‘… N. …’ yazısının aynı mavi mürekkepli bir kalemle, inceleme konusu belgedeki diğer yazı ve rakamların ise mavi mürekkepli ikinci bir kalemle, olmak üzere söz konusu belgedeki yazılar, rakamlar ve atılı bulunan imzanın iki farklı mürekkepli kalemle yazılıp imzalandıkları, Ayrıca inceleme konusu belgenin sağ alt köşesinde … adına atılı bulunan imza ve altında yazılı bulunan ‘… N. …’ yazısının bulunduğu (yaklaşık 9,5×9 cm) alanın … renkte olmasına rağmen, söz konusu kağıdın diğer bölümlerindeki yüzeyin sararmış vaziyette olduğu… müşahede ve tespit edilmiştir…’ şeklindeki aynı yöndeki tespitler ile benzer bir olaya ilişkin verilen Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29/04/2019 tarihli ve 2019/2697 esas, 2019/4104 karar sayılı ilâmı, ayrıca aynı senede ilişkin menfi tespit davasında dinlenen tanıklar …, … ve … …’ın ifadelerinde özetle şüphelinin müştekinin yanında genel müdür olarak maaşlı çalıştığı, …’da görevli olduğu dönemde, …’de yaşayan müştekinin oraya gönderilen kişilerle gönderdiği ıslak imzasını içeren boş kağıtların şüpheliye teslim edildiği, işlerin … ilişkisi içerisinde bu yolla yürütüldüğünü beyan ettikleri nazara alındığında, kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli delillerin mevcut bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi … vekilinin … Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 15.09.2014 tarihli dilekçesinde, şüpheli … tarafından … 30. İcra Dairesinin 2014/14910 Esas sayılı dosyası kapsamında ….08.2014 tarihinde icra takibine konu edilen 29.12.2013 tanzim ve 30.07.2014 vade tarihli 4.000.000 USD bedelli bono şeklinde düzenlenmiş belge altında bulunan imzanın şikâyetçiye ait olmadığı kanaatine varıldığı gibi, şikâyetçinin kardeşi olan ve daha önce ona ait şirketlerde sigortalı olarak çalışan şüphelinin, başka sahtecilik yöntemleri kullanarak imzayı bir şekilde belgeye nakletmiş olabileceğinin de iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; borçlu isim ve imzasının şikâyetçiye ait olduğunu bildirir 25.12.2014 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak, “kamu davası açılmasını gerektirir somut delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; bahse konu bilirkişi raporunun şikâyetçiye ait imza ve yazı örnekleri temin edilmeden ve mukayeseye esas fotokopi belgeler incelenerek tanzim edilmiş olduğu, benzer görüşler içeren … 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/792 Esas sayılı dosyasında mevcut ….04.2015 tarihli bilirkişi raporu sureti ile taraflar arasındaki menfi tespit davasında talimat yoluyla dinlenen tanık beyanlarının 28.05.2019 havale tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulduğu, bununla birlikte UYAP üzerinden yapılan incelemede, menfi tespit davasına ilişkin … 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/611 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamada, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığından da rapor alındığı belirtilmesine rağmen, bu raporun aslı ya da onaylı suretinin dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; … 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/792 Esas sayılı dosyası ile … 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/611 Esas sayılı (… 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/619 Esas) dosyalarının getirtilerek bilirkişi raporları ile birlikte incelenmesi, onaylı suretlerinin dosya arasına konulması, şikâyetçinin beyanına başvurularak yeterli sayıda imza ve yazı örneklerinin alınması, şikayetçi ve şüpheliye ait mukayeseye esas belge asıllarının temin edilmesi ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, belgedeki imzanın ve içeriğindeki tüm yazı ve rakamların kime ait olduğunun, söz konusu belgenin imzadan faydalanılarak oluşturulup oluşturulmadığının belirlenmesi ve menfi tespit davasında dinlenen tanıkların beyanlarına da başvurulmasından sonra, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ya da aynı Kanun’un 209 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sahtecilik suçu bakımından asli zamanaşımı süreleri gözetilip, 5237 sayılı Kanun’un 167 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddeleri de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen “kamu kurum ve kuruluşlarının… araç olarak kullanılması suretiyle…” dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken, eksik soruşturma neticesinde belirtilen hususların yerine getirilmemesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.04.2015 tarihli ve 2015/698 Değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.