Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/12033 E. 2009/5950 K. 18.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12033
KARAR NO : 2009/5950
KARAR TARİHİ : 18.06.2009

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere … kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … … … ile davalı vek. Av. … … …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirketin 1997 yılından beri … marka araçların ana bayisi olan 2000 yılında kurulan … otomobillerinin Türkiye distribütörü olduğunu, müvekkili şirketin bayi ve servis hizmetini sürdürürken davalı şirketin sözleşme ilişkisini 2001 yılı Mayıs ayında 3 aylık feshi ihbar süresi vererek feshettiğini, bölgesindeki yatırımlarını yenileyen, satış ve satış sonrası hizmet ağını büyüten şirketin fesihten zarar gördüğünü, davalının feshinin haksız olduğunu, müvekkili şirketin fesihten dolayı zarar gördüğünü, davalının 2 yıllık süre vermeden sözleşmeyi feshedemeyeceğini ileri sürerek 20.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili şirketin 28.01.2000 tarihinde kurulduğunu, davacının … marka ticari araç satışı, ticari araçlara yetkili servis hizmeti ve yetkili yedek parça satış işleri yaptığını, 01.03.2000 tarihinden önce taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını, davacının bayilik sözleşmesi uyarınca vermesi gereken teminatı vermediğini, bu nedenle bayilikle ilişkisinin 3 ay süre verilerek sona erdirildiğini, yedek parça satım işine de 31.12.2001 tarihinde sona erdirildiğini, yedek parça ve servis hizmeti nedeniyle 21.05.2002’ye kadar faaliyetin devam ettiğini, davacının davadaki talebinin açık olmadığını, aktif dava ehliyeti bulunmayan davacının açtığı davanın dinlenemeyeceğini, 01.03.2000 tarihinden öncesine dayanan takipler yönünden davalının pasif dava ehliyeti bulunmadığını, 4 yıl 3 ay sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, olayda 4054 sayılı Kanun ve 1998/3 sayılı tebliğin uygulanamayacağını, feshi ihbar süresinin kıyasen uygulanacak TTK.’nun 133. maddesine uygun olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacının borçlarını ödeyemediğini, planlanan satış hedefini tutturamadığını, davacının fesih nedeniyle zarara uğramadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre taraflar arasında … satıcılık ilişkisi bulunduğu, fesih bildirimi yönünden TTK.’nun 133/1. maddesi hükmünün kıyasen uygulanacağı, kanunun hukuki değerlendirmeyi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporları arasındaki çelişkiden dolayı üçüncü rapor alınmadığı, 3 aylık feshi ihbar süresinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak, yazılı olmayan bu sözleşme ile davalının davacıya araç satış bayiliği verdiği, davacının ayrıca yetkili servis olarak çalıştığı dosyaya toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı, 25.05.2001 tarihli ihtarla hiçbir sebep göstermeden tebliğden itibaren 3 ay süre vererek sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Uyuşmazlık davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, 3 aylık feshi ihbar süresinin yeterli olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.
Mahkemece davacıya verilen 3 aylık feshi ihbar süresinin yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Belirsiz süreli, sürekli borç ilişkilerinde taraflar her biri kural olarak … taraflı irade beyanıyla bu ilişkiyi sona erdirebilir. Sözleşmenin bu şekilde sona erdirilmesi her somut olayda sözleşmenin amacına uygun olacak şekilde belirlenmelidir.
Davacı, otomobil satımı ve servis hizmeti vermekte olup, sözleşmenin feshi için verilecek ihbar süresi satıcının işletmesini başka biçimde değerlendirmesine olanak verecek uzunlukta olması gerekir. Tarafların durumu, anlaşmanın niteliği ve hacmi gözetilerek 3 aylık feshi ihbar süresinin yerinde olup olmadığı konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınmalıdır. Mahkemece alınan iki bilirkişi raporunda feshi ihbar süreleri yönünden farklılık bulunduğundan yukarıdaki ilkeler ışığında davalının sözleşmeyi fesih için vermesi gereken makul süre tespit edilerek, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden işletmenin niteliği ve hacmi gözetilmeden acentelere uygulanan 3 aylık feshi ihbar süresinin kıyasen uygulanarak, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 625.00.-TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.