YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12941
KARAR NO : 2023/1052
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/538 E., 2022/1693 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 06.01.2014
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/1147 E., 2017/139 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kurumda … Bağ Numarası, … Sigorta Sicil numarası ile işlem gördüğünü, 30.05.2005 tarihine kadar olan zorunlu Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin 30.05.2006 tarihinde kuruma verdiği dilekçe ile 6111 sayılı yasaya göre yapılandırarak 6.865 TL olarak ödediğini, davacının 30.05.2005 tarihinden sonra zorunlu SSK sigortalısı olduğunu, ancak kurumun 30.05.2005 tarihinden sonra da davacıyı Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul etmesi nedeniyle 24.07.2009 tarihli dilekçe ile kuruma başvurarak 5510 sayılı Kanun’un Ek 17 inci maddesine göre Bağ-Kur borçlarının silinmesi talebinde bulunduğunu, kurum tarafından davacının ödenmemiş borç aymın 30.04.2008 tarihine kadar 23 ay olduğunu, oysa Ek 17 inci madde gereğince en az 60 ay olması gerektiğinin bu nedenle talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, 23 aylık sürenin de 01.06.2006-30.04.2008 tarihleri arasındaki süre olduğunu, davacının ödenememiş borç ayının başlangıcının 01.06.2006 tarihi olduğunu, oysa Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen Kartal 4. İş Mahkemesi’nin 2010/441 E., 2011/1133 K. sayılı kararında davacının zorunlu Bağ- Kur sigortalılığının sona erdiği tarihin 30.05.2005 tarihi olarak belirlendiğini, bu nedenle de davacının 01.06.2005-30.05.2006 tarihleri arasında 1 yıllık fazla prim yatırıldığını, davalı kurumun davacının Bağ-Kur sigortalılığının sona eriş tarihini kabul etmemesi nedeniyle 31.05.2011 tarihinde tekrar başvuru yapıldığını bu tarihte toplam borcun 4.800 TL olduğunun bildirilmesi üzerine aynı gün 4.800 TL’nin yatırılarak emeklilik başvurusunda bulunduğunu, 4.800 TL’nin zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı döneminde olmaması nedeniyle fazladan yatırıldığını ve iadesinin gerektiğini, davalı kurumun kesinleşmiş karan infaz etmediğini, davalı kurumun davacıya gönderdiği 06.08.2013 tarih, 29795935720303-1011969770070-0001-2013/2933858 sayılı yazısında 9.070,40 TL borcunun olduğunun Bağ-Kur hizmetlerinin devredilemeyeceğinin bildirildiğini, bu nedenle 30.05.2005 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı sona eren davacının bu tarihten sonra zorunlu prim borcu olduğu yolundaki 06.08.2013 tarih, 29795935720303-1011969770070-0001-2013/2933858 sayılı kurum kararının iptali ile 30.05.2005 tarihinden sonra fazladan yatınlan sigorta primlerinin yasal faiziyle iadesini, 30.05.2005 tarihine kadar olan hizmetlerin sigortalı hizmetlerle birleştirilmesini, 31.05.2011 tarihli tahsis müracaat başvurusu dikkate alınarak kendisine 506 Sayılı Yasa çerçevesinde emekli aylığı bağlanmasını ve aylıkların yasal faiziyle ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2017 tarihli ve 2013/1147 Esas, 2017/139 Karar sayılı kararıyla;
“1-Davanın kabulü ile;
a)Davacıya 31/05/2011 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine,
b)Bağlanacak emekli aylıklarının hak edildikleri tarihler itibariyle yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine,
c)Yukarıdaki kararlara bağlı olarak davacının fazladan yatırdığı primlerin davacıya iadesine,
d)Yukarıdaki kararlara aykırı Kurum işleminin iptaline,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.12.2018 tarihli ve 2017/2368 Esas, 2018/1785 Karar sayılı kararıyla; “Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 31.05.2011 tarihli tahsis talebinin Kurum tarafından Bağ-Kur prim borcu olduğu gerekçesiyle reddedildiği, Kartal 4. İş Mahkemesinin 2010/441 Esas, 2011/1133 Karar sayılı ilamı ile davacının 30.05.2005 tarihinden sonra Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, Maltepe SGK tarafından gönderilen yazı cevabına göre davacının 22.04.1981-20.04.1982, 22.03.1985-31.05.1988, 11.09.1988-31.01.1990, 02.03.1990-30.05.2005 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, davacıya 05.2005 tarihinden sonra prim tahakkuku yapılmadığı, bu tarihte 14.587,71 TL borcunun bulunduğu, davacının 05.2006 tarihinde 6.865,00 TL ödemede bulunduğu, borcun 9.920,92 TL’ye düştüğü, bu tarihten sonra davacı tarafından 4.115,70 TL ödemede bulunduğu, borcun 6.221,79 TL’ye düştüğü, 10.2015 tarihi itibariyle davacının 6.618,84 TL borcu olduğunun tespit edildiği, gönderilen yazı cevabında davacının Bağ-Kur sigortalılığının 30.05.2005 tarihinde sonlandığı, davacıya çıkarılan borcun 30.05.2005 öncesi borcun düzenli ve zamanında ödenmemesinden kaynaklandığı,ödenmemiş prim borcu bulunan davacıya 31.05.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı” gerekçelerine dayalı olarak; “Davalı Kurumun istinaf isteminin kabulüne, … Anadolu 20.İş Mahkemesinin 2013/1147 Esas, 2017/139 Karar sayılı 21.04.2017 tarihli kararının kaldırılmasına, Davanın reddine,” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; “Davacı vekilinin, mahkeme kararı ile 30.05.2005 tarinde 1479 sayılı kapsamdaki bağkurluluğunun sonlandığının belirlendiğini, Kurum tarafından, bu tarih sonrası tahakkuk ettirilen prim borcuna istinaden oluşan borç sebebiyle 30.05.2011 tarihli tahsis başvurunun işleme alınmadığını oysa ki bu borcun 30.05.2005 tarih sonrasına ait olduğunun Maltepe SGM’nin 31.07.2009 tarihli, Ek 17 inci madde kapsamında yapılan başvuru cevabından da anlaşıldığını belirterek Kurum işleminin iptalini, yaşlılık aylığı bağlanmasını ve fazla ödenen primlerin iadesini istediği eldeki davada Mahkemece, Maltepe SGM’nin 31.07.2009 tarihli cevabı yazısı dikkate alınarak davacının, 30. 05.2005 tarih sonrasına ilişkin prim borcu olmadığı gerekçesiyle, talebin tamamen kabul edildiği, istinaf incelemesinde ise, bu prim borcunun 30.05.2005 tarih öncesine ilişkin olduğu sebebiyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddedine karar verildiği belirgindir.
Dosya kapsamında ki, Kurum yazılarına göre, borcun kaynağının 30.05.2005 tarih öncesine ait olduğu ve düzensiz yapılan ödemeden kaynaklandığı dile getirilmiş ise de bu konuda yapılan irdeleme yetersizdir. Şöyle ki mahkemece, davacı tarafça 30.05.2011 tarihli tahsis talebinden önce yapılan ödemelerin Kurum’un belirttiği gecikme zammı niteliğindeki borcu karşılayıp karşılamadığına ilişkin bu konuda uzman bir bilirkişiden rapor almak suretiyle denetiminin tam olarak sağlanması ve elde edilecek sonuca göre şüpheden uzak bir karar verilmesi gerekmektedir.” hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Bozma kararı sonrası Dairemiz tarafından hesap konusunda uzman bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişinin raporunda davacının 30.05.2005 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması durumunda 14228,02 TL prim borcu bulunduğu,31.05.2005 öncesi sigortalılıkların çakışması nedeniyle 4/b sigortalılığa aktarılan primler ve 30.05.2006 tarihinde yapılan 6865,00 TL tenzil edildiğinde 30.04.2011 tarihinde yapılandırma kapsamında 4800,00 TL ödenmişse de yapılan ödemenin ancak anapara ödemesini karşılayacağı ve gecikme zammının devam edeceğinin tespit edildiği, ödenmemiş prim borcu bulunan davacıya 31.05.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı belirtilerek, davanın reddine” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin 22.04.1981-30.11.2004 tarihleri arasındaki Bağ-Kur mükellefiyetine ilişkin tüm borçlarını 30.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5458 sayılı Yeniden Yapılandırma Yasası doğrultusunda yapılandırma borcunun tamamını bu Kanunun yürürlük süresinde bitirdiği, 30.11.2004-30.05.2005 tarihleri arasındaki sürede ise, 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesine göre prim borçlarını peşin ödediği göz önüne alındığında müvekkilin 30.05.2005 öncesinde prim borcundan söz edilmesinin yasal olarak mümkün olamayacağından, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya 31.05.2011 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…