Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/11708 E. 2023/816 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11708
KARAR NO : 2023/816
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/641 E., 2015/241 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kars 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2014/641 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, imzaların katılanlara ait olduğunun uzmanlık raporlarıyla da tespit edildiği, diğer kurucu unsurlarda tahrifat olmadığı, kefil kısmındaki yazıların sanığa ait olmadığı belirlendiği gibi bu yazının bononun düzenlenmesinden önce veya sonra yazılıp yazılmadığının tespitinin yapılmadığı, bu yazıyı sanık yazsa dahi keşidecinin zorunlu unsur olmadığı, zorunlu unsurların dahi lehtar tarafından doldurulmasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ nun 680 inci maddesi uyarınca aykırılık teşkil etmeyeceğinden suç unsurlarının oluşmadığı, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın olay tarihinde Kars Spor Kulübünde futbolcu olduğu, kulüpten alacağı nedeniyle kulüp başkanı tanık … ve kulüp yetkilileri olan katılanlar … ve … ile aralarında Kars Spor Kulübünü borçlu göstererek 17.000,00 TL bedelli bono düzenledikleri, ancak sanığın bir başka kişiye kefil bölümüne katılanların isimlerini yazdırarak katılanlar aleyhine icra takibi yaptığı bu suretle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, başka kulübe transfer olmasından dolayı alacağına mahsuben suça konu bonoyu aldığını, aldığında kefil kısmında katılanların adının ve imzalarının yazdığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılanlar, Kars Spor Kulubünde yöneticilik yaptıklarını, sanığa kulüp olarak 17.000,00 TL borçlarına mahsuben kulüp başkanı …’nun da imzaladığı bono hazırladıklarını, katılan …’ın bonoyu parafladığını, kefil kısmında hiç kimsenin adının yazmadığını, ancak sanığın kefil kısmının üzerini doldurup haklarında icra takibi yapmasından dolayı araç satışı, maaş haczi, hesap blokesi gibi işlemlerle mağdur olduklarını beyanla şikayetçi olmuşlardır.
4. Tanık …, olay tarihinde Kars Spor Kulübü Başkanı olarak görev yaptığını, uygulamalarında bonoları kulüp adına düzenleyip kendisi ve iki kulüp yöneticisinin imzaladığını, suça konu bonoda şahsi kefilin olmadığını, kulüp başkanı olarak kendisi, katılanlar ve bir kaç kişinin daha bono düzenleme yetkisinin kulüp yönetimi kararı ile alınıp karar defterinde yer aldığını beyan etmiştir.
5. Kars 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2018 tarihli, 2013/355 Esas, 2018/671 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, katılanların davacı, sanığın davalı olduğu, açılan menfi tespit davasında davacıların herhangi bir mazeret bildiriminde bulunmaksızın katılmadığı anlaşılmakla takip edilmeyen dosyanın 6100 sayılı HMK’nın 150 nci maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, kararın 20.02.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
6. Uzmanlık raporlarına göre, ödeyecek bölümünde imzanın katılan …’e ait olduğu, diğer imzalar ve kefil bölümündeki yazıların katılanlar ve sanığa ait olmadığı, kefil hanesindeki “…, …” ve tanzim tarihi altındaki “KARS” yazılarının aynı mürekkepli kalemle, kefil hanesindeki en alt bölümdeki imza ve metin hanesindeki “m” harfinin ikinci bir mürekkepli kalemle, diğer yazıların ve imzaların üçüncü bir mürekkepli kalemle olmak üzere iç farklı mürekkepli kalemle doldurulduğu, kefil bölümündeki yazı ve imzaların sonradan eklenip eklenmediği hususunda olumlu veya olumsuz kanaat bildirilemediği anlaşılmıştır.
7. Mahkemece, suça konu dosyada aslı bulunan bono incelenip özelliklerinin tespit edildiği, aldatıcılık niteliğine sahip olduğu kabul edilerek sübut bulan suçtan sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Mahkemece, Erzurum Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünün 29.09.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre kefil bölümünde yer alan yazıların sanık veya katılanların eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi mümkün olmamışsa da; 02.12.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre bu yazıların senet metninin doldurulduğu kalemden farklı bir kalemle yazılmış olduğunun tespit edilmesi ve katılanlar ile tanığın beyanları birlikte değerlendirildiğinde, boş olan kefil bölümünün sonradan doldurulduğu, sanık tarafından doldurulduğu sabit olmasa dahi senedin sanığın elinde bulunduğu göz önüne alındığında bu işlemin sanığın bilgisi dahilinde olduğu, sanığın bu şekilde asıl sorumlu olan kulüpten alamadığı alacakları katılanları kefil gösterip onlara doğrudan yöneltme kolaylığı sağladığı kabul edilerek sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan her zaman kamu davası açılması mümkün görülmüştür.
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kars 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2014/641 Esas, 2015/241 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.