Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4543 E. 2023/741 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4543
KARAR NO : 2023/741
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin eşi İsmet Kayırıcı’dan miras kalan 14618 parsel sayılı taşınmazın davalıya vekaletname ile satıldığını öğrendiğini, müvekkilinin ve oğullarının bu satışa rızası bulunmadığını ancak her nasılsa bu satışın gerçekleştiğini, bu nedenle müvekkilinin şufa hakkını kullanmak istediğini, müvekkilinin davalının kötü niyetli olduğunu düşündüğünü, izah edilen nedenlerle dava konusu taşınmazın 18/32 hissesinin davalıya yapılan satışının ve tescilinin iptali ile tapu kaydının davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını, 3 aylık dava süresini geçtiğini, davacı ve diğer hissedarların Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/121 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine tapu iptali ve tescil davası açmış olduklarını, öncelikle süre yönünden davanın reddi gerektiğini, dava konusu gayrimenkul üzerine 2 bodrum, zemin ve 3 normal katlı 12 bağımsız bölümlü bir bina yapıldığını, davacının zemin katta sağ tarafta kalan ve 2. normal kattaki iki dairenin maliki olduğunu, bina üzerindeki dairelerin paylaşıldığını ve teslim alındığını, kat irtifakının kurulmadığını, fiili taksimin yapıldığını, izah edilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 6.Hukuk Dairesince: “…Davacı, dava dilekçesinde,14618 parsel nolu taşınmazda paydaş olduğunu, davalının 14/02/2007 tarihinde paydaşlardan Mehmet Kayırıcı ve Muharrem Kayırıcı’nın toplam 18/32 payını aldığını belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ve adına tescilini talep etmiştir. Davalı, davacının davanın süresinde açılmadığı ve fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesinde, davacıya karşı dava konusu taşınmazdaki satışın iptali yönünde açılmış tapu iptal tescil davasının bulunduğu,bu davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini savunduğu, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine, mahkemece davacı aleyhine açılmış tapu iptal tescil davasının bulunduğu ve davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Davacı aleyhine açılan tapu iptal tescil davasının sonucu bu davanın sonucunu da etkileyebilecektir. Bu nedenle mahkemece davacı aleyhine 14618 parseldeki payına yönelik açılan tapu iptal tescil davasının sonucu beklenerek,hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “… bozma ilamında bekletici mesele yapılması gerekliliğine vurgu yapılan Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/459 Esas 2020/145 Karar sayılı ilamının 17/07/2020 tarihinde kesinleştiği, davalının dava konusu taşınmazdaki payının iptaline karar verildiği gereğince mahkemede görülen davanın konusuz kalması…” gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hüküm fıkrasının 6 No.lu bendinde yatırılan 25.375,00 TL şüf’a bedelinin müvekkiline iadesine karar verilmesi gerekirken karar kesinleştiğinde ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk Medeni Kanununun 732. madesi: “Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler.” düzenlemesini ihtiva etmektedir.

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.

Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, özellikle bozma ilamında belirtildiği üzere davacı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil kararının kesinleşmesinin beklendiği ve kesinleşen kararla davacı payının iptaline karar verildiği gözetilerek tesis edilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.