Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13531 E. 2023/91 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13531
KARAR NO : 2023/91
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2013 tarihli ve 2012/133 Esas, 2013/5 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında katılan …’ya yönelik eylemleri nedeniyle bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 90.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanıklar hakkında katılan …’a yönelik eylemleri nedeniyle bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 126.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2013 tarihli ve 2012/133 Esas, 2013/5 Karar sayılı kararının sanıklar, sanıklar müdafiileri, katılan … vekili ve katılan … tarafından temyizleri üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 09.09.2014 tarihli ve 2014/14348 Esas, 2014/14275 Karar sayılı kararı ile somut olayda haksız elde edilen menfaatlerin tahsilinde bankanın ödeme vasıtası olması nedeniyle TCK’nın 158/1-f maddesinde belirtilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu haliyle sanıkların eylemlerinin polis memurlarını aracı olarak kullanılmaları nedeniyle TCK’nın 158/1-d maddesinde belirtilen suçu oluşturduğu gerekçesiyle suç vasfından bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2014/225 Esas, 2014/225 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında katılan …’ya yönelik eylemleri nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 … hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanıklar hakkında katılan …’a yönelik eylemleri nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 … hapis ve 45.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekilinin temyiz isteği; eksik ceza tayinine ilişkindir.
Sanık … müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına ve lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
Sanık …’in temyiz isteği; herhangi bir neden belirtilmeden karar temyiz edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların, olay tarihinde aynı eylem ve fikir birliği içinde birlikte hareket ederek, çalıştığı kurumun internet sayfasındaki bilgilerinden ulaşılan katılanları … yerindeki telefonlarından arıyarak, kendilerini polis olarak tanıttıkları, telefonlarının terör olaylarında kullandığı yalanını söyleyerek cep telefon numara bilgilerini temin ettikleri, daha sonra cep telefonlarından arayarak valilik tarafından kendilerinin koruma altına alınacaklarını, bu nedenle valilik binası önüne gitmelerini istedikleri, bu sırada orada bulunan görevli polis memurunun meçhul bir şahıs tarafından aranarak kendisini savcı olarak tanıttığı ve katılanların isim bilgileri verilerek telefonu vermesini istediği, katılanların kendilerine inancının daha da artmasını sağladıklarından, telefonda kendisi ile konuşan şahsın tüm taleplerini yerine getirdikleri ve hileli hareketleri ile sanık …’in hesabına katılan … tarafından 45.000,00.TL, katılan … tarafından 30.000,00 TL yatırılmasını sağlayarak haksız menfaat elde ettikleri anlaşılmaktadır.
2. Banka hesap hareketleri ve para çekme dekontları, sanıkların para çekme anını gösterir banka kamera kayıtları, sanık …’in para çekerken yakalanmasına ilişkin yakalama tutanakları dosya arasına celbedilmiş; olayla ilgili doğrudan görgüsü ve bilgisi bulunan görevli polis memurları tanık olarak dinlenilmiştir.
3. Sanıklar aşamalarda atfı cürüm niteliğinde birbirlerini suçlayıcı savunmada bulunmuşlardır.
4. Mahkemece, dosyaya celbedilen banka hesap hareketleri, kamera görüntüleri, katılan beyanları, tanık anlatımları doğrultusunda, sanıkların atfı cürüm mahiyetindeki beyanlarına itibar edilmeyerek, sanıkların olay tarihlerinde kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtıp, eylemlerinde polis memurlarını aracı olarak kullanarak, katılanlardan haksız menfaat temin ettikleri kabul edilerek subüt bulan suçlardan sanıkların mahkumiyetlerine dair temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2014/225 Esas, 2014/225 Karar sayılı kararında, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda … sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık … müdafiinin, sanık …’in ve katılan … vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Sanıkların, kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtması nedeniyle eylemlerinin, TCK’nın 158 inci maddesinin, birinci fıkrasının, (d) bendi maddesi yanında TCK’nın 158 inci maddesinin, birinci fıkrasının (1) bendin de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna da temas etmekte ise de; suç tarihi itibarıyla, 5237 sayılı Kanun’un 158 nici maddesinin birinci fıkrasının (1) maddesinin yürürlükte olmadığı, söz konusu düzenlemenin suç tarihinden sonra anılan Kanun’a eklendiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli ve 2014/225 Esas, 2014/225 Karar sayılı kararında sanık … müdafii, sanık … ve katılan … vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafii, sanık … ve katılan … vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, TCK’nin 188 inci maddesinin birinci fıkrasının (son) maddesinin uygulanması ihtimaline göre CMK’nin 226 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca ek savunma … verilmeyerek savunma … kısıtlandığına dair Üye …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif Üye)

Yz.İşl.Md.Y. A.D

KARŞI OY
Dairemizin 11/01/2023 tarih, 2021/13531 Esas, 2023/91 Karar sayılı sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
A) TARTIŞMANIN KONUSU:
… çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık sanık hakkında TCK’nın 158/1 Maddesi sevkiyle kamu davası açıldığında TCK’nin 158/1, son maddesinin uygulanması ihtimali binaen CMK’nin 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
B) İDDİA:
Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2012 tarih 2012/806-77 sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması istemiyle TCK’nin 158/1-f, j maddesi sevkiyle kamu davası açılmıştır.
C) YARGILAMA SÜRECİ:
Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16/01/2013 tarih, 2012/133 …., 2013/5 Kr., sayılı kararı ile sanıklar hakkında TCK’nin 158/1-f ve 52/2. maddeleri uyarınca (iki kez) 4 yıl hapis ve 90.000 TL ve 126.000 TL APC ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 09/09/2014 tarih, 2014/14348 …., 2014/14275 Kr., sayılı ilamı ile sanıklara atılı dolandırıcılık eylemlerinin TCK’nin 158/1-d maddesine uyduğuna işaretle bozma kararı verilmiştir.
Bozma üzerine, Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19/11/2014 tarih, 2014/225 …., 2014/225 Kr., sayı ile sanıklar hakkında mağdur Zülal Taşcı’ya yönelik eylemleri ile ilgili olarak TCK’nin 158/1-d, son maddesi gereğince 3 yıl 4 … hapis ve 30.000 TL APC ile; mağdur …’a yönelik eylemleri ile ilgili olarak da yine TCK’nin 159/1-d, son, 52/2. Maddeleri uyarınca 45.000 TL APC ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına ilişkin hükümler kurulmuştur.
D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEME:
1-Sanığın eylemi TCK’nin 158/1-d bendinde kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, dolandırıcılık suçu olarak tanımlanmıştır.
Anılan bentte sadece fiilin tanımına yer verilmiş, fiile tertip edilen ceza ise aynı maddenin son fıkrasında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olarak belirlenmiş; ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı belirtilmiştir.
2-CMK’nin 226/1 maddesinde; sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez şeklinde düzenlemeye yer verilirken 2. fıkrasında ise; cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da ek savunma verileceği emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
E) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi, o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesine bağlıdır. Dolayısıyla dava açan belgede (mahkemece kabulüne karar verilmiş iddianame) hem suçun adı, hem eylemi oluşturan olaylar hem de eyleme uygulanacak yasa maddelerinin açık ve duraksamaya yer verilmeksizin belirtilmesi zorunludur.
İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak davaya dâhil edilmeyen bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve bu fiilden dolayı hüküm kurulması davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlaline … açar.
Bu sebeple iddianamede sadece suç teşkil eden fiilin anlatılması yeterli olmayıp maddi olayın tamamen açıklanması zorunluluk arz etmektedir.
Başka bir deyişle iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
CMK’nın 225 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre mahkeme, fiili nitelendirirken iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sürecinde iddianamede gösterilen “fiilin hukuki niteliğinin” değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması” da mümkündür.
İddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumlarında CMK’nın “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226 ncı maddesi ile kanun koyucu, sanığa “ek savunma …” verilerek değişen duruma göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.
Yukarıda içeriği belirtilen iddianamede TCK’nin 158/1-d maddesinde tanımlanan atılı fiil belirtilmiş, ancak bu fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı ceza ile adli para cezası miktarlarını belirleyen son fıkrasına yer verilmemiştir.
Dolayısıyla sanıklar iddianamede belirtilen sevk maddesi kapsamında kendisine atılı fiili öğrenmekte buna karşılık fiilin yaptırımını teşkil eden cezalar konusunda hiç bilgilendirilmemiştir. Bu noksanlığın CMK 226/1, 2 maddeleri kapsamında ek savunma verilerek tamamlanması gerekirken gözardı edilerek hüküm kurulmuştur.

F) SONUÇ:
TCK’nin 158/1-d, son fıkrasının iddianamede yer almaması, iddia makamının esas hakkındaki mütaalasında da yer verilmemesi, ek savunma da alınmaksızın cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanıkların savunma hakkının kısıtlandığı görüşünde olduğumdan … çoğunluğun nitelikli dolandırıcılık suçları yönünden onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. 11/01/2023