Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8345 E. 2023/405 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8345
KARAR NO : 2023/405
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait bağımsız bölümü davalıdan satın aldığını, davalıya taşınmazın tahliyesi için ihtarname gönderdiğini, belirterek, elatmanın önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş, yargılama sürecinde alınan beyanında; dava konusu bağımsız bölümü satmak üzere emlakçı…isimli kişiye vekaletname verdiğini, vekilin kendisine bir bedel ödenmeksizin bağımsız bölümü yakınına devrettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu bağımsız bölümü herhangi bir hukuki ilişki olmaksızın kullandığı belirtilerek, davalının elatmasının önlenmesine, 533,12 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 24/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı, istinaf başvurusunda herhangi bir gerekçe ileri sürmeksizin, hüküm fıkrasını tekrar ederek itirazı olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf dilekçesinde istinaf kanun yoluna başvuru sebeplerinin ve gerekçelerinin gösterilmediği, “itirazım var” denilmekle yetinildiği, ayrıca ilk derece mahkemesinin kararında kamu düzenine aykırılık bulunmadığını belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davalı tarafından 25.11.2020 tarihinde dava konusu bağımsız bölüme ilişkin Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/464 Esas numaralı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açılmış ve davanın kabul edilmiş olduğunu, hükmü henüz kesinleşmemiş olan bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 nci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722. maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup her ne kadar davalı vekilince temyiz dilekçesinde …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/464 Esas numaralı tapu iptali ve tescil dava dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğinden bahisle de hükmün bozulmasını talep edilmiş ise de, bu husus yargılama aşamasında ve istinaf başvurusunda ileri sürülmemiş olduğundan, temyiz aşamasında ileri sürülmesi ve incelenmesi de mümkün bulunmadığından, ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY
Davacı vekili tarafından açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisile dair davada, yukarıda anlatılan süreç sonucunda davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesince verilen kabul kararı sonrası, davalı asilin yapmış olduğu istinaf talebi, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilerek, HMK 342/1-c ve 352/1-d maddeleri gereğince reddine karar verilmiş; neticeten davalının temyiz talebi üzerine dosya dairemize gelmiştir.

Dairemiz sayın çoğunluğu temyiz talebinin reddi ile kararın onanması yönünde görüş bildirmekle, muhalefet görüşümüz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

1. İlk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, “başvuru sebep ve gerekçesinin” açıklanmaması sebebi ve kamu düzeni ihlali bulunmadığı gerekçesi ile itirazı reddetmiş ise de, esasen verilen kararın usulden mi yoksa esastan mı verildiği açık değildir.

2. Davalı asilin o tarihte avukatla temsil edilmediği, hukuki bilgisinin bulunmadığı, dilekçesini el yazısı ile yazdığı ve ne yapacağını bilemediği için kararın gerekçe kısmını uzunca yazdığı ve son cümle olarak karara “itirazım var” cümlesini belirttiği halde, bu maddi gerçekliğin hiç dikkate alınmaması uygun olmamıştır.

3. Oysa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin yaptığı ön incelemede, HMK 31 inci ve 33 üncü maddeleri gereğince, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili hususları tespit ettiğinde, bunların açıklığa kavuşturulmasını isteyebileceği halde bunu yerine getirmediği; ayrıca hukuki nitelendirme yanlış yapılsa bile, doğru nitelendirmeyi yaparak, inceleme yapması gerekeceği halde, bunu ihmal ettiği açıktır.

4.HMK’nın 342 nci maddesi ile 352 nci maddesi arasındaki çelişki dikkate alındığında, itiraz edilen kararın bütün özellikleri açıklandığı ve yine itiraz edenin kimlik bilgileri de açık olduğuna göre, itirazın esasının incelenmesi gerekirdi.

5. Yargıtayın bazı dairelerinin uygulamasına göre; ilk derece yargılaması aşamasında gerçekleşen hatalı uygulamaların, kamu düzeni ile yakından ilgisi bulunan hukuki dinlenilme ve adli yargılanma hakkı ile olan ilgisi sebebiyle, bu haklara aykırılık halinde “sebeple bağlılık” kuralının uygulanmaması şeklindedir.

6. Ayrıca konunun hukukilik denetim ile de bağlantısı açıktır.

7. Diğer yandan, istinafa başvurarak ilk derece mahkemesi kararını kanun yoluna götüren kişiye, aslında kararın gerçekten hatalı olduğunu, ancak kendisinin bu hatayı istinaf dilekçesinde belirtmemesi nedeniyle dikkate alınmadığını açıklamak oldukça güçtür. Özellikle avukatla temsil zorunluluğunun olmadığı ülkemizde, hak arayanlardan, ilk derece yargılaması sırasında oluşmuş tüm hata ve eksiklikleri eksiksiz olarak dilekçelerinde göstermelerini beklemenin adil bir çözüm olduğu söylenemez. (Hilal Ünal Kaya, “Medeni Yargıda İstinaf Sebepleriyle Bağlılık Kuralı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Mecmuası, cilt:78/4, sf:1913)”

8. Bu durumda istinaf incelemesinin sadece kamu düzeni yönünden değil, diğer konular itirabiyle yapılması gerekirken, talebin reddi hukuka aykırı olmuştur.

9. İstinaf mahkemesi, gösterilen gerekçelerden farklı bir şüphe duyulması gereken halin varlığını tespit ederse, bu durumu da her zaman dikkate alabilmeli ve gerektiğinde yeniden inceleme yapabilmelidir. Aksinin kabulü, ilk derecede verilen kararın, barındırdığı hata ve eksiklikler ile birlikte kesinleşme ihtimalinin doğuracaktır ki, bu sonuç istinaf kanun yolundan beklenen faydayı sağlamaktan uzak olacaktır. (aynı eser sf. 1916)

10. Bunun dışında davalı, esasen konutta haklı sebeple oturduğunu ifade etmeye çalışmış ve bilahare bu konuda avukatı marifetiyle Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/464-2021/903 sayısında tapu iptal ve tescil davasını Tuğba ve Nur Hamza aleyhine açmıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemede, ilgili mahkeme 27.10.2021 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği ve böylece davalının, bu konutta oturma hakkının varlığının belirlendiği açıktır.

11. Bu açıklamaya göre davalı …, avukatını istinaf incelemesinden sonra tutabilmiş ve hak arama ilkesi gereğince davasını açabilmiştir.

Bu durumda, özellikle çelişkili karar çıkmaması açısından, temyiz incelemesinin esastan yapılması ve kabul ile sonuçlanan dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi hususları itibariyle kararın bozulması gerektiği kanaati ile onama kararına muhalifim.