YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7991
KARAR NO : 2023/25
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin murisi olan …’ın yaklaşık vefat ettiğini, mirasçı olarak müvekkili ile kardeşlerinin kaldığını, murisin vefat tarihinde terekesinde herhangi bir mal varlığının olmadığı için mirasın reddi yoluna gidilmediğini, süre geçtikten sonra murisin davalı … Dairesinde yüklü miktarda borcunun olduğunu öğrendiklerini, murisin vefat tarihinde maddi değere sahip olabilecek üzerine kayıtlı herhangi bir menkul veya gayrimenkul bir malının bulunmadığını belirterek mirasın borca batık olduğunun ve mirası hükmen reddedildiğinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, vergi kayıtlarının dosyaya ibraz edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davalı kurum aleyhine açılan davanın kabulüne, davacı murisi …’ın ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun ve davacının mirası hükmen reddettiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, terekenin borca batık olduğu iddiasında bulunabilmesi için öncelikle terekeyi kabul ettiğine emare olan davranışlarda bulunmadığının ve aynı zamanda terekenin ölüm tarihinde borca batık olup olmadığının tespitinin gerekli olduğunu, yerel mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan davacıların talepleri doğrultusunda karar verildiğini, bu şekilde eksik inceleme yapılarak verilen kabul kararının bozulması gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet vermeyen, şekli bir unsur olarak yargılamanın bütünleyicisi olarak konusu bu yönde olan davalarda yüksek yargı kararları neticesinde dahil olan müvekkili kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesini tekrarla verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Uyuşmazlık çözümünde; mirasın hükmen reddi talebine ilişkin olarak Türk Medeni Kanununun 605/2 ve 610 uncu maddesi esas alınmıştır.
3. Değerlendirme
1.Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610 uncu maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606 ncı maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz.
2. Miras bırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, miras bırakanın tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2 nci maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
3. Terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
4. Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacıların sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
5. İlk derece mahkemesince miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle aktif ve pasif malvarlığının bulunup bulunmadığı yönünde yapılan araştırmaya göre bankalar nezdinde mevduatının bulunmadığı, UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırma, tapu müdürlüğü ile trafik tescil müdürlüğünden gelen cevaplara göre miras bırakan adına kayıtlı taşınmaz ve araç kaydının bulunmadığı, vergi müdürlüğünden gelen cevaba göre davacının yapılandırma başvurusu işlemlerine katılmadığı, muris adına şirket yahut ortaklık kaydının olmayıp şahıs işletmesine ait gelir vergisi ve stopaj borcunun bulunduğu, davacının terekenin sahiplenilmesine yönelik tasarrufunun bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen hükümde yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulduğunun anlaşılması ve incelenen bölge adliye mahkemesi kararında bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.