YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/134
KARAR NO : 2023/1131
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 3. Ceza Mahkemesinin 03.04.2015 tarihli ve 2014/344 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, görevli kolluğun her hangi bir işlem ve araştırma yapmadan ilk etapta ve çıplak göz ile yaptığı incelemede sahteliği fark etmiş olduğundan mahkemece yapılan tespitin hatalı olduğuna ve hayatın olağan doğasına uygun olmadığına, sanığın suçunun kimliği hakkında yalan beyanda bulunmaktan ibaret olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın üzerinden 02.04.2014 günü Bağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin uygulama görevinin ifası sırasında … plaka sayılı araçta bulunan … … adına düzenlenmiş ehliyetin ele geçirildiği ehliyetin sahte olduğu anlaşılmaktadır.
2. … Kriminal Polis Laboratuvarında yapılan inceleme sonucu düzenlenen 10.04.2014 tarihli ekspertiz raporuna göre; söz konusu sürücü belgesinin külliyen sahte olduğu belirtilmiştir.
3. Mahkemesince, sanık savunmasında özetle aracı ile seyir halindeyken polislerin kendisini durdurduklarını ehliyet sorduklarında, … adına düzenlenen üzerinde kendi fotoğrafı olan sahte ehliyeti polis memurlarına ibraz ettiği, polislerin ehliyetin sahte olduğunu farketmesi üzerine doğrudur diyerek onayladığını, kendi ehliyetine alkollü … kullanmaktan dolayı el konulduğunu bu nedenle böyle bir yola başvurduğunu, … ilinde görse de tanıyamayacağı bir şahsa ehliyeti çıkarttığını beyan ettiği, böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun da kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından şartla tahliye tarihine, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanık savunması, suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olarak oluşturulduğuna ilişkin ekspertiz raporu göz önünde bulundurulduğunda atılı suçun oluşmadığı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddelerinin uygulanmama gerekçelerinin açıklandığına dair temyiz sebepleri yerinde olmadığından mahkeme hükmünde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. … 3. Ceza Mahkemesinin 03.04.2015 tarihli ve 2014/344 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
a.Suça konu belgenin delil olarak dosyada saklanması yerine TCK.’nın 54 ncü maddesi gereğince müsadaresine karar verilmesi,
b.Toplam 9 TL’den ibaret yargılama giderinin inceleme tarihi itibariyle 6183 sayılı Amme Alacaklılarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan (20,00 TL’den) daha az olmasına rağmen sanıktan tahsiline karar verilmesi,
dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (4) numaralı bentte açıklanan nedenle … 3. Ceza Mahkemesinin 03.04.2015 tarihli ve 2014/344 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (2) numaralı bendindeki “TCK’nın 54 üncü maddesi gereğince müsaderesine” şeklindeki cümlenin çıkartılarak “delil olarak dosyada saklanmasına” cümlesinin eklenmesi ve hükmün (4) numaralı bendindeki cümlenin çıkartılarak yerine “1 davetiye giderinden ibaret 9,00 TL yargılama giderinin inceleme tarihi itibariyle 6183 sayılı Amme Alacaklılarının Usulü Hakkında Kanunun 106.maddesindeki tutardan (20,00 TL’den) daha az olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 324/4 üncü maddesi gereğince Devlet Hazinesine yükletilmesine” cümlesi eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.