YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6638
KARAR NO : 2023/1401
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2014/223 Esas, 2015/360 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şikayetçi … ve katılanlar …, …, …, … ve …’a yönelik dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 kez 1 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2014/223 Esas, 2015/360 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2017/10584 Esas, 2019/10450 Karar sayılı kararı ile 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereğinin yapılması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine … 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2019/495 Esas, 2021/331 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şikayetçi … ve katılanlar …, …, …, … ve …’a yönelik dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 kez 1 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2022 tarihli ve 11-2022/58289 numaralı onama görüşünü içeren tebliğnamesiyle dosya, temyiz incelemesi için Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz isteği; varsayıma dayalı hüküm kurulduğu ve gerçek failin araştırılmadığına ilişkindir.
2. Sanık müdafiin temyiz isteği; sanığın soyut ikrarı dışında somut delil bulunmadığı, … isimli şahıs tarafından kandırıldığı, sonradan bu kişinin gerçek isminin … olduğunu öğrendiği, sanığın da bu kişi tarafından dolandırıldığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … Belediyesinde çalışan sanığın, … bölgesinde yapılacak Toki Konutlarının satışı ve tahsisi konusunda yetkili olduğunu belirterek, katılan …’ndan 6.900,00 TL, katılan …’ten 7.300,00 TL, katılan …’ten 6.790,00 TL, katılan …’dan 8.300,00 TL, katılan …’tan 12.000,00 TL ve şikayetçi …’ten 11.500,00 TL para aldığı, bu suretle dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında tevil yollu ikrarda bulunmuştur.
3. Şikayetçi ve katılanlar beyanlarında, … ilçesinde yapılacak Toki konutlarından ev sahibi olabilmek amacıyla sanık …’e başvuru ve tapu masrafı adı altında değişik tarihlerde iki parça halinde para verdiklerini beyan etmişlerdir.
4. Bozma üzerine, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, sanık ile katılanlar …, …, … ve şikayetçi … arasında uzlaşmanın sağlanamadığı, katılanlar … ve … yönünden uzlaşmanın sağlandığı ancak sanık tarafından edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle uzlaşmanın sonuçsuz kaldığı anlaşılmıştır.
5. Yargılama sonucunda suçların sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan mahkemece temyize konu hükümler kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın tevilli ikrarı, şikayetçi ve katılanların beyanları, dosya içerisindeki mevcut bilgi ve belgeler ile mahkemece gösterilen gerekçeye göre, sanığın eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle usul ve kanuna uygun kabul edilen hükümlerde, sanık ve müdafiin suçun sübutuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, somut olaylarda 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiin bu husustaki temyiz sebebi yerinde görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Katılanlar …, …, … ve … ile şikayetçi …’in başvuru ve tapu masrafı adı altında sanığa değişik tarihlerde iki parça halinde para verdiklerini ifade etmeleri karşısında, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi açısından; tüm şikayetçi ve katılanların beyanlarına başvurularak sanığa ödemelerin ne şekilde, hangi tarihlerde yapıldığı açıklığa kavuşturulup suç tarihleri belirlenmeden ve sanık hakkında her bir mağdur yönünden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan eksik inceleme ile kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle … 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2021 tarihli ve 2019/495 Esas, 2021/331 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ve 326 ncı maddesinin son fıkrası (hükümlerin sadece sanık ve müdafii tarafından temyiz edildiği gözetilerek sonuç cezalar üzerinden kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle) gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2013 tarihinde karar verildi.