YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/934
KARAR NO : 2023/779
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
Şüpheli hakkında karşılıksız yararlanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3 ve 53. maddeleri uyarınca … Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2022 tarihli, 2019/19408 Soruşturma ve 2022/1408 Esas sayılı iddianame düzenlenmiştir.
… Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2022 tarihli ve 2022/143 Değişik İş sayılı kararı ile şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin iadesi kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 07.11.2022 tarihli ve 2022/11389 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/146596 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/146596 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 07/01/2019 tarihli ve 2018/6677 esas, 2019/4 karar sayılı ilâmında da, “…Somut olayımızda … Asliye Ceza Mahkemesince, şüpheliye kaçak elektrik kullanım bedelinin tespit edilip, kurum zararının bildirilmesi ve ödemesi halinde hakkında kamu davasının açılmayacağının ihtar edilmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de… şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, … Sulh Ceza Hakimliğince 18/12/2017 tarihli kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği, karşılıksız yararlanma suçu açısından belirtilen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma imkanının bu aşamada bulunmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur…Karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan TCK’nın 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda şikâyetçi kurumun uğradığı zararın, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarın ödenmesi halinde şüpheli hakkında kamu davası açılamaz. Maddede bahsedilen zarar, vergisiz ve cezasız miktardır, uğranılan vergisiz ve cezasız zarar miktarının tespiti amacıyla keşif yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK’nın 83 ve 162. maddelerine istinaden Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunulması, dosya içeriğindeki delillere göre karşılıksız yararlanma suçunun oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde şüphelinin TCK’nın 168/5. fıkrasında düzenlenen yasal imkândan faydalanabilmesi, bu hususun bir dava şartı olduğu ve CMK’nın 174 ve 223/8. maddeleri gereğince işlem yapılmasına da yol açabileceği değerlendirilerek şüpheliye belirlenen vergisiz ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirilip, makul bir süre tanınması, soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde dava açılması gerektiği gözetilmelidir.
İnceleme konusu somut olayda; TCK’nın 168/5. maddesine göre, ödenmesi halinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmesi sonucunu doğuracak olan, normal tarifeye göre vergisiz ve cezasız gerçek zarar miktarı tespit edilip, şüphelinin bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu sebeple mahkemesince verilen iddianamenin iadesi ve itiraz merciince itirazın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, (…) Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen, 02.05.2018 gün ve 2018/608 D. İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, anılan Yargıtay ilâmında belirtilen şekilde normal tarifeye göre vergili ve cezasız gerçek zarar miktarı tespit edilip, şüphelinin bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmadan iddianame tanzim edildiği gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun’un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı bellidir.
2. Dosya içerisindeki 11.03.2019 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağında, “Kolon hattından ev içindeki sigortaya ek olarak mesken içindeki alıcılarda tüketim miktarını engelleyecek ve sayaçtan geçmeyecek şekilde kaçak elektrik kullanıldığının” belirtildiği, bu kullanım şekline göre elektrik enerjisinin sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesinden dolayı suçun oluşup oluşmadığına ilişkin mahallinde bir keşif yapılarak bilirkişi raporu tanzimine lüzum bulunmadığı; soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısınca yapılması gerekenin, şüpheli tarafından yapılmış bir ödeme varsa bunun miktarı şikayetçi kurumdan sorulup ödediği toplam miktarın bilirkişiye dosya üzerinden hesaplattırılacak olan şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını karşılaması durumunda şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, herhangi bir ödeme yoksa veya ödeme olup da bu ödenen miktar şikayetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını karşılamıyorsa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair şüpheliye bildirimde bulunulması ve sonucuna göre ödeme yapılıp şikayetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı karşılanır ise şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, ancak bu bildirimden sonra yine ödeme olmaması durumunda ise şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesi gerektiği anlaşılmakla; somut olayda enerji kullanım şekline göre keşif yapılmadan, dosya üzerinden alınan bilirkişi raporu ile şikayetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının tespit ettirilip, şüpheliye miktar da belirtilerek usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair şüpheliye yapılmış bir bildirim bulunmadığı gözetilmeden, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2022 tarihli ve 2022/143 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.