Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7336 E. 2023/111 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7336
KARAR NO : 2023/111
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, miras bırakan …’dan intikal eden 814 ada, 1 parselde kayıtlı bulunan 121,73 m² taşınmazın, yasal mirasçılar olan …, …, …,… ve davacı olmak üzere 7 kişiye intikal ettiğini, davacının paydaşlardan …’nın hisselerini satın aldığını, işleminin noterde gerçekleştiğini, taşınmazın 4/7 orandaki hissesinin davacı adına kayıtlı olduğunu, zemin kat , 1. kat ve 2. kat olmak üzere toplamda kullanıma uygun olan 3 katı olduğunu, miras bırakan dava konusu taşınmazın zemin katını kendisi yaptığını, 1. kat ve 2. katın davacı tarafından inşa edildiğini ileri sürerek, taşınmaz üzerinde bulunan yapıdaki davacıya ait daireler ile muhdesat aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılardan … ve … cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu dava konusu taşınmazın babalarından intikal ettiğini, müteveffa babaları …’nın davacıya birinci katı yapması için müsaade ettiğini, altında ve üstünde başka hiçbir hakkının olmadığını, babaları vefat ettikten sonra mirasçıları olarak aralarında sözleşme yaptıklarını ve imzaladıklarını, sözleşme imzalandıktan dört sene sonra davacının oğlu …’nın kendilerine ait olan yere daire yaptığını, kimseden izin almadığını, alt katta davacının hiçbir hakkı olmadığını ve 3 hisse satın aldığını ancak, bu hisse yerine davacının kendi üst katına 2 daire yaptığını, davacının açmış olduğu davanın tamamen haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma davası bulunmadığından, davacı açısından herhangi bir hukuki yararının bulunmayacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 ve 115. maddelerine göre hukuki yarar dava şartlarından biri olup dava şartları kamu düzenine ilişkin olduğundan davanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi gerekli olduğundan davanın hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile usulden reddine reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, davalılar tarafından açılmış olan ortaklığın giderilmesi davasında kararın kesinleştiğini, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılmadan önce ortaklığın giderilmesi davası açılmış olup, davanın da karara bağlandığını, davaya konu muhdesatlardan olan taşınmazın zemin kat ve aslında murise ait olmayıp mirasa da dahil olmayan birinci katı için ortaklığın giderilmesi davası sonuçlandığından hukuki yararın ve dava şartının eksikliğinden bahsedilemeyeceğini, birinci katın müvekkili tarafından yaptırılmış olup, ortaklığın giderilmesi davasının sonucuna göre satıldığı takdirde müvekkilinin hak kaybına uğrayacağını, taşınmazın ikinci katının ise ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlanması sonrasında davacı müvekkili tarafından inşa edilmiş olduğunu savunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava ve karar tarihi itibariyle taraflar arasında derdest bir ortaklığın giderilmesi davasının bulunmadığı, taraflar arasında daha önceden görülüp kesin karara bağlanmış ortaklığın giderilmesi davası bulunmasının hukuki yarar dava koşulunu sağlamayacağı anlaşıldığından davanın reddine dair mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, dava açılmadan önce ortaklığın giderilmesi davası açılıp sonuçlandığını, dava konusu muhdesatların müvekkili tarafından meydana getirildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK m.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK m.718).    22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir    arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde    dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK m.722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 Sayılı HMK m.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK m.114/1-h ve 115).

Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, dava ve karar tarihi itibariyle taraflar arasında derdest bir ortaklığın giderilmesi davasının bulunmadığı, taraflar arasında daha önceden görülüp kesin karara bağlanmış ortaklığın giderilmesi davası bulunmasının hukuki yarar dava koşulunu sağlamayacağı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması Dairemiz ve Yargıtay uygulamalarına uygun düşmektedir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.