Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/3855 E. 2023/578 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3855
KARAR NO : 2023/578
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/230 E., 2015/53 K.
SUÇTAN ZARAR GÖREN : …
SUÇLAR :Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Kısmî onama, kısmî bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 Tarihli ve 2011/230 Esas, 2015/53 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında
1. Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile 8.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Bedelsiz senedi kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; katılana çek vermediğine ve parasını ödediğine dair aralarında yazılı belge olduğuna, üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın suç tarihinde katılanla 2 adet büyükbaş hayvanı 5.500,00 TL karşılığında satın almak üzere anlaştığı, katılandan almış olduğu büyükbaş hayvanlar karşılığında suça konu 13.500,00 TL bedelli tamamen sahte çeki verdiği, aradaki farka ilişkin ise katılanın borçlu olduğu alacaklı kısmı boş olan 8.000,00 TL bedelli senet aldığı ve bu senedi tanık Y.A.’ya borcu karşılığında verdiği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve satın almış olduğu hayvanlar karşılığında katılana çek vermediğini, 8.000,00 TL bedelli senet verdiğini, bu duruma ilişkin katılanın da imzası bulunan bir belge düzenlediklerini beyan etmiştir.
3. Katılan ifadesinde sanığın boş bir kağıda içeriğini görmediği bir şeyler yazıp imzalaması için kendisine verdiğini, bu kağıdı okumadan imzaladığını belirtmiştir.
4. Aydın Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 04.03.2011 tarihli raporunda suça konu çekin külliyen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
5. Suça konu çek aslı Mahkeme tarafından 23.12.2014 tarihli celsede incelenmiş, yasal unsurlarının tam olduğu ve aldatma kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir.
6. Aydın Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 08.01.2013 tarihli raporunda suça konu çekin ön ve arka yüzünde bulunan yazıların aynı şahsın el ürünü olduğu, bu yazılar ile sanık … ve keşideci şirket yetkilisi …’un yazıları arasında kaligrafik bir uygunluk tespit edilmediği, çekin ön yüzündeki keşideci imzasının …’un el ürünü olmadığı, bu imza ile sanık …’un imzaları arasında kaligrafik bir uygunluk tespit edilmediği belirtilmiştir.
7. Sanık, katılandan almış olduğu büyükbaş hayvanlar karşılığında katılana 5.500,00 TL bedelli senet verdiğine ilişkin bir belge sunmuş, bu belge üzerinde Aydın Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 13.10.2014 tarihli raporda bu belgedeki el yazısının sanık …’un el ürünü olduğu, belge üzerinde “…” adına atfen atılı bulunan imzanın ise katılan …’ın el ürünü olduğu belirtilmiştir. Mahkeme sanığın katılanın yaşlı olmasından faydalanarak katılana bu belgeyi imzalattırdığını kabul etmiştir.
8. Tanıklar A.T., A.S. ve M.A. ifadelerinde katılanın iddialarını doğrulamışlardır.
9. Mahkemece sanığın, sahte olduğunu bildiği çeki yapmış olduğu alışveriş neticesinde katılana vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği, sanığın bankanın maddi varlığı olan çeki borç doğrucu işlem gerçekleştikten sonra kullanması nedeniyle eyleminin basit dolandırıcılık kapsamında kaldığı, ayrıca sanığın katılandan aldığı ve bedelsiz olduğunu bildiği senedi borcu olan tanık Y.A.’ya vermek suretiyle bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Katılan beyanı, sanık savunması, kriminal raporları, tanık anlatımı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla sanık hakkında suç vasfında hataya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; yapılan UYAP sorgusunda, sanığın benzer nitelikteki eylemleri nedeniyle Dinar Ağır Ceza Mahkemesinin 29.03.2017 tarihli 2017/13 Esas, 2017/18 Karar sayılı kararı ve Söke Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.2013 tarihli 2012/318 Esas, 2013/175 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık Hakkında Bedelsiz Senedi Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2011/230 Esas, 2015/53 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden bedelsiz senedi kullanma suçu bakımından başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Temyiz edenin sıfatı gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.