YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/888
KARAR NO : 2023/698
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Red
Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 23. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında 10.03.2003 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, yüklenicinin sözleşmeye göre inşaatı bitirmesi gereken zamanda bitirmediğini, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/223 Esas sayılı dosyası ile davalı yüklenicinin inşaatı zamanında bitirmemesi nedeniyle doğan 6 aylık ceza-i şart alacağının ve 6 aylık ek süreden sonra dava tarihine kadar yoksun kalınan kira bedellerinin yükleniciden tahsilinin talep edildiğini ve dava tarihine olan 22.06.2007 tarihine kadar ki kira kaybının ve ceza-i şart alacağının kabulüne karar verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, dairelerin tesliminin ise 28.07.2008 tarihinde gerçekleştiğini, kira kaybının doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 22.06.2007-28.07.2008 tarihleri arasındaki toplam 97.500,00 TL yoksun kalınan kira bedeli alacaklarının 28.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yüklenici kooperatifin son derece özenli davranarak tüm modern teknoloji ile inşaatı tamamladığını, taşınmazlar üzerinde 2005′ yılında kat irtifakı kurulduğunu ve tapuların hak sahiplerine verildiğini, yine 2005 tarihinde malikler için kura çekildiğini, taşınmazlardan toprak sahiplerine kalan taşınmazların sahiplerine verildiğini, aralarında paylaşım sözleşmesi dahi düzenlediklerini, davacı yana davaya konu ettiği taşınmazların Haziran 2007 tarihi itibariyle teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.02.2016 tarihli ve 2014/168 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki bağımsız bölümlerin sözleşmeye uygun olarak zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davacının yoksun kaldığı kira alacağı olduğu hususundaki uyuşmazlığın kesin hüküm teşkil eden Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/223 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile sona erdiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren kesinleşmiş bir ilamın HMK’nın 204/1. maddesi hükmünce kesin delil olarak davanın taraflarını ve mahkemeyi bağlayacağı hukuki gerçeği karşısında davacının davalıdan yoksun kaldığı kira parası alacağı hakkının hukuken kesinlikle olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2016/4754 Esas, 2019/1824 Karar sayılı kararıyla Mahkemece taraflar arasında Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/223 Esas dosyasında uyuşmazlığın giderildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece anılan dosyada kurulan hükümde herhangi bir açıklama yapılmaksızın ”Fazlaya ilişkin talebin reddine” ifadesi kullanılmış olup bu ifade dava dilekçesinde istenen fazla istemlerin reddine şeklinde anlaşılmalıdır. Dava dilekçesiyle istenmeyen hususun ıslah dilekçesiyle istenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla mahkemenin fazlaya dair istemin reddi kararının kapsamında; ıslah dilekçesiyle istenen talebin bulunmadığının kabulü gerekir. Davacı dava ile ıslah tarihi arasındaki gecikilen dönem kira tazminatını ayrı bir dava ile talep edebilir. Mahkemenin açıklama yapmaksızın fazlaya dair istemin reddine ifadesi nedeniyle talebin kesin hüküm gerekçesiyle reddi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, mahkememize dava ile ıslah tarihi arasındaki geciken dönem kira tazminatının istemi için açmış olduğu bir ek davadır. Mahkememizce bu dönem olan 23/06/2007 tarihi ile 25/07/2008 tarihi arasında davacı arsa maliklerine düşen bağımsız bölümlerin kira bedellerinin 98.000TL olduğu ve bu dönemde davalı tarafından dava konusu bağımsız bölümlerin iskan alınarak davacıya teslim edildiği, davacı tarafından kullanılmaya başlandığı da kanıtlanamadığın gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulü ile 97.500TL’nin 28/07/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Davacı yana davaya konu ettiği taşınmazları Haziran 2007 tarihi itibariyle teslim edildiği, ancak davacı yan belge imzalamaktan kaçındığı, davacı yana Antalya 1. Noterliği’nin 06.11.2007 tarih ve 28447 yevmiye no.lu ihtarname ile tarafımızdan haklarına düşen taşınmazları almaları gerektiği bildirildiğini, davacının ihtara rağmen taşınmazları teslim almayarak kendi kusuruyla zararın doğmasına yol açtığı, her ne kadar bozma gerekçesi yapılsa da bilirkişi Abdurrahman Kavasoğlu’nun kesin hüküm sebebiyle davacının alacağı olmadığı ve bu sebeple verilen kararın hukuka aykırı olduğu ve davacının kira alacağı hakkı olmadığı için davanın reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı kira alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 Sayılı Borçlar Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri, diğer ilgili mevzuat.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılama yapıldığı, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/223 Esas dosyasında işbu dava konusu uyuşmazlığın kesin hüküm ile sonlanmadığı, kira tazminatı istenilen dönemden önce yüklenici tarafından dava konusu bağımsız bölümlerin iskan alınarak davacıya teslim edildiği, davacı tarafından kullanılmaya başlandığı kanıtlanamadığından mahkeme kararı yerindedir.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.