YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7937
KARAR NO : 2023/799
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasbırakanın eşi olması nedeniyle saklı paylı mirasçı olduğunu, mirasbırakanın terekesindeki tüm malvarlığını oluşturan dava konusu taşınmazdaki hissesini, intifa hakkını kendisinde tutarak 22.06.1976 tarihli bağış işlemi ile davalıya devrettiğini, davalının ayrıca noterden taahhütname ile mirasbırakanın eşinin ölümüne kadar taşınmazın intifa hakkının eşinde olacağını da taahhüt etmesine karşın taahhüdüne aykırı davrandığını, müvekkilinin saklı payının ihlal edildiğini belirterek tenkis alacağını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenkise tabi tasarruf bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, mirasbırakanın davalıya taşınmazı bağışladığı tarihte mirasbırakanla evli olup olmamasının bir öneminin olmadığını, mirasbırakanın tüm mirasçılarının saklı payını ihlal kastıyla ve miras haklarının ölümünden önce tasfiyesi maksadıyla davalıya sağlararası karşılıksız kazandırmada bulunduğunu, mirasbırakanın terekesinde başka malvarlığı bulunmadığını, davalının taahhüdüne de aykırı davrandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sağlar arası karşılıksız kazandırmanın tenkisi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 506 ve 565 inci maddeleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 565 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir. Burada söz konusu olan, bir mirastan feragat sözleşmesinde feragat eden kanuni mirasçıya verilen ivazdır. Kanuni mirasçının beklenen miras hakkından vazgeçmesi karşılığında, aldığı ivaz da net terekeye eklenir ve şartları varsa tenkise tabi tutulur (Cemal Öztürkler, Mirasta Denkleştirme İade ve Tenkis Davalarında Hesap Teknikleri, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2004, sayfa 137). Bir diğer deyişle, miras haklarının ölümünden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar ile mirastan feragat etmesi sebebiyle bir mirasçıya ödenen karşılık hedeflenmiştir (Ömer Uğur Gençcan, Miras Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2021, 5. Baskı, sayfa 662)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 565 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir.
Sağlar arası tasarrufun yapıldığı sırada davacı, mirasçı olabilecek durumda olmadığından tasarrufta saklı payı tecavüz kastı yoktur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.01.1991 günlü ve 10212/867 sayılı Kararı, “Muris (A.F.) 19 numaralı taşınmazı 28.6.1983 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile, 7 numaralı taşınmazı ise 9.2.1983 gününde satış suretiyle önceki eşinden olma davalı durumundaki çocuklarına temlik etmiş, bilahare 27.12.1985’te davacı (E) ile evlenmiş ve bu evlilikten (M) isimli çocuğu dünyaya gelmiştir. Medeni Kanunun 507/4 üncü maddesi, mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek amacı ile yapıldığı aşikar olan temliklerin tenkise tabi olacağını hükme bağlamıştır. Muris her iki temliki yaptıktan sonra (E) ile evlenmiş ve bir çocuğu dünyaya gelmiştir. Temliklerin yapıldığı tarihte davacı ile evlilik olmadığına göre murisin mahfuz hisseye aşikar bir tecavüz kastıyla hareket ettiğinden söz edilemez.” ifadelerini içermektedir ( Esat Şener, İlmi Açıklama ve Kazai İçtihatlarla Mirasta Tenkis İade İstihkak, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, sayfa 285). Öte yandan, Ömer Uğur Gençcan da, sağlar arasında tasarrufun yapılması sırasında mirasçı olmayan kişinin, kural olarak mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla karşılıksız kazandırmada bulunduğu iddiasıyla tenkis davasını açma hakkına sahip olmayacağı görüşündedir ( Gençcan, sayfa 125).
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacı vekili, mirasbırakanın 22.06.1976 tarihli sağlararası karşılıksız kazandırması nedeni ile tenkis talebinde bulunmuş ise de, davacı ile mirasbırakan 17.10.2011 tarihinde evlenmiş olup, mirasbırakanın sağlararası tasarrufu yaptığı tarihte davacı ile mirasbırakanın evliliği söz konusu olmadığından mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla karşılıksız kazandırma yaptığından bahsedilemez. Öte yandan davalıya yapılan sağlararası kazandırmanın Türk Medeni Kanununun 565 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.