Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8096 E. 2023/268 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8096
KARAR NO : 2023/268
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; … Konut Yapı Koop. Apt. No: 1/1/21 Kat:5 adresinde bulunan, tapuya 393 ada, 5 parselde kayıtlı 130 m² taşınmazın gerçekte müvekkiline aitken, tapuda oğlu… adına kaydedildiğini, müvekkilinin boşandığı eşi … ile dava konusu taşınmazın alındığı tarihte derdest olan boşanma ve fer’ileriyle ilgili davanın bulunduğunu, bu dava devam ederken müvekkilinin boşandığı eşine karşı nafaka, tazminat ve diğer konularda elinin güçlü olması için almış olduğu evi kredi çektirip ipotekli olarak vefat eden oğlu … adına tapuya kaydettirdiğini, diğer oğlu …’in borç olarak 11.500,00 TL değerinde altınlarını bozdurduğunu ve 5.000,00 TL daha ekleyerek 16.500,00 TL eve peşinat verdiğini, sonrasında iki kez 5.000,00 TL verdiğini ve toplamda 26.500,00 TL ödeme yaptığını, oğlu Samet’in üzerine de 80.000,00 TL kredi çekerek evin satış bedeli olan 106.500,00 TL ödeme yaptığını, oğlu …’in iş hayatında süreklilik bulunmadığını, kredi taksitlerini müvekkil davacının ödediğini, müvekkilinin, oğlunun vefatından sonra gelini olan davalıdan evin gerçek sahibinin kendisinin olduğunu, bu sebeple miras yoluyla geçen 1/2 hissesinin tamamını kendisine nakletmesini talep ettiğini fakat, taşınmazı müvekkiline devretmediğini, yukarıda açıklanan sebeplerle söz konusu yapılan işlemin muvazaalı olduğundan tapu kaydının iptali ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekil; müvekkilinin, davacının oğlu … ile evlendikten sonra kendi evlerinde oturabilmeleri için müteveffa ….’in bir daire aldığını, daire bedelinin büyük kısmının kredi olup vefat eden eşinin bu tutarı ödeyerek evin borcunu bitirmeye çalıştığını, Türk aile yapısında, örf ve geleneğinde ailede evlenene, düğün yapana, ev kurana anne – baba ve kardeşlerinin yardım etmesinin son derece doğal olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı, dava dilekçesindeki sebeplere dayanarak istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esastan reddine karar verilmiştir.
2. Yazılı delil veya delil başlangıcı bulunmadığı takdirde inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m. 188) ve yemin (HMK m. 225 vd) gibi kesin delillerle ispat edilmesi olanaklı ise de, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa yemin delili hatırlatılmasına rağmen davacı yemin deliline de dayanmamış ve iddiasını ispatlayamamıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyizinde dava dilekçesi ve istinaf dilekçesindeki hukuki sebeplere ve olaylara dayanarak temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup davanın reddi kararının eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak, borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat, imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.).

3. Gerekçe
Davacı ile davalı murisi arasında inanç sözleşmesini kanıtlayan 05.02.1947 tarihli ve 2016 sayılı YİBK’da açıklanan biçimde yazılı bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle, taraflar arasındaki inanç sözleşmesi yazılı bir belge ile kanıtlanamamıştır.

VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddi ile hükmün ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.