YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1667
KARAR NO : 2023/1203
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
… 1. İcra Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/299 esas, 2021/374 sayılı kararı ile sanık …’in, borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli ve 2021/63 değişik … sayılı kararı ile hükmün 13.10.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
… Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.11.2022 tarihli ve 94660652-105-45-18016-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/151229 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I.İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/151229 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerekmesi karşısında, 15.10.2020 tarihinde alınan taahhütnamede, icra gideri olmadığı halde baro pulu ücretinin gider olarak gösterildiği, bu nedenle borçlu tarafından verilen taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar
verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II.GEREKÇE
1.Sanığın, yargılama konusu eylemi için 2004 sayılı Kanun’un 340. Maddesinde “üç aya kadar tazyik hapsi” öngörüldüğü belirlenmiştir.
2.2004 sayılı Kanun’un “Borçlunun ödeme şartını ihlâli halinde ceza” başlıklı 340. maddesi “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlâl eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 2/l. Maddesinde disiplin hapsi; “Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi” olarak tanımlanmıştır.
4.2004 sayılı Kanun’un da icra suçlarıyla ilgili hükümlerin 331 ilâ 345/b maddeleri arasında, muhakeme usulüne ilişkin hükümlerinin ise 346 ilâ 354 üncü maddelerinde düzenlendiği, icra suçlarının, suç olarak düzenlenmek suretiyle hapis ve adlî para cezası şeklinde yaptırımlara bağlananlar ile disiplin veya tazyik hapsi yaptırımına bağlananlar şeklinde ikili bir ayrıma tâbi tutulduğu, disiplin hapsi veya tazyik hapsinin, bir suç karşılığı olmayıp kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış bir fiil karşılığı olarak uygulanan seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen yaptırımlardır.
5.2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerekir.
6.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “şikayet süresi” başlıklı 347.maddesinde yer alan, “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.” şeklindeki düzenleme karşısında, şikayet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanılması gerekmektedir.
7.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde;
a.15.10/2020 tarihli taahhüde ilişkin şikayet konusu edilen 15.01.2021-15.02.2021-15.03.2021-15.04.2021 tarihli taksitler yönünden yapılan incelemede;
15.10.2020 tarihli taahhüt sonrası 15.01.2021-15.02.2021-15.03.2021-15.04.2021 tarihlerinde taksitlerin ödenmemesi ile suçun oluştuğu, alacaklı vekilinin suçu öğrendiği tarihin, şikayet konu bu tarihli taksitlerin ödenmediği tarihler olarak kabul edilmesi gerektiği, alacaklı vekilinin suçu öğrenmesine rağmen 17.08.2021 tarihinde şikâyette bulunduğu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “şikayet süresi” başlıklı 347.maddesinde yer alan, “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.” şeklindeki düzenleme karşısında, 15.01.2021-15.02.2021-15.03.2021-15.04.2021 tarihli taksitler yönünden müşteki tarafın suçu öğrendiği tarih ile şikâyet tarihi arasında üç aylık sürenin geçmiş olduğu nazara alınarak düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, açıklanan gerekçe uyarınca kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
b.15.10.2020 tarihli taahhüde ilişkin şikayet konusu edilen 17.05.2021 tarihli taksit yönünden yapılan incelemede;
15.10.2020 tarihli taahhüde ilişkin şikayet konusu edilen 17.05.2021 tarihli taksit yönünden 17.08.2021 tarihli şikayetin 3 aylık yasal süre içerisinde yapıldığı anlaşılarak yapılan değerlendirmede ise; 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin
birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği, 15.10.2020 tarihinde alınan taahhütnamede, icra gideri olmadığı halde baro pulu ücretinin gider olarak gösterildiği, bu nedenle borçlu tarafından verilen taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III.KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE;
2. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli ve 2021/63 değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlali eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, bu eylemle ilgili olarak sanık hakkında tazyik hapsi infaz edilmekte ise salıverilmesine;
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE , 28.02.2023 tarihinde karar verildi.