Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6349 E. 2023/814 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6349
KARAR NO : 2023/814
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki, menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının alacaklı gözüktüğü Kırşehir İcra Dairesinin 2016/4530 E. sayılı icra dosyasında, takibe dayanak gösterilen bononun sahte imza ile düzenlendiğini belirterek takibin iptaline, müvekkilinin böyle bir borcun olmadığının tespitine, mahkemece aksi yönde kanaat oluşması halinde ise takibe dayanak bononun 250,00 TL(ikiyüzelli) olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının senetteki imzanın murise ait olmadığını ileri sürdüğü, takip konusu senette imzası bulunan …’ın 01.07.2016 tarihinde vefat ettiği, takibin mirasçı olarak davacı borçluya yöneltildiği, davacı borçlu tarafından senetteki borçlu murisin imzasına itiraz edildiği, imzasına itiraz edilen …’ın vefatı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 211 inci maddesi gereğince isticvaba gerek olmadığı, 03.03.1993 tarihli sürücü belgesi müracaat formundaki, sürücü sınavı test cevap kağıdındaki, Gülşehir Tapu Müdürlüğünün 12.09.2014 tarih ve 2211 yevmiye no.lu resmi senedindeki 1 nci sayfadaki, aynı tarihli tapu başvuru belgesindeki, Nevşehir 2. Noterliğinin 18.05.2009 tarih ve 4446 yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin … imzaları ile takip konusu senetteki … imzasının aynı olduğu, takip konusu senetteki imzanın borçlu muris …’a ait olduğu, bu nedenle davacının imzaya itirazının yerinde olmadığı, davacının senet bedelinin yazıyla gösterilen bedel olduğunu iddia ettiği, icra takip dayanağı bonoda senet bedelinin, rakam kısmında “250.000”, yazı kısmında ise “iki yüz elli” TL olarak belirtildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 778 inci maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 676 ncı maddesinin birinci bendine göre senet bedelinin hem yazı hem de rakamla gösterileceği ve iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedele itibar olunacağı, kötü niyet tazminatı yönünden alacaklının ayrıca ve açıkça kötüniyetli olduğunun davacı borçlu tarafından ispatlanması gerektiği, davacı alacaklı tarafından bu ispatın yerine getirilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Kırşehir İcra Müdürlüğünün 2016/4530 takip sayılı dosyasında 250,00 TL’yi aşan kısım yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin 250,00 TL ( İki Yüz Elli Türk Lirası) yönünden devamına, davacı yanın tazminat ve para cezası talebi ile davalının tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilince süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının icra takibi devam ederken süresi içinde borca itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, bu nedenle takibi ve bonoyu kabullendiğini, bononun 250,00 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borcun 250.000,00 TL olduğunu, bono tanzim edilirken davacının rakamla 250.000,00 TL olduğunu görerek ve bilerek imzaladığını, mahkemece eksik inceleme ile ön incelemede karar verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükünün, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düştüğü, mahkemece 6100 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca dosyaya sunulan delillerin değerlendirilmek suretiyle imzanın keşideci eli ürünü olduğu gerekçesi ile sahtelik iddiasının kabul edilmediği; ancak mahkemece dayanak gösterilen 6100 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinin hatalı değerlendirildiği, hakim tarafından yazı ve imzayı inkar eden tarafın öncelikle isticvap edileceğinin belirtildiği, eldeki uyuşmazlıkta ise keşidecinin vefat ettiği, davacı mirasçı tarafından menfi tespit isteminde bulunulduğundan müteveffanın davaya konu edilen bono tarihinden önceki yakın tarihli imzaları ile sonraki tarihli imza örnekleri toplanarak bilirkişi incelemesi neticesinde bir sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde görülmediği, bununla birlikte istinaf edenin sıfatı (davalı) dikkate alındığında davacının sahtelik iddiasının reddedilmiş olmasının davalı yanın lehine olduğu, bu nedenlerle davalının sahtelik hususundaki istinaf itirazının reddi gerektiği, somut uyuşmazlığa konu bono bedelinin rakamla “250.000” TL olarak, yazı ile “iki yüz elli” TL olarak gösterildiği, mahkemece 6102 sayılı Kanun’un 778 inci maddesi yollaması ile bonolar hakkında da uygulama yeri bulunan 676 ncı maddesi uyarınca yazı ile yazılmış olan bedele itibar edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; ancak mahkeme hükmünde bono bedelinin 250,00 TL’yi aşan kısım yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti hükmü kurulmuş olmakla infazda tereddüt uyandıracak biçimde hüküm kurulmuş olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı borçlunun Kırşehir İcra Dairesinin 2016/4530 E. sayılı dosyasında 250.000,00 TL asıl alacağın 249.750,00 TL’sinden borçlu olmadığının tespitine, takibin asıl alacak miktarının 249.750,00 TL’lik kısmının iptaline, davacı yanın fazlaya dair istemi ile tazminat ve para cezasına ilişkin istemlerinin, davalının ise tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; imzanın müteveffa …’a ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiğini, tanığının dinlenmediğini, bononun 250,00 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin 250,00 TL borca tenezzül etmeyecek bir iş adamı olduğunu, senedin yazılı kısmında sehven “bin” kelimesinin yazılmasının unutulduğunu, borcun 250.000,00 TL olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı takipten ötürü borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, dava konusu bonodaki bono bedelinin rakamla yazılan tutar ile yazıyla yazılan tutar arasında farklılık bulunması halinde hangisine itibar edileceği hususları uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 208 inci ve 211 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un 676 ncı ve 778 inci maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.