YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/228
KARAR NO : 2023/64
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinin 05.05.2010 tarihli keşif özetinde belirtilen inşaat, tadilat, dekorasyon, dizayn ve elektrik tesisatı işlerini 151.246,95 TL bedelle yapmayı üstlendiğini, davalının 60.799,00 TL ödeme yaptığını, bakiye 117.672,41 TL’yi ödememesi üzerine icra takibine başlanıldığını, davalının itiraz dilekçesinde davacının taahhüt ettiği işlerini tamamlamadığını ve eksik kalan işleri başka firmalardan hizmet alarak tamamlattığı yönünde itirazda bulunup, borcun 10.688,52 TL’lik kısmını kabul ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığını, yapılacak işler karşılığında davacıya KDV dahil 80.000 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının davacıya 16.04.2010 tarihi itibariyle toplam 60.799 TL ödeme yaptığını, bakiye 19.201 TL nin davacının eksik kalan işleri tamamlamasından sonra ödenebileceğinin kararlaştırıldığını, davacının ihtaren tebliğ ettiği faturaların da davacıya iade edildiğini, davacı tarafından eksik bırakılan işlerin, başka firmalardan hizmet alarak tamamlatıldığını ve karşılığında 9 faturaya göre toplam 7.213,96 TL + KDV = 8.512,48 TL ödeme yapıldığını, bu meblağın işin tutarı 80.000 TL’dan (8.512,19 TL. şeklinde) düşülerek kalan 12.573,81 TL, avukatlık ücreti ve masraflar dahil edilerek 08.02.2012 tarihinde icra dosyasına ödendiğini belirterek, davanın reddi ile icra takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11/04/2016 tarihli, 2014/862 Esas ve 2016/277 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 111.608,28 TL asıl alacak, 27.087,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 138.695,47 TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağa takipten itibaren avans faizi yürütülmesine, takip sonrası 12.573,81 TL ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. 1. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 06.11.2017 tarihli, 2016/4279 Esas ve 2017/3800 Karar sayılı ilamı ile davacı yüklenici vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; davalı iş sahibinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile bilirkişiden ek rapor alınarak iş bedelinin mahalli piyasa rayicine göre belirlenmesi ve rayiç bedellerine KDV dahil olduğundan ayrıca KDV ilave edilmemesi, takip ve dava konusu faturalarda belirlenen bedeller ve talep sonucu aşılmaksızın inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün davalı iş sahibi yararına bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararı
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile itirazının kısmen iptaline, takibin 84.551,47 TL asıl alacak 20.520,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 105.071,98 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, takip sonrası 12.573,81 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
V. 2. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 2. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli, 2018/5295 Esas ve 2019/2174 Karar sayılı ilamı ile davacı yüklenici vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; davalı iş sahibi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile bozma ilamına uyulmakla bozma uyarınca inceleme yapılmasının ve hüküm kurulmasının zorunlu hale geldiği, bozma sonrası alınan raporun bozmaya uygun olmadığı, bedelin KDV dahil piyasa rayici olup olmadığının anlaşılamadığı, bu sebeple bilirkişi kurulundan ek rapor yahut yeni bir bilirkişi kurulundan bozmaya uygun rapor alınıp denetlenerek taraf itirazları da karşılanmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, hükmün davalı iş sahibi yararına bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince 2. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aldırılan bilirkişi raporu ve usuli kazanılmış haklara riayet edilerek mahkemece yapılan hesaplama neticesinde davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği iş bedeli alacağı 90.349,95 TL ise de, yine bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ve bozma ilamlarında eleştiri konusu yapılmadığından kesinleşmiş olan davalının 3. kişilere ödediği eksik işler giderim bedeli 5.798,48 TL’nin davacı alacağından mahsubu ile davacının asıl alacağının 90.349,95-5.798,48=84.551,47 TL olduğu, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle bu bedelden 150,00 TL nesafet kesintisi yapıldığında davacının takip tarihi itibariyle 84.401,47 TL alacağı olduğu, davacı vekilince bu tutarın “asıl alacaktan mahsup edilemeyeceği, sadece işlemiş faizden mahsup edilebileceği” ileri sürülmüşse de, davalının itiraz dilekçesinden ve takip dosyası içeriğinden anlaşıldığı üzere ödenen 12.573,81 TL’nin 10.688,52 TL’si, kabul edilen asıl alacak kısmına ilişkin ödeme olduğu, hesaplanan davacı asıl alacağından takipte kabul edilen bu kısım düşüldüğünde, asıl alacak tutarının 84.401,47-10.688,52=73.712,95 TL olduğu, kalan 1.885,29 TL’lik ödemenin ise işlemiş faizden düşülmesi gerektiği, böylece işlemiş faiz tutarının 20.412,44-1.885,29=18.527,15 TL olduğu, bu şekilde tespit edilen asıl alacak ve işlemiş faiz tutarları yönünden davanın kısmen kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım yönünden alacak likit sayılamayacağından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, reddedilen kısım yönünden ise davalının kötüniyet tazminatı talebi hakkında ilk kararda sehven herhangi bir hüküm kurulmadığı, bozma ilamlarında bu yönden bozma sebebi bulunmadığı, karar davalı vekilince temyiz edilmesine rağmen temyiz dilekçesinde bu hususta temyiz sebebi ileri sürülmediği, bozma sebepleri dışında davalının diğer temyiz istemlerinin reddedilmiş olduğu gözetildiğinde, davalının kötüniyet tazminatı talebi yönünden (bu konuda olumlu veya olumsuz hüküm kurulmaması şeklinde) davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu ancak, nihai kararda davadaki taraf taleplerinin tümü hakkında hüküm kurulması zorunlu olduğundan, davalının kötüniyet tazminatı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalının kısmi itirazının kısmen iptaline, takibin 73.712,95-TL asıl alacak, 18.527,15-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.240,10-TL alacak yönünden, takip sonrası 73.712,95-TL asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine, kabul edilen kısım yönünden davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde; davacının kestiği ancak karşılığı olmayan faturaların bulunması sebebiyle takibe itiraz edildiğini, davacını faturalarının müvekkil şirket için yapılan tadilat ve işçilikle uyuşmadığını, hesap bilirkişilerinin ticari defterler üzerindeki incelemeyi yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen şirket merkezlerinde yapmadığını, eksik belge ve inceleme doğrultusunda karar verildiğini belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; 3. kişilere ödendiği belirtilen faturalar ve ödemelerin yapıldığını gösteren herhangi bir emarenin mevcut olmadığını, faiz hesabı bakımından ilk bozmadan sonra davacı lehine usuli müktesep hak doğduğunu, alacaktan KDV düşülemeyeceğini, usuli kazanılmış hak ilkesinin yanlış uygulandığını, davalının takip sonrası ödediği 12.573,81-TL’nin asıl alacaktan mahsup edilemeyeceğini, icra inkar tazminatı verilmesi gerektiğini, işlemiş faizin ticari faizden hesaplanması gerektiğini belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100 üncü maddesi, 470 inci ve devamı maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı iş sahibi vekilinin tüm, davacı yüklenici vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
3.Davacı yüklenici vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bozma ilamlarına uyularak yapılan yargılamada aldırılan bilirkişi raporları çerçevesinde ve bozma üzerine taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmek suretiyle mahkemece hesaplama yapılıp hüküm kurulması yerinde ise de, hesaplama yapılırken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kısmen ödemede mahsup hakkının gözetilmemesi hatalıdır.
4.Somut olay değerlendirildiğinde; ödeme emrinin tebliği üzerine davalı-borçlu tarafından borca kısmi itiraza ilişkin 07.02.2012 tarihli dilekçe sunulduktan sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce 08.02.2012 tarihinde kısmen kabul edilen 10,688,52 TL asıl alacak olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 12.573,81 TL’nin, davacının alacaklısı olduğu İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2012/950 sayılı dosyasına ödendiği sabittir. TBK’nın 100 üncü maddesi hükmüne göre borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Borçlunun faiz borcunun bulunması halinde yapılan kısmi ödemeler öncelikle faizden düşülmesi gerekir. Bu kural emredici mahiyette olmamasına rağmen aksinin kararlaştırıldığı iddia edilmemiş, alacaklı icra takibinde TBK’nın 100. (BK 84.) maddesinin uygulanmasını talep etmiştir. Kaldı ki davacı vekilince ödenen miktarın işlemiş faizden düşülmesi açıkça talep edilmesine rağmen mahkemece hatalı değerlendirme ile “ödenen 12.573,81 TL’nin 10.688,52 TL’sinin kabul edilen asıl alacak kısmına ilişkin ödeme olduğu, kalan 1.885,29 TL’lik ödemenin ise işlemiş faizden düşülmesi gerektiği” belirtilerek hesaplama yapıldığı ve TBK’nın 100 üncü maddesi kapsamında değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının alacak miktarı tayin edilirken mahkemece tespit olunan 84.401,47-TL asıl alacak ve 20.412,44 TL işlemiş faizden, davalı-borçlu tarafça yapılan ödeme olan 12.573,81-TL’nin evvela işlemiş faizden düşülmesi neticesinde davanın kısmen kabulü ile, davalının takip dosyasına yaptığı kısmi itirazın kısmen iptaline, takibin 84.401,47-TL asıl alacak, 7.838,63-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.240,10-TL alacak yönünden, takip sonrası 84.401,47-TL asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmektedir.
5.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile mülga 1086 HUMK’nın 438/VII. maddesi gereği düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı iş sahibi vekilinin tüm, davacı yüklenici vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan ve “takibin” kelimesinden sonra gelen “73.712,95-TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “84.401,47-TL” ibaresinin; devamında yer alan “18.527,15-TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “7.838,63-TL” ibaresinin; devamında yer alan ve “takip sonrası” kelimelerinden sonra gelen “73.712,95-TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “84.401,47-TL” ibaresinin yazılmasına ve hükmün değiştirilmiş bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.