YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8078
KARAR NO : 2023/102
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/3907 E., 2021/659 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin 2 inci fıkrasının (b) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün değil ise de, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ilk derece mahkemesinin güvenlik tedbirine ilişkin tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabulüyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesi uyarınca güvenlik tedbiri uygulanmış olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2017 tarihli ve 2015/1233-2017/459 sayılı kararında vurgulandığı üzere, gerek bir mahkumiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracağından; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede:
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2019 tarihli ve 2017/642 Esas, 2019/332 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/3907 Esas, 2021/659 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanık …’in istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesinin uygulanması suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebebi, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilama konu dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olduğu ve uzlaşmanın sağlanıp sağlanmadığı araştırılmadan tekerrür hükümlerinin uygulanmasının ve mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’in olay tarihinde şikayetçi …’ı telefon ile arayıp oğlu gibi konuşarak “Anne senedim var, borcum var acil ödemem lazım, bugün son gün” diyerek para istediği, 72 yaşında olan şikayetçinin arayan kişinin oğlu olduğunu zannederek evde bulunan
6.500,00 TL ile banka hesabından çektiği 15.000,00 TL sini alarak sanık …’nın bildirdiği adrese gittiği, temyiz kapsamı dışında olan sanık …’ın şikayetçinin yanına gelerek oğlunun çalışanı olduğunu söyleyip paraları aldığı ve sanık …’ya teslim ettiği iddiasıyla sanıklar hakkında basit dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Katılan … 26.07.2017 tarihli teşhis tutanağı ile sanık …’ı kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
3. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 22.08.2017 tarihli raporu ile katılan …’ın “algılama yeteneğinin zayıfladığından” söz edilemeyeceğine dair görüş bildirilmiştir.
4. Soruşturma aşamasında taraflar arasında başlatılan uzlaştırma görüşmeleri sonuçsuz kalmıştır.
5. Sanık … aşamalarda vermiş olduğu savunmasında, işsiz olduğu bir dönemde sanık …’nın teklifini kabul ettiğini, Mustafa’nın alacakları olduğunu söyleyerek kendisini farklı adreslere gönderdiğini, hiç kimse ile muhatap olmadan paraları alarak sanık …’ya getirdiğini, karşılığında kendisine para verdiğini, dolandırıcılık yaptığını bilmeden bu şekilde dört kişiden para aldığını beyan ederek tevilli ikrarda bulunmuştur.
6. Sanık … savunmasında, suçlamayı kabul etmediğini, sanık …’ı on yıldır tanıdığını, alacaklarını tahsil etmesi amacıyla diğer sanığı kesinlikle bir yerlere göndermediğini, kendisine iftira attığını, Serkan’ın çalıştığı kahveye çok sık gelip gittiğini, kendisinden para istediğini, ancak vermediğini, bu yüzden kendisine suç isnadında bulunmuş olabileceğini ifade etmiştir.
7. Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre, UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada, sanıklar hakkında yakın tarihlerde benzer şekilde işlemiş oldukları dolandırıcılık suçlarından haklarında dava açılarak mahkumiyet kararları verildiği ve bu kararlarının kesinleştiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik bulunmadığı ancak; sanık … hakkında kurulan hükümde, sanığın İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1061 Esas ve 2010/758 Karar sayılı kararı ile tekerrüre esas sabıkası bulunmasına rağmen sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmamasını hatalı bularak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58 inci maddesini uygulamak suretiyle ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2010 tarihli 2009/1061 Esas, 2010/758 Karar sayılı ilamına konu dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, 01.09.2021
tarihli ve 2021/8956 uzlaştırma sayılı raporda uzlaşmanın sağlanamadığının belirtildiği ve bu hususun İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli 2009/1061 E, 2010/758 Karar sayılı ek kararı ile sabit olduğu, ayrıcı infaz aşamasında bu durumun her zaman değerlendirilmesi mümkün olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin sanık hakkında tekerrür hükümlerini uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamış, kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Tekerrüre esas alınan ilamın “2009/1061 Esas ve 2010/758 Karar” olan bilgilerinin, “2019/1061 Esas ve 2010/1061 Karar” şeklinde yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2019/3907 Esas, 2021/659 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (22). Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2023 tarihinde karar verildi.