Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13793 E. 2023/1059 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13793
KARAR NO : 2023/1059
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/34 E., 2017/282 K.
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2011 tarihli ve 2011/1 Esas, 2011/139 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2011 tarihli ve 2011/1 Esas, 2011/139 Karar sayılı kararının katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 05.11.2015 tarihli ve 2013/16429 Esas, 2015/30949 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği belirtilerek eksikliklerin giderilmesi gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2016/34 Esas, 2017/282 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin ikinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası 62, 50 ve 52 inci maddeleri uyarınca hapis cezasından çevirilen 6.000,00 TL ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz ettiğine ilişkindir.
Sanığın ablası Ayla Altun’un 03.12.2021 tarihli ve sonradan dosyaya vekalet sunan sanık müdafii Av. …’nın 15.12.2021 tarihli olmak üzere, tanıklığa ve beyanlarına ilişkin dilekçe sundukları anlaşılmıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kiracı olarak Özüçler Düğün Salonu’nu işletmekte olan şikayetçi …’a, mülk sahibi tarafından açılan kira alacağı ve tahliye davasının Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.09.2008 tarihli ve 2008/630 Esas, 2008/1973 Karar sayılı kararıyla şikayetçi … aleyhine sonuçlanarak iş yerinden tahliyesine karar verildiği, kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından temyizi üzerine dosyanın temyizen incelenmek üzere Yargıtay 6. Hukuk Dairesine geldiği, dosyanın temyiz aşamasında şikayetçi vekili avukat Hasan S. yanında ayrıca avukat Selen Z.K tarafından da takip edildiği ve şikayetçi aleyhine sonuçlanarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.04.2009 tarihli ve 2009/14222 Esas, 2009/3761 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, davalı … ve vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğu ancak Dairenin 14.09.2009 tarihli kararı ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.09.2008 tarihli ve 2008/630 Esas, 2008/1973 Karar sayılı tahliye kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onanmasından sonra şikayetçi … tarafından sanık hakkında 11.05.2009 tarihli dilekçe ile şikayetçi olunduğu, müşteki şikayet dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında ve şikayetçinin akrabası olan tanık Ahmet C.T’nin beyanlarında özetle, dosyasının temyiz aşamasında Yargıtaya gelmesinden sonra şikayetçi …’un, önceden tanıdığı ve eşi E.T.’nin Yargıtay 6. Hukuk Dairesinde tetkik hakimi olduğunu bildiği Ankara Barosu avukatlarından sanık … ile irtibata geçerek yardım istediği, sanığın da dosyaya tetkik hakimi olan eşi E.T.’nin oda arkadaşı Serdar hakimin baktığını, onun vasıtasıyla dosyayı lehe çevirebileceğini söyleyerek şikayetçiden 11.02.2009 düzenleme tarihli, 18.500,00 TL bedelli alacaklı kısmı boş bono ve 1.500,00 TL elden nakit para aldığı, şikayetçiye kendisi yerine aynı büroda çalıştığı avukat Selen Z.K ‘ye vekaletname çıkartmasını söylediğini, ancak 27.04.2009 tarihinde sanığın arayarak kendilerine kararı bozduramadığını, elinden geleni yaptığını ancak daire başkanını geçemediğini ve kararın onandığını söylediğini ifade ettikleri anlaşılmıştır.
3. Sanık …’ın dosyada vekaletnamesinin bulunmaması nedeniyle, vekil- müvekkil ilişkisi kurulmamış olduğundan isnat edilen eylemin avukatlık görevinden kaynaklanmadığı gibi bu görevin ifası sırasında da gerçekleşmemiş olduğu belirlenerek soruşturmanın genel hükümlere göre yürütüldüğü anlaşılmıştır.
4. Sanık aşamalardaki savunmalarında ve dilekçelerinde özetle, şikayetçiyi daha önceden idari davalarını takip etmesi nedeniyle tanıdığını, dava konusu tahliye davasını şikayetçi kaybedince akrabası Ahmet C.T ile birlikte yanına geldiklerini, dosyaya bakarak davayı kaybedeceklerini söylediğini ve kendilerinden para almadığını, Yargıtay aşamasında da davanın aleyhe sonuçlanması üzerine şikayetçiyi zorla iş yerinden tahliye eden İ.K isimli kişinin de kendisinin müvekkili olması nedeniyle davayı kaybetmelerinin sebebini kendisi olarak gördüklerinden bu yönde iddialarda bulunduklarını, araştırmalarına göre Yargıtay aşamasında davaya avukat Selen Z.K’nın baktığını ve davanın aleyhe sonuçlanması üzerine avukat Selen Z.K tarafından 14.05.2009 tarihinde bononun şikeyetçiye iade edildiğini öğrendiğini beyan ederek ilgili belgenin fotokopisini sunmuştur. Müşteki tarafından ikinci celse kendisine gösterilen senet fotokopisinin sanığa verdiği senet olduğu ve senet aslını aldığına ilişkin imzalı yazı ve imzaların kendisine ait olduğu beyan edilmiştir.. Bononun incelenmesinde alacaklı kısmının boş olduğu ve kime verildiği yönünde başkaca bilgi içermediği görülmüştür.
5. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 05.11.2015 tarihli ve 2013/16429 Esas, 2015/30949 Karar sayılı bozma kararına uyulmasına karar verildiği, belirtilen eksikliklerin tamamlandığı, ilgili belgelerin getirtildiği ve tanıkların dinlendiği anlaşılmıştır.
6. Buna göre avukat Selen Z. K ve sanık …’ın dosya kapsamında bulunan dilekçelerinde iş yeri adresi olarak verdikleri adresin aynı adres olduğu, avukat Selen Z.K’nin bozma ilamı sonrasında tanık sıfatıyla başvurulan beyanında, olayın üzerinden çok zaman geçtiği için şikayetçiyi ve kendisine verildiği belirtilen vekaletname ve bonoyu hatırlamadığını, sanık … ile bir dönem kısa süre aynı büroda fakat bağımsız olarak çalıştıklarını, zaman zaman yardımlaştıklarını ifade ettiği anlaşılmıştır.
7. Dava devam ettiği sırada tanık Ahmet C.T ve şikayetçinin 19.04.2016 tarihli dilekçeleri ve beyanları ile sanık …’ın olayla ilgisinin olmadığını, yanlış anlaşılmadan dolayı şikayetçi olduklarını, sanığa para veya vekaletname vermediklerini beyan ederek şikayetten vazgeçtikleri, ancak daha sonra duruşmada bu dilekçelerini sanığın zarar görmemesi için verdiklerini, olayın baştan beri anlattıkları şekilde geliştiğini ifade ettikleri ve müştekinin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan ederek kısmi ödeme nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterdiği anlaşılmıştır.
8. Mahkemece, sanık ile husumeti bulunmayan şikayetçinin aşamalardaki anlatımları, tanık Ahmet C.T’nin 23.03.2010 tarihli savcı huzurunda alınan ifadesi ile şikayetten sonradan iade edilen 18.500,00 TL bedelli senet dikkate alınarak sanığın savunmalarının dosyadaki delillerle uyumlu olmadığı yönünde oluşan kanaat ile sanık hakkında, kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle menfaat temin ederek dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın temyiz isteği yönünden, dosya kapsamından yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğunun anlaşılması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2016/34 Esas, 2017/282 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde karar verildi.