YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/716
KARAR NO : 2023/505
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 26/06/2008 tarihli mermer üretim sözleşmesi gereğince davalının 39.072,48 USD karşılığında üretimi yapıp teslim etmesinin kararlaştırıldığını, 39.072,48 USD tutarında 5 adet çekin davalı şirket temsilcisi …’ya teslim edildiğini, ancak teslim tarihi olan 15/07/2008 tarihinde ürünlerin teslim edilmediğini ve davalının temerrüde düştüğünü, ifadan vazgeçtiklerini belirterek, davalı şirkete ödenen 39.072,48 USD’nin temerrüt tarihi olan 15/07/2008 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının karşı edimi yerine getirmediği halde dava açmasının kötüniyetli olduğunu, davacının sözleşme gereği ödemesi gereken çekler ödenmediği için hazır olan malları gelip teslim almadığını, müvekkili şirket yetkilisinin davacı tarafı arayıp ödemelerin yapılmasını talep ettiğini, malların hazır olduğunu bildirmesine rağmen davacı tarafın kayıtsız kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “taraflar arasında 26/06/2008 tarihli mermer üretim sözleşmesi akdedildiği, sözleşme uyarınca davalı yüklenicinin mermerleri 15/07/2008 tarihinde İzmir Limanında yükleme yapacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla ifanın İzmir Limanında gerçekleştirileceği, ancak davalı beyanlarından anlaşıldığı üzere ifa sözleşmede belirlendiği şekilde yapılmadığından davalının temerrüde düştüğü, davacının TBK 125/2 uyarınca sözleşmeden dönme talebinin makul olduğu, TBK 125/3 uyarınca davacının avans olarak verdiği ve ödendiği anlaşılan çek bedellerini geri istemekte haklı olduğu” gerekçesi ile davanın kabulü ile 39.072,48 USD’nin 15/10/2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının çek bedellerini ödemediğini, ödediğini ispatlayacak nitelikte herhangi bir belgeyi dosyaya ibraz etmediğini, sadece elden ödeme yaptığını iddia ettiğini, ancak çek asıllarını dahi mahkemeye sunamadığını, mahkemenin kabul kararı itibariyle faiz hesaplaması açısından keşide tarihlerinin esas alınmasının da hukuka aykırı bir yaklaşım olduğunu, faiz hesaplaması açısından da ödeme tarihlerinin esas alınması gerektiğini, davacının ne ödeme gerçekleştirdiğini ne de ödemeyi gerçekleştirdiği tarihi ispat edemediği için davanın asıl alacak ve faiz yönünden reddi gerektiğini, davacının tarafın ürünleri teslim almakta temerrüde düştüğünü, davalıyı mağdur ettiğini, davacı tarafın davalı firmaya sipariş ettiği ve yaptırmış olduğu mermer işlerinin bedelini ödemediği gibi davalı tarafından yapılan işlerin yıllarca davalı firmanın deposunda durduğunu, davalının defalarca malları teslim edebilmek adına davacı ile iletişim kurduğunu, ancak davacının ürünleri teslim almaktan imtina ettiğini, temerrüde düştüğünü, çek bedellerini de ödemediği için davacının herhangi bir hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacı firmanın sözleşme tarihinden yaklaşık 8 yıl sonra dava açtığını, bu süre zarfında davalıya yönelik herhangi bir ihtar vb. başvuruda bulunmadığını, dolayısıyla hem çekleri ödemeyip hem ürünleri teslim almakta temerrüde düşen davacının kötüniyetli kabul edilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Taraflar arasında 26.08.2008 tarihli mermer üretim sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin bedelinin 39.072,48 USD olduğu, ödeme şeklinin “mermer konteyner 90 gün 15.07.2008 liman teslim tarihinden itibaren, traverten konteyner 60 gün 15.07.2008 liman teslim tarihinden itibaren” şeklinde olduğu, sözleşmede iş tesliminin 15.07.2008 tarihinde İzmir Limanda yükleme yapılacağı düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf sözleşme gereği ödenmesi gereken çeklerin ödenmediğini ve davacının hazır olan malları gelip almadığını beyan etmiştir. Sözleşme gereğince toplam 5 adet çek davacı tarafından davalı tarafa verilmiştir. Toplanan deliller, celp edilen kayıtlar, icra dosyası, davacı tarafından ibraz edilen çek suretleri ve davalı vekilinin 05.12.2017 tarihli beyanından da anlaşıldığı üzere, çeklerin müşteri çeki olarak davalı tarafından kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmelerinde eserin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. Sözleşmeye göre üretilen mermerlerin yüklenici tarafından İzmir Limanında teslim edilmesi gerekmektedir. Ancak davalı taraf çekleri müşteri çeki olarak kullanmasına rağmen mermerleri İzmir Limanında teslim etmemiş, bu şekilde temerrüde düşmüştür. Edimini yerine getirmeyen davalı yüklenici tarafın davacıdan sözleşme bedeline istinaden aldığı çeklerin karşılığı olan 39.072,48 USD bedeli iade etmesi gerekir. Bu nedenlerle yerel mahkemece 39.072,48 USD’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermesi yerinde olmuştur. Alacağa temerrüt faizi işletilebilmesi için borçlunun ihtar ile temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Ancak, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir delil sunulmadığı göz önüne alındığında, mahkemece bedelin davacının davalıya çekleri verdiği tarih olan 15.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur. Dosya kapsamı itibariyle davacının, davalıyı temerrüde düşürmediği, dava tarihi itibariyle temerrüt oluştuğu anlaşıldığından, 39.072,48 USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi hükmü uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmektedir” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 39.072,48 USD’nin dava tarihi olan 29.01.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi hükmü uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davalının çek bedellerini ödemediğini ve ödediğini ispatlayacak nitelikte herhangi bir belgeyi de dosyaya sunmadığını, davacının taraflar arasında yapılan eser sözleşmesinde edimini yerine getirmeyen taraf olduğunu, mermerler hazır olduğu halde zamanında almadığını ve bedelini ödemediğini, bu suretle davacı tarafın ürünleri teslim almakta temerrüde düştüğünü ve davalıyı bu anlamda mağdur ettiğini, sözleşme koşullarına aykırı hareket edenin davacı olduğunu, davalı firmayı sürekli oyalayan ve sözleşme gereği yapılması gereken siparişlerin hazırlanması için masrafa sokan ve imal ettirip ödemesini yapmayarak almayan davacı firmanın kusurlu ve kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, sözleşme uyarınca davalı yükleniciye yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı iş sahibiyle davalı yüklenici arasında yapılan mermer üretim sözleşmesi gereğince davacının sözleşme bedeli için 39.072 Dolar karşılığı beş adet çek verdiği, ancak davalı tarafın mermerleri teslim etmediği belirtilerek ödediği çek bedellerinin istirdadını talep etmiştir.
Davalı taraf 5 adet çeki aldığını ancak çeklerin ödenmediğini, davacının üretilen mermerleri teslim almayarak kendisini mağdur ettiğini, 8 yıl sonra dava açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne dair kararının davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine, İstinaf Mahkemesi, istinaf isteminin reddine karar vermiştir. Davalı taraf vekilinin temyizi üzerine Dairemizin Sayın çoğunluğu, “çeklerin verilmesiyle ödemenin gerçekleştiğinin kabulünün gerektiğini” belirterek Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir.
TTK’nın çekle ilgili hükümleri dikkate alındığında çekin ödeme aracı olduğu kuşkusuzdur. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 3/5. bendinde; birçok kez yapılan değişiklikle çekin düzenlenme tarihinden önce ibrazı halinde ödenmeyeceği kabul edilmiş bu süre uzatımı halen “31/12/2023 tarihine kadar, geçerlidir. Bu hüküm karşısında ileri tarihli çeklerde; tahsilat yapılmadığı sürece çekin, ödeme olarak kabulü mümkün değildir.
Davalı taraf çeklerin ödenmediğini iddia ettiğine, banka cevabi yazısında dört adet çekin bankaya ibraz edilmediği, bir adet çekin ise iptal edildiği belirtildiğine ve davacı taraf ödediklerini iddia ettikleri çeklerden iki tanesinin ellerinde olmadığını ve “ödemeye dair başkaca delillerinin bulunmadığını” duruşmada beyan ettiklerine göre aslı teslim edilemeyen iki çekin ödendiği davacı tarafça ispat edilememiştir.
Bu durumda, istirdat davasında, ödendiği ispat edilemeyen iki çek açısından davanın reddi gerekirken davanın tamamen kabulü doğru olmadığı için yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanmasına dair Sayın çoğunluğun kararına muhalifim.