YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22173
KARAR NO : 2023/1250
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay (Kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/25597 Esas, 2017/27374 Karar sayılı bozma ilamı sonrası … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2018/55 Esas, 2018/533 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157, 52, 53, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın beraat etmesi gerektiği, olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın, kendisine ait olduğunu kabul ettiği telefonla katılan …’ın …’teki … yerini arayıp ismini … Avcı olarak tanıttığı, …’de toptancı olduğunu, ürün almak istediğini, parayı mal tesliminde malları getiren kamyon şoförüne teslim edeceğini veya havale yoluyla göndereceğini söylediği, katılanın kabul etmesi üzerine 6.767,00 TL karşılığı malı sanığın, tanık H.Y’den kiraladığı işyerine gönderdiği, sanıkla telefonla görüştüğünde parayı havale edeceğini söylemesine rağmen göndermediği ve iki gün sonra da …’deki tanık C.K’ya sattığı, bu suretle dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık, telefonun kendisine ait olduğunu, ancak şikayetçiyi, tanıklar C.K. ve H.Y’yi tanımadığını ve bu şekilde alışveriş yapmadığını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3.Katılan …, zararının giderilmediğini beyanla sanıktan şikayetçi olmuştur.
4. Tanık C.K., ismini … olarak bildiği sanığın … yerine sürekli gelerek temizlik ve gıda malzemesi getirdiğini, suça konu malzemeleri de ondan aldığını, polislerin gelerek ürünleri tutanak altına alıp yedi emin olarak teslim ettiklerini beyan etmiştir.
5.Tanık H.Y. ismini … olarak tanıtan kişinin dükkanını kiraladığını, bir gün sonra sıvı deterjan geldiğini, iki gün sonra da başka kamyona yükleterek malları götürdüğünü gördüğünü beyan etmiştir.
6.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, şikayetçinin zarar giderilmesi koşuluyla uzlaşmayı kabul etmesine karşın sanığın uzlaşma teklifi tebliğine olumlu olumsuz dönüş yapmaması nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.
7.Mahkemece, sanık, atılı suçu kabul etmemiş ise de, olayda kullanılan telefonun kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bu telefonla tanık C.K. ile de görüştüğü anlaşıldığından sanığın savunmasına itibar edilmeyerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların düzelterek onama nedeni dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Ancak; Sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/797 Esas ve 2011/479 Karar sayılı ilamı ile 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan 5 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına hükmedildiği, kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince 5 ay süreyle belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma seçenek tedbirine çevrildiği, aynı Kanun’un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre sadece hapis veya adli para cezalarının tekerrüre esas alınabileceği ve 50 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca da uygulamada asıl mahkumiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olduğunun belirtildiği, bu itibarla söz konusu ilamdaki seçenek yaptırıma ilişkin mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın başka tekerrüre esas ilamının da olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanması,
Hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2018/55 Esas, 2018/533 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında tekerrürün uygulanmasına dair 11 inci bendinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.