Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18075 E. 2023/1152 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18075
KARAR NO : 2023/1152
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2013/445 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine,
Karar verilmiştir.
B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.10.2019 tarihli ve 2015/194571 sayılı, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve atılı suçlar yönünden hak yoksunluklarına hükmedilmemesi nedeniyle bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi; sanık hakkında verilen erteleme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılan şirkette muhasebe ve kasa sorumlusu olarak çalışan sanığın, mazeretsiz şekilde 16.04.2013 tarihinde … yerine gelmemesi üzerine yapılan araştırmada 01.03.2013 ile 11.04.2013 tarihleri arasında şirkete ait olup şirket kasasında bulundurulması gereken toplam 33.527,11 TL’nin sanık tarafından uhdesine geçirildiği, sanığın bu durumu gizlemek amacıyla da … oğlu, …, … …, … Dağ ve … adına sekiz adet sahte tediye makbuzu düzenlemek suretiyle atılı suçları işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın atılı suçlamaları kabul ettiğini ve pişmanlık duyduğunu savunmuş olduğu belirlenmiştir.
3. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 27.08.2014 tarihli raporunda; sanığın suç tarihinde yöneltilen eylemler bakımından cezai ehliyetinin tam olduğunun belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır.
4. Mahkemesince sanık hakkındaki atılı suçlarının sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
1. … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2013/445 Esas, 2015/142 Karar kararında, katılan beyanı, sanığın ikrarı, bilirkişi raporu ile dosya kapsamından sanık hakkında atılı suçun sübut bulduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiş, ancak; kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
1. 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan … isimli şirkete karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen özel belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Kabule göre;
a) Sanığın, katılan şirket kasasından 01.03.2013 ile 11.04.2013 tarihleri arasında birden fazla kez uhdesine para geçirmesi nedeniyle eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,
b) Kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek aynı maddenin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle,
Karar hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2013/445 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı hak yoksunluklarının uygulanmasına” paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmi uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B.Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
Gerekçe bölümünün (B) bendi başlığı altında açıklanan nedenlerle … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2013/445 Esas, 2015/142 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.