YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8857
KARAR NO : 2023/1104
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİAsliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2015 tarihli ve 2015/11 Esas, 2015/500 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/295618 numaralı tebliğnamesi ile üst Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Her iki Cumhuriyet savcısının da temyiz istemi; sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu değil Karayolları Trafik Kanunu’nun 31. maddesine muhalefet suçunu oluşturduğundan hukuka aykırı olarak verilmiş mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın kullanmakta olduğu 10TU 784 plakalı kamyon Gelibolu Bölge Trafik İstasyonu Amirliği görevlilerince kontrol amaçlı durdurulduğunda sanıktan takograf çıktısı istenmiş, cihazdan kopya ehliyet ikazı gelince yapılan incelemede sanığın ehliyet bilgilerinin telefon kartına takıla çipe kopyalanmak suretiyle kullanıldığı tespit edilmiştir.
2. Sanık savunmasında kahvehanede tanıştığı kişilere suça konu sahte çipi yaptırdığını ancak olay günü kullanmadığını beyan etmiştir.
3. Mahkeme dosya kapsamı ve sanığın ikrarı doğrultusunda sanığın eyleminin atılı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu kabul ederek mahkumiyet hükmü kurmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Tebliğnamenin, üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddi düşüncesi yönünden;
Cumhuriyet savcısının, 21.04.2015 tarihli hükmü, 14.05.2015 havale tarihli süre tutum dilekçesi ile 1 aylık yasal süresi içinde temyiz ettiği anlaşılmakla tebliğnamedeki 1 numaralı temyiz isteminin reddi düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2. Diğer temyiz istemleri yönünden;
a)Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, suçun maddi unsuru ve konusunun belge niteliğini taşıması gerekmektedir. Kanunda belge tanımlanmamış, kavramın tanımı ve açıklanması doktrin ve uygulama ile belirlenmiştir. Buna göre belgenin yazılı olması, hukuki değer ihtiva etmesi, düzenleyicisinin belli ve imzalı olması gerekir. Ayrıca, suçun oluşabilmesi için belgenin, konunun uzmanı olmayan kişileri aldatabilecek nitelikte olması ve bu konunun objektif olarak saptanması gerekmektedir. Somut olayda takograf cihazına takılan sahte çipli kartın, belge tanımına uymadığı, çipin ve takılı olduğu kartın belge niteliğini taşımadığı, bu sebeple sanığın eyleminin sahtecilik suçunu oluşturmayacağı; ancak sanığın çip bilgilerini kopyalayarak ürettirdiği çip takılı telefon kartını kullanmak suretiyle, takoğraf cihazını kullanılır halden çıkarma fiilinin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 31. maddesinde düzenlenen kabahat niteliğinde olduğu gözetilmeden, hatalı nitelendirme sonucu resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
b) 5326 sayılı Kanun’un kabahatlerde soruşturma zamanaşımını düzenleyen 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, “soruşturma zamanaşımının dolması halinde kişiye idari para cezası verilemez.” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinde ise zamanaşımı süresi, “Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır.” şeklindeki düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, eylemin gerçekleştiği 18.01.2015 tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresinin inceleme tarihine kadar dolduğu tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle . Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2015 tarihli ve 2015/11 Esas, 2015/500 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5271 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.