YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10063
KARAR NO : 2009/5635
KARAR TARİHİ : 11.06.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, dava dışı … tarafından keşide edilen çeklerin bankaya ibraz edildiğini, karşılığı çıkmadığını, davalı bankanın sorumlu olduğu meblağı ödemediğini, 2007/5591 sayılı dosyadan başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, takibe konu çeklerin müvekkili bankanın … Şubesine 01.02.2007,07.02.2007 ve 09.02.2007 tarihinde ibraz edildiğini, çekleri ibraz eden hamilin bankanın sorumluluğunda olan miktarın ödenmesi için talepte bulunması gerektiğini, ibraz süresi içinde talepte bulunmayan davacının talep hakkını yitirdiğini, faiz ve vekalet ücreti talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre karşılıksız çekte bankanın sorumlu olduğu miktarın ibraz sIrasında istenmemiş bulunmasının sonradan istenmesine engel olmadığı, her çek yaprağında muhatap bankanın sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle davalının itirazının iptaline, takibin 12.20 TL üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesinde 4814 sayılı Kanun ile 26.02.2003 tarihinde yapılan değişiklik ile çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün 10.madde de belirlenen sorumluluk miktarı saklı kalmak üzere,çek hesabında bulunan miktarla sınırlı olduğu, 10.madde de belirlenen miktar dahil olmak üzere kısmi ödeme halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisinin ücretsiz olarak hamile verileceği, çek hamilinin bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebileceği ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabileceği, mahkemece veya icra dairesinin istemi halinde çekin aslının bu mercilere gönderileceği yasal hükme bağlanmıştır.
O halde mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde çek asıllarının bankaya bırakılarak kısmi ödemenin talep edilmesi halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilmeden yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı banka yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.06.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 10.maddesine göre, muhatap banka süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması halinde her çek yaprağı için öngörülen miktarı ödemekle yükümlü bulunmaktadır.
Davacı ,davalı bankanın ödemekle yükümlü olduğu bedeli ödemediğinden aleyhine takip yaptığını , takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasını açtığını belirtmiştir.
Davalı banka kendisine tazminat için usulüne uygun bir başvuru yapılıp çek aslının verilmediğini savunmuştur.
TMK.nun 6. maddesine göre ve halin olağan akışı da gözetilerek, davacının çek tazminatı için bankaya usulüne uygun bir müracaatının bulunmadığının ve ayrıca ibraz sırasında bu tazminatı istemediğinin ispat yükü davalı bankada bulunmaktadır. Kaldı ki davalı banka takip üzerine dahi, çekin tasdikli suretinin verilmesi karşılığında çek aslını istemeyerek yükümlü olduğu parayı ödemek imkanına sahipken, bu yola başvurmayıp itiraz yolunu seçmesi de doğruluk kuralları ile bağdaşmaz.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, … çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz.