Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/606 E. 2023/775 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/606
KARAR NO : 2023/775
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin … isimli şahıstan alacaklı olduğunu, …’ın nakit darlığına düşmesi sonucu üçüncü şahıslardan olan alacaklarını müvekkiline devir etmeyi teklif ettiğini, davalıdan olan alacağının 200.000,00 TL’lik kısmını müvekkiline devrettiğini, bu hususta Menderes 1. Noterliğinde 08.04.2016 tarihli temliknamenin düzenlendiğini, temliknamenin 12.04.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini ve cevaben ihtarname göndererek ödeme için hesap numarası istediğini, bunun üzerine müvekkilinin tekrar ihtarname ile hesap numarası gönderdiğini ancak davalı tarafından bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının …’ın borçlarından dolayı kendisine haciz ihbarnamesi geldiğini ve bu ihbarnamelere binaen ödeme yaptığını beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek 155.288,00 TL’lik kısım yönünden icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı … arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, …’in müteahhit olup, sözleşmeyi süresinde tamamlamadığını, bunun üzerine müvekkilinin tespit yaptırarak, müteahhitin o zamana kadar ki hak ettiği ücreti tespit ettirdiğini ve sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, müteahhidin o döneme kadar hak etmiş olduğu 155.288,00 TL’yi 30.03.2016 tarihinde gönderilen ihtarname ile ödeyeceğini ihtar ettiğini, bunun üzerine …’ın gönderilen ihtarname tarihinden 8 gün sonra alacak haklarını davacıya temlik ettiğini ve bundan sonraki ödemelerin temlik alan kişiye yapılması hususunda ihtarnameyi müvekkiline gönderdiğini, dava dışı …’ın üçüncü kişilere inşaatın yapımıyla alakalı borçlarından kurtulmak amacıyla müvekkilinden olan alacağını davacıya muvazaalı şekilde devir ettiğini, temlik sözleşmesinin danışıklı olup kötüniyetle yapıldığını, müvekkilinin yasal icra takiplerinden dolayı ödemeyi yaptığını, müteahhidin hak ettiği tutarın 155.288,00 TL iken temlik miktarının 200.000,00 TL olduğunu, hak edilen tutarın üzerinde meblağ içeren bu temlik dosyasına bu yönden de ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, icra dosyalarına yaptıkları ödemelerin inşaatın yapım işlerinden kaynaklı borçlar olduğunu ve müteahhit ödemediği takdirde arsa sahibine rücu edilecek alacaklar olduğunu, temliknamenin geçersiz olduğundan itirazın haklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesi uyarınca; kanun, anlaşma veya hukuki ilişkinin niteliği engel olmadıkça, alacaklının borçlunun rızasını almadan alacağını bir başkasına temlik edebileceğini, aynı kanunun 186. maddesi uyarınca da borçlunun alacağın devredildiği devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemiş ise önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulabileceğini, anılan yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; bizatihi davalı tarafından yaptırılan tespit akabinde düzenlenen rapor ile dava dışı müteahhidin yaptığı imalatın değerinin 155.288,00 TL olarak belirlendiğini, davalının bu miktara itiraz etmeksizin ve zımnen kabul ederek dava dışı müteahhide 155.288,00 TL’yi ödemeye hazır olduğunu bildirdiğini, dava dışı müteahhit ile davalı arasındaki ilişkiden kaynaklanan alacağın davacıya temliki akabinde de temlikin davalıya bildirilip davalının herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava dışı müteahit ile aralarındaki sözleşmenin temlike izin vermediği ya da temlikin geçerli olmadığı gibi bir itirazda bulunmadığını, aksine temliki zımnen kabul ederek ödeme yapılacak banka hesap numarasını istediğini, yine davacı ile dava dışı … arasındaki temlik sözleşmesinin geçerli ve temlikname davalıya tebliğ edilmekle davalı için bağlayıcı da olduğunu, taraflar arasında 155.288,00 TL tutarında alacağın varlığının da tartışmalı olmadığını, somut uyuşmazlıkta tartışılması gereken asıl meselenin davalının, temlik edenin üçüncü kişilere olan borcu için ödeme yaparak temlik alana karşı sorumluluktan kurtulup kurtulmadığı noktasında toplandığını, davalının temlikin kendisine tebliğ edilmesine rağmen, temlik edenin üçüncü kişilere olan borcunu ödemekle temlik alan davacıya karşı sorumluluktan kurtulamayacağını, yaptığı ödemeleri artık davacıya karşı ileri süremeyeceğini belirtilerek 155.288,00 TL alacak yönünden davalının takibe vaki itirazı yerinde görülmediğinden davanın kabulü ile davalının İzmir 28.İcra Müdürlüğünün 2016/14232 Esas sayılı takip dosyasında 155.288,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, İİK 67. maddesi uyarınca % 20 hesabıyla 31.057,60 TL icra inkar tazminatının davacı yararına davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 29.04.2016 tarih ve 13197 sayılı ihtarnamenin 3. maddesinde “… lehine doğacak tüm maddi menfaatlerin” ödeneceğinin bildirildiğini, ihtarnamede kesinleşmiş bir ödemeden bahsedilmediğini, ayrıca TBK’nın 188. maddesi uyarınca borçlunun önceki alacaklıya karşı savunmalarını temlik edilene karşı da ileri sürebileceğini, burada esas olarak devir edilen hakkın, hakkını devir eden müteahhidin ortaya koyduğu yapının bedelinin bu yapıya ilişin masraflar düşüldükten sonraki ortaya çıkan miktarı olduğunu, bu durumda henüz yapıya ilişkin oturma ruhsatı alınmadan yani müteahhide ait ortaya çıkacak yasal borçlar bilinmeden ödeme yapılmasının söz konusu olmayacağını, mahkemenin bu durumu göz önünde bulundurmadığını, ayrıca alacağını devir eden ile alacağı devir alan arasında esas olarak da bir alacak verecek durumunun söz konusu olmadığını, yapılan temlik işleminin muvazaalı olduğunu, alacağını devir eden müteahhidin müvekkiline karşı ödemesi gereken ve inşaatın son sürecinde ortaya çıkacak olan SGK ve vergi ödemelerinden kurtulmak ve bu ödemeleri müvekkiline yüklemek amacı ile böyle bir işlem yaptığını, müvekkili ile dava dışı 3. kişi alacağını devir eden müteahhit arasında bir sözleşme bulunduğunu ve netice olarak bu sözleşme kapsamında alacağının olup olmadığı varsa ne kadar alacağının bulunduğunun sözleşmeye konu eserin tamamlanması neticesinde yapılacak hesaplama ile ortaya çıkacağını, davacıya alacağını devir eden 3. kişinin alacağının muaccel olmuş kesinleşmiş bir alacak olmadığını, işin sona ermesi neticesinde doğan yasal kesintilerin ve tahakkukların mahsup edilmesinden sonra kalan alacak miktarı kadar borcun söz konusu olacağını, icra dosyalarına yaptıkları ödemelerin arsa payı karşılığı inşaat ve satım sözleşmesi uyarınca inşaatın yapım işlerinden kaynaklı borçlar olup müteahhit ödemediği takdirde arsa sahibine rücu edilecek alacaklardan olduğu için sarih ve hukuka uygun olduğunu, öncelikle inşaattan kaynaklanan borçların ödenmesi, bu ödemelerin bitmesi halinde geriye ödenmesi gereken meblağ kalırsa söz konusu temlikname gereği borcun ödenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararında; davaya konu Menderes 1. Noterliğinin 08.04.2016 tarih ve 002469 yevmiye numaralı işlemi ile yapılan alacağın temliki ile İzmir 3. Noterliğinin 22.05.2014 tarih ve 06796 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeni ile müteahhit … ile arsa sahibi … arasında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklar sonucu … lehine doğacak 200.000,00 TL maddi menfaatlerin karşılıksız olarak …’a devir ve temlik edildiği, alacağın temliki işleminden önce müteahhit … ile arsa sahibi … arasında İzmir 3. Noterliğinin 22.05.2014 tarih ve 06796 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, arsa sahibi …’in Karşıyaka 5. Noterliğinin 30.03.2016 tarih 9860 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği, inşaatın yarım kaldığı, sözleşmede belirlenen inşaat süresinin sona erdiği, verilen ek sürenin de bittiği, yapılan tespit işleminde inşaatın tamamlanma oranının % 47 olduğunun belirlendiği, inşaatın süresi içinde teslim edilmemesi nedeniyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin yüklenici …’e bildirdiği, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, tapuda pay devrini içerdiğinden tek taraflı ihtarname keşide edilmek suretiyle feshedilemeyeceği, feshin ya tarafların anlaşmasıyla rızaen ya da mahkeme kararıyla gerçekleştiği, davacı arsa sahibi tarafından bildirilen fesih işleminin yüklenici tarafından açıkça kabul edilmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin halen geçerli ve ayakta olduğu, sözleşmenin feshine bağlı olarak alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı bulunduğu belirtilerek davalının istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-b-2.maddesi gereğince kaldırılarak, davanın reddine, yasal koşulları bulunmadığından davalı tarafın % 20 kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın konusunun sözleşmenin haksız feshine dayalı alacak değil alacağın temlikine dayalı alacak davası olduğunu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi’nin öne sürdüğü gerekçenin, davanın dayandığı hukuki sebep ve nitelik ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmadığını, davalı tarafından yaptırılan tespit akabinde düzenlenen rapor ile dava dışı müteahhidin yaptığı imalatın değerinin 155.288,00 TL olarak belirlendiğini, davalının bu miktara itiraz etmeksizin ve zımnen kabul ederek dava dışı müteahhide 155.288,00 TL’yi ödemeye hazır olduğunu bildirdiğini, temlik sözleşmesinin geçerliolduğunu ve temlikname davalıya tebliğ edilmekle davalı için bağlayıcı olduğunu, tartışılması gereken asıl meselenin davalının, temlik eden dava dışı müteahhidin üçüncü kişilere olan borcunu ödeme yaparak temlik alana karşı sorumluluktan kurtulup kurtulmadığı noktasında toplandığını, davalı tarafça ne cevap dilekçelerinde ne de istinaf taleplerinde ve/veya yargılama sırasında hiç bir dilekçesinde ileri sürmediği bir nedene dayalı resen inceleme yapmak sureti ile davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup temlik edilen sözleşme kapsamındaki alacağın, ödenmemesi nedeni ile başlatılan takibe yapılan itirazı iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı TBK’nın 183. maddesi ile 470 vd maddeleri.

3. Değerlendirme
Dairemizin yerleşen uygulaması ve doktrinde kabul edildiği üzere, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi, ancak taraf iradelerinin birleşmesi veya yargı kararıyla mümkün olup, tek taraflı fesih bildirimi yeterli değildir. Her ne kadar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince; “feshin ya tarafların anlaşmasıyla rızaen ya da mahkeme kararıyla gerçekleştiği, davacı arsa sahibi tarafından bildirilen fesih işleminin yüklenici tarafından açıkça kabul edilmediğinden hukuki sonuç doğurmayacağı, bu durumda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin halen geçerli ve ayakta olduğu, sözleşmenin feshine bağlı olarak alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında bulunan ve yüklenicinin arsa sahibine gönderdiği, Karşıyaka 5. Noterliğinin 27.05.2016 tarihli ihtarnamesinde; dava dışı yüklenicinin davalı arsa sahibinden imalat bedeli ve maddi zararlarının tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır, Bu durumda taraflarının fesih iradelerinin birleştiği ve dava dışı yüklenici ile arsa sahibi arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafların ortak iradeleri ile feshedildiği açıkça anlaşıldığı halde, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; taraf iradeleri fesih yönünde birleştiğinden sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,

8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.