YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2008/10174
KARAR NO : 2010/3504
KARAR TARİHİ : 24.03.2010
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevli memura hakaret, Mala zarar verme,
Sarhoşluk
Hüküm : 1- Her iki sanık için; 5326 sayılı Kanunun 35.
maddesi uyarınca ayrı ayrı idari para cezasına
mahkumiyet
2- Sanık … için; 765 sayılı TCK’nın
266/1, 269, 59/2, 516/ilk, 522, 59/2, 72. maddeleri
ile 647 sayılı Kanunun 4, 5, 6. maddeleri gereğince
mahkumiyet, erteleme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar hakkında sarhoşluk eylemlerinden kurulan hükme ilişkin temyiz incelemesinde;
Sarhoşluk eylemlerine ilişkin olarak tayin olunan idari para cezaları niteliği itibariyle, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 29. maddesi uyarınca itiraza tabi olup, temyizi mümkün bulunmadığından temyiz incelenmesine yer olmadığına, gereğinin merciince yerine getirilmesine,
2- Sanık … hakkında görevli memura hakaret ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyizine gelince;
a- Sanığın nezarethanenin içerisinde bulunan yastığı parçalayıp duvarda asılı olan askılığı yerinden çekip kopararak kırma eyleminin 765 sayılı TCK’nın 516. maddesinin 2. fıkrasının 3. bendinde tanımlanan kamuya ait yapıların taşınır nitelikteki eşyalarına zarar verme suçunun oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, anılan maddenin ilk fıkrası uyarınca hüküm kurulması, kanuna aykırı,
b- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 11.03.2008 tarih, 2008/7–14 esas, 2008/50 sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde değişiklik yapan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi de nazara alındığında; hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenleme karşısında suçların niteliği ve hükmolunan cezaların türü gözetilip dosyada bulunan adli sicil kaydı da değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 24.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.