Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/704 E. 2023/946 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/704
KARAR NO : 2023/946
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda tazminat ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karşı davanın açılmamış sayılmasına, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar-karşı davalılar ile davalı-karşı davacı vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1- Asıl davada davacı arsa malikleri vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin miras bırakanı ile davalı şirket arasında Ankara 57. Noterliğinin 28.06.2006 tarih ve 5591 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, iskan ruhsatı alınmadığını ve dairelerin teslim edilmediğini ileri sürerek, iskan raporunun alınabilmesi için gerekli tüm eksikliklerinin tamamlanması ile gecikme tazminatı ve sözleşmede cezai şart olarak belirlenen kira bedellerinin karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL’nin hak edilen dönemlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkillerinin mülkiyetinde bulunan 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin satış yetkisinin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davacı yüklenici vekili karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından inşaatta yapılan faydalı giderlerin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin ve 2.000,00 TL cezai şartın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

3- Birleşen 2014/200 Esas sayılı dosyada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; sözleşme gereği iskan ruhsatının alındığını, dairelerin arsa maliklerine teslim edildiğini ileri sürerek, 6 numaralı bağımsız bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

4- Birleşen 2020/721 Esas sayılı dosyada davacı arsa malikleri vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davada talep edilen kira bedeline ek olarak 96.677,00 TL kira bedelinin hak edilen dönemlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 119.661,00 TL arttırmıştır.

II. CEVAP
1- Asıl davada davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye konu dairelerin davacılara teslim edildiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, iskan ruhsatının dava dışı belediyeden kaynaklanan sebeplerle alınamadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2- Karşı davada davalı arsa malikleri vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemişlerdir.

3- Birleşen 2014/200 Esas sayılı dosyada davalı arsa malikleri vekili cevap dilekçesinde; inşaatta eksik işler olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

4- Birleşen 2020/721 Esas sayılı dosyada davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; kira alacağı talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2013/527 Esas, 2015/46 Karar sayılı kararıyla; dava konusu dairelerin zamanında teslim edilmediği, eksik ve ayıplı işlerin bulunduğu, fazla işin yapıldığı, eksik ve ayıplı iş bedeli ile gecikme tazminatı bedeli depo edildiğinden daire tapusunun yükleniciye verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/200 Esas sayılı dava dosyası bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV.TEMYİZ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 24.09.2019 tarih ve 2016/1996 Esas, 2019/1355 Karar sayılı kararı ile, asıl dava bakımından içme suyu şebeke hattının döşenmesinin işin teslim tarihine etkisi olmadığı, karşı dava bakımından fazla imalatın yükleniciye ait dairelerde de yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiği, birleşen dava yönünden ise birlikte ifa kuralı uyarınca hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, bozmaya uyularak asıl ve birleşen dava bakımından dairelerin teslim edilmesi gereken 30.03.2010 tarihi ile 02.04.2014 iskan tarihi arasında geçen süre için davacıların gecikme tazminatı istemekte haklı olduğu, menfi zararlarını ispat edemediklerinden cezai şart isteminin yerinde olmadığı, karşı davada davacının taleplerinden vazgeçtiği, birleşen davada yargılama devam ederken iskan ruhsatının alındığı, eksik iş bedeli ile gecikme tazminatı bedeli depo edildiğinden tapu devri gerektiği gerekçesiyle, kısa kararda davanın kısmen kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise asıl davanın kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı arsa malikleri vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davada tapu iptal ve tescil talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, asıl davada bu daire için satış yetkisi istendiğini, diğer birleşen davada yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

Davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davada tapu iptal ve tescil davası açılmasına arsa malikleri sebebiyet verdiğinden iyiniyetli kabul edilemeyeceklerini, müvekkili lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, asıl ve birleşen davada zamanaşımı itirazında bulundukları halde mahkemece değerlendirilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak, tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Türk Borçlar Kanunu’nun 470. ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında, gerekçeli karar hakkının adil yargılanma ilkesinin somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.

Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK‘nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı, sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı ilkesine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ve 10.04.1992 tarihli Kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunması bozma nedenidir.

Bu anlatımlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece tefhim edilen kısa kararda asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, gerekçe kısmında ise maddi hata yapıldığı belirtilerek hüküm kısmında asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Böylelikle kısa karar ve gerekçeli karar çelişkisi yaratıldığı anlaşılmış olup, verilen karar belirtilen nedenle doğru olmamıştır.

Açıklanan tüm bu nedenlerle, başka bir incelemeye gerek görülmeksizin, tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın ve anılan karara karşı temyiz edenlerce ileri sürülen diğer temyiz itirazları incelenmeksizin kararın sadece bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Kabule göre de, asıl davada davacının tahsilini talep ettiği miktar aşılarak ve birleşen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/721 Esas ve 2020/652 Karar sayılı dava dosyası bakımından davalı yüklenici tarafından ileri sürülen zamanaşımı defi değerlendirilmeden hüküm kurulması da hatalı olmuştur.

VII. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde taraflara iadesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.