YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4761
KARAR NO : 2009/4951
KARAR TARİHİ : 27.05.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati haczin kaldırılması talebinin incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde ihtiyati hacze itiraz edenler vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haciz isteyen vekili, genel kredi sözleşmesi ve ihtarnameye istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan (TMSF) temlik alınan müvekkili alacağının temini amacıyla ihtiyati haciz isteminde bulunmuştur. Mahkemece talep uygun görülerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz edenler vekili, genel kredi sözleşmesindeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, mahkemenin yetkisiz olduğunu, …’ın … Varlık Yönetim şirketleri ile imzalamış olduğu protokol uyarınca ibra edildiğini, teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmeyeceğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, imza itirazının İİK.nun 265. maddesi kapsamında olmadığı, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 56.maddesine göre İstanbul Mahkemelerinin yetkisinin taraflarca kabul edildiği, ihtiyati haciz isteyenin 5411 Sayılı Kanununun 143.maddesi uyarınca kurulmuş bir şirket olarak temlik edenin haklarına sahip olması nedeniyle teminattan muaf olduğu belirtilerek itirazın reddine karar verilmiş, hüküm ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-5411 sayılı Bankacılık Kanununun 140,IV hükmüne göre, “Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, mahkeme ilâmını alması ve tebliğe çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi ve her türlü ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve tehir-i icra taleplerinde teminat şartı aranmaz.” Bu hükümde teminat şartı aranmaması fon alacağının niteliğine bağlı bir istisna olarak değil, Fon tarafından yapılan talepler için Fona tanınan bir imtiyaz olarak düzenlenmiştir. Varlık Yönetim Şirketlerinin (Tasarruf Mevduat Sigorta Fonuna) Fona ilişkin ne tür yetkileri hangi koşullarda kullanabileceği aynı Kanunun 143,III hükmünde şu şekilde ifade edilmiştir: “Fonun en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, Fondan devraldığı alacaklarla ilgili olarak bu Kanunun 132 nci maddesinin sekizinci fıkrası ve 138 inci maddesinin beşinci fıkrasında Fona tanınan hak ve yetkileri kullanır.” Bu yetkiler arasında teminatsız ihtiyati haciz talep edilebileceğine ilişkin bir yetki (5411 S.K. m.140,IV) bulunmamaktadır. Borçlar Kanunu’nun 168’inci maddesinin 1’nci fıkrasına göre, “Alacağın temlikinde, temlik eden kimsenin şahsına has olanlardan maada rüçhan hakları ve diğer müteferri haklar dahil olur.” Dolayısıyla Fona tanınan yetkilerin, alacağın temliki ile alacağı temellük edene geçtiğinin kabulü mümkün değildir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun 259’uncu maddesine göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı haczinde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları zarar için teminat göstermek zorundadır. Teminat, sadece borçlunun ihtiyati haciz nedeniyle uğrayacağı zararlar için değil, üçüncü kişilerin de uğrayacakları zarar için gösterilmelidir. Bu nedenle sözleşmede teminatsız ihtiyati haciz kararı verilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunsa dahi teminat alınmadan ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.