Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1239 E. 2023/1263 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1239
KARAR NO : 2023/1263
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/283 E., 2022/621 K.
DAVA TARİHİ : 19.06.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki rücuan tazminat istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkili kurum sigortalısı …’ın 15.08.2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vefat ettiğini, kaza nedeniyle kurum baş müfettişlerinden … tarafından düzenlenen 08.10.2018 tarihli ve 93234/19İR/19 sayılı rapora göre; müteveffa sigortalının yönetimindeki … plakalı kamyonetin Karacabey … yolunda … yönetimindeki … plakalı araca çarpması sonucu vefat ettiği kazanın 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin a ve b bendlerine gereğince iş kazası olduğunu, davalı …’nın sahip olduğu sürücü belgesinin kullandığı araç için yetersiz olması ve trafikten men edilmiş araç ile trafiğe çıkması nedeniyle kaza olayının meydana gelmesinde kusurlu bulunduğunu, kaza sonucu ölen sigortalı … mirasçılarına 88.226,03 TL peşin sermaye değerli gelir bağlanarak müvekkili kurumun zarara uğradığını belirterek kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kurum zararının şimdilik 8.222,60 TL’nin peşin sermaye değerli gelirin onay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili özetle; meydana gelen kaza nedeniyle Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/690 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve yargılamanın devam ettiğini, meydana gelen kaza nedeniyle müteveffa Abdurrahman Kabak’ın asli kusurlu müvekkilinin ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, kaza sigortalının dikkatsizliği ve hatası nedeniyle sağ şeritte aracı ile seyreden müvekkiline arkadan çarptığını, davacı kurum müfettişleri tarafından hazırlanan inceleme raporunda müvekkiline ehliyetinin kullanılan araca yeteriz olması ve kullanılan aracın muayene süresinin geçtiği gerekçesi ile %25 oranında kusur atfedildiğini ancak Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/690 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporuna göre müvekkilinin kusursuz olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ehliyetinin yetersiz olmasının ve aracının muayene süresinin geçmiş olmasının kazanın oluşumunda baş faktör olmadığını, bu durumun tespiti halinde Karayolları Trafik Kanununda öngörülmüş olan cezai müeyyidelere tabi tutulabileceğini belirterek müvekkiline karşı açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Özetle; davalı 3 üncü kişinin iş bu davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından davacı kurumun davalıdan rücuan alacak talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davacı kurumun davasının reddine dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Daire tarafından, eldeki dava dosyası incelendiğinde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları oluşa uygun değildir. Buna göre hükme esas bilirkişi raporlarında davaya konu olayın tamamen trafik kuralları çerçevesinde 2918 sayılı Kanun uyarınca irdelendiği, sigortalının çalıştığı işverenliğin olaya etki eden herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda hiçbir araştırma veyahut tespitin bulunmadığı, dolayısıyla anılan raporların eksiklikler taşıdığı ve kazaya konu olayın tüm özelliklerini yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri ve varsa işverenliğin kusurunun da ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konularak olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir, gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; alınan 06.09.2022 tarihli kusur raporu ile davalı 3 üncü kişinin iş bu davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı sabit olduğundan davacı kurumun davalıdan rücuan alacak talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davacı kurumun davasının reddine, dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı kurum vekili dilekçesinde özetle; mahkemece verilen hükmün hatalı olduğunu ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;

Davacı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi