Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/7422 E. 2008/107 K. 21.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7422
KARAR NO : 2008/107
KARAR TARİHİ : 21.01.2008

Davacı …. Kumaşçılık San.Tic. Ltd. Şti. vek.Av…. ile davalı … Konf. San.Tic. AŞ.vek.Av. … arasında görülen dava hakkında …. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 09.12.2004 gün ve 306/481 sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 26.01.2006 gün ve 3333/431 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıya satılan mal bedellerinin zamanında ödenmediğini, satış bedeline ilişkin faturalarda vade farkı uygulanacağının kayıtlı olduğunu, 03.09.2001 tarihli 25.905.614.102 TL’lik vade farkına ilişkin faturanın ödenmemesi üzerine, alacağın tahsili için 2001/16882 esas sayılı icra takibi yapıldığını takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında taraflar arasında vade farkı anlaşması bulunmadığını ve akdi ilişkinin 03.05.2001 tarihinde sona erdiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının 19.728.663.136 TLvade farkı alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
27.06.2003 tarih 2003/1 esas, 2003/1 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca vade farkı istenebilmesinin, taraflar arasında mevcut yazılı sözleşme bulunması veya yanlar arasında vade farkı ödeneceğine dair ticari teamülün(mevcut uygulamanın) olması koşullarına bağlı olduğu ve taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK’nun 23/2.maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki akdi ilişki 03.05.2001tarihi ile sona ermiş olup, davacı bu tarihten sonra vade farkı faturası düzenleyerek göndermiş ise de davalı yanca faturalar iade olunmuştur. Daha sonrada …Asliye Ticaret 1.Mahkemesinin 2001/939 esasına kayıtlı menfi tespit davasını açmış, dava red olunmuş ve kararın kesinleşmesi üzerine 03.05.2001 tarihli vade farkı faturası ödenmiştir. Ne var ki 2001/939 Esas sayılı dava, akdi ilişki sona erdikten sonraki dönem kapsamında kalan 03.09.2001 tarihli vade farkına ilişkin
dava yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği gibi, anılan karar gereği ödenen vade farkı faturası yanlar arasında mevcut bir teamül (uygulama) olarak da kabul edilemez. Yanlar arasında mevcut teamülden (uygulamadan) söz edebilmek için vade farkı faturalarının akdi ilişki içinde düzenlenip uyuşmazlık konusu edilmeden ödenmesi gerekir.Bu nedenle itiraz edilip davalı tarafından ticari defterlerine kayıt edilmeyen ve akdi ilişkinin sona ermesinden sonra düzenlenen vade farkı faturası yukarıda anılan İçtihadı Birleştirme Kararı anlamında yanlar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin ticari teamülün (mevcut uygulamanın) bulunduğunu göstermez.
Açıklanan yönler gözetildiğinde yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken Dairemizin 26.01.2006 tarih 3333/431 sayılı kararı ile onandığı anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 26.01.2006 tarih 3333/431 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün davalı yararına BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcı ile peşin harcın istek halinde iadesine, 21.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.