Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7224 E. 2023/1160 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7224
KARAR NO : 2023/1160
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin, yokluğunda verilen kararın 16.07.2019 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin ise; 16.07.2019 tarihinde ayrı ayrı tebliği üzerine 18.07.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yoluyla temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 20.05.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; “müvekkilinin uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan ötürü .Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kaspamında 24.05.2016 tutuklandığını, 21.06.2016 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verildiğini, hükmün 14.02.2017 kesinleştiğini belirterek haksız tutuklama tedbiri uygulanması nedeniyle 15.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini” talep etmiştir.

2. Davalı vekili 20.06.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; “davanın süresinde açılmadığını, davacının tazminat talebinin CMK’nın 144 maddesi kapsamına girip girmedğinin tetkik edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, faiz başlangıcının tahliye tarihi olması gerektiğini, davanın öncelikle zamanaşımından reddi aksi taktirde davanın esastan reddi gerektiğini” beyan etmiştir.

3. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2018 tarihli ve 2017/275 Esas, 2018/104 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarihli ve 2019/3346 Esas 2019/1984 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.10.2021 tarihli, davacı ile davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; avukata ödenen vekalet ücretinin tazminat miktarına dahil edilmesi gerektiği, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz istemi; 5271 sayılı Kanun’un 141 inci ve 144 üncü maddeleri arasında düzenlenen tazminat istemine ilişkin hususların somut olayda gerçekleşmediğine, davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, faiz başlangıcının dava tarihinden itibaren olması gerektiği, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının … Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı, beraat ettiği, belli bir süre tutuklu kaldığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere 24.05.2016 tarihinde tutuklandığı, 21.06.2016 tarihinde tahliye edilen davanının 28 gün tutuklu kaldığı, resmi bir işte çalışmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davacının tazminat talebinin kısmen kabul,kısmen reddine, 1.214,36 TL maddi tazminat ile 3.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 24.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin verilen tazminatların az olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddi, ancak; davacı yararına fazla manevi tazminata hükmolunması ve hüküm altına alınan toplam tazminat miktarına göre davacı yararına hükmolunacak nispi vekalet ücretinin 845.00 TL yerine hatalı kabul ile 4.360 TL olarak fazla şekilde tayini hukuka aykırı bulunarak davalı vekilinin istinaf istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılıklar Anayasanın 141/son ve 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte yanılgılar olduğundan, hükmün 2. fıkrasında manevi tazminat miktarı olarak yazılı “3.000” ibaresinin çıkartılması ve yerine “2.000” ibaresinin eklenmesi ve vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasında yer alan “4.360 TL” ibaresinin çıkartılması ve yerine “845 TL” ibaresinin yazılması sureti ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/154 esas, 2017/34 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 24.05.2016 – 21.06.2016 tarihleri arasında 28 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 14.02.2017 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A-Davacının Temyiz Talebi Yönünden;
1- Maddi tazminat talebi yönünden
a.Tutuklandığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

b.Yargıtay İçtihadı birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.195729.05.1957 tarih ve 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin kuruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.

2-Manevi tazminat talebi yönünden
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

B-Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1-Maddi ve manevi tazminat talebinin red edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2-Dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden
Davacının talebi de gözetilerek hükmedilen tazminat miktarlarına zarar doğum tarihi olan tutuklama tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3-Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabul edildiği gözetilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarihli ve 2019/3346 Esas 2019/1984 Karar sayılı kararında davacı ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.