Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/4046 E. 2022/7063 K. 12.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4046
KARAR NO : 2022/7063
KARAR TARİHİ : 12.05.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No : 2019/1019-2021/189
İlk Derece
Mahkemesi : … Anadolu 19. İş Mahkemesi

Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının 05.10.2006 tarihinden işten çıkarıldığı 20.10.2010 tarihine kadar davalı işverenlere ait 34 TZE 34 plakalı dolmuşta şoför olarak çalıştığını, davacı işe girdiği tarihte araç baba Bektaş Özcan ile oğlu … adına kayıtlıyken babanın ölümünden sonra babanın hissesini müteveffanın eşi davalı …’ın devraldığını, davacının ayrıldığı tarihte net 2.000,00 TL maaş aldığını belirterek davacının 05.10.2006-20.10.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine, en son aylık 2.616,88 TL brüt ücret üzerinden primlerin ikmaline karar verilmiştir.
II-CEVAP
Davalı işverenler vekili; davacının çalıştığı münibüsin yarı sahibinin Anadolu 9. İş Mahkemesi dosyası kapsamında davalı olduğunun anlaşıldığını, davalının sahibi olduğu münibüste çalışmasının söz konusu olamayacağını, iş yerinin 4857 Sayılı Yasaya tabi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Feri Müdahil vekili; kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini davacının davasını somut delillerle ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkeme Davanın kısmen kabulüne,
Davacının 05.10.2006 -31.12.2006 tarihleri arasında 85 gün,
01.01.2007 -31.12.2007 tarihleri arasında 360 gün,
01.01.2008 -31.12.2008 tarihleri arasında 360 gün,
01.01/2009 -31.12.2009 tarihleri arasında 360 gün,
01.01.2010 -31.08.2010 tarihleri arasında 240 gün,
01.09.2010 -20.10.2010 tarihleri arasında 50 gün olmak üzere davalılara ait işyerinde hizmet akdi ile sigortasız şekilde dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine, Fazlaya ilşkin istemin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davalıların ve fer’i müdahilin istinaf istemlerinin reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Fer’i müdahil Kurum vekili;Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin işçilik alacakları dosyasında verilen karara dayandırıldığını,her iki davanın ispat ve yargılama usulünün farklı olduğunu,tanıkların davacının 3-4 gün çalıştığını belirtmesine rağmen 30 gün üzerinden tespit hükmü kurulmasının hatalı olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; gerekçe kısmında ‘’…. davacının 05/10/2006-31/08/2010 tarihleri arasındaki çalışma yönünden prime esas kazanç miktarı asgari ücret olarak kabul edilmiş ancak 01/09/2010-20/10/2010 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin olarak işçilik alacağı dosyasında günlük yevmiyesi 62,50 TL olarak tespit edilmiş olduğundan bu dönemdeki prime esas gerçek ücretinin günlük 62,50 olduğu kabul edilerek bu sebepten açılan davanın kısmen kabulüne karar verilip aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.’’ Şeklindeki gerekçe sonrasında “1-Açılan davanın kısmen kabulüne,
Davacının 05/10/2006 -31/12/2006 tarihleri arasında 85 gün,
01/01/2007 -31/12/2007 tarihleri arasında 360 gün,
01/01/2008 -31/12/2008 tarihleri arasında 360 gün,
01/01/2009 -31/12/2009 tarihleri arasında 360 gün,
01/01/2010 -31/08/2010 tarihleri arasında 240 gün,
01/09/2010 -20/10/2010 tarihleri arasında 50 gün olmak üzere davalılara ait işyerinde hizmet akdi ile sigortasız şekilde dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine,
Fazlaya ilşkin istemin reddine,” şeklinde karar verilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı ve bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, gerekçeyle hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmaksızın infaza elverişli bir şekilde hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/05/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.