YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1139
KARAR NO : 2023/1390
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/174 E., 2022/344 K.
DAVA TARİHİ : 22.04.2019
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 3201 sayılı Kanuna göre borçlanabileceğinin tespiti ile aksi Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurtdışında geçen borçlanmaya esas 5375 günlük kısmi borçlanmayı 3201 sayılı Kanuna göre borçlanmak üzere 28.12.2017 tarihli dilekçesi ile kuruma başvurduğunu, davacının bu talebinin kabul edildiğini kurumun 22.03.2018 tarih 3842732 sayılı yazısı 5375 gün borç tahakkuk ettirdiğini, müvekkilinin tahsis talebinde bulunması üzerine,vatandaşlıktan çıktıktan sonraki süreleri fark ederek borçlanmanın 1351 günlük kısmının iptal edildiğini, bunun üzerine 23.10.2018 tarihli dilekçe ile 15.07.1993 – 17.08.1993, 03.07.1994 – 01.10.01994, 23.6.1996 – 02.09.1996 ve 10.07.1998 – 12.09.1998 tarihleri arasındaki ev hanımı, çalışılan süre ve boşta geçen süre olarak 3201 sayılı Kanuna göre borçlandırılmasının talep edildiğini, bu borçlanma taleplerini kurumun kısmen kabul etmiş olmakla 03.07.1994-01.10.1994 tarihleri arasındaki süreye ilişkin borçlanma taleplerini anılan tarihlerde Türkiye’de olduğunuz için ev hanımlık süresi olarak borçlandınlamamıştır gerekçesi ile reddedildiğini, davacının 26.08.1989 tarihinden beri Almanyada ikamet ettiğini ve 1999 yılına kadar da ev hanımı olarak yaşadığını, uyuşmazlık dönemde kesintisiz Almanyada olduğunu ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma hakkının olduğunu, Kurum işleminin hatalı olduğunu beyanla davacının 03.07.1994-01.10.1994 tarihleri arasındaki süreleri 3201 sayılı Kanuna göre borçlanabileceğinin tespitine, aksi Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece “…davacının 26.08.1989 tarihinden itibaren yurt dışında ikamet ettiği, ayrıca yurt dışında çalışmadığı dönemlerde de dava konusu dönemi kapsayacak şekilde ev kadını olarak ikametine devam ettiği 11.01.2018 tarihli ikamet belgesiyle ispatlanmış olduğundan davacının Türk vatandaşı olarak dava konusu dönemde yurt dışında ev kadını olarak 26.08.1989 tarihinden itibaren kesintisiz bir şekilde geçen ev kadınlığı süresinin; Yargıtayın benzer uyuşmazlıklarla ilgili oluşturduğu içtihatlar da göz önüne alındığında, 3201 sayılı Kanuna göre borçlanması hakkının bulunduğu, aksine olan kurum işleminin de hukuka aykırılık nedeniyle iptali gerektiği sonucuna varılmış …” gerekçesiyle,”Davanın kabulü ile; davacının 03.07.1994-01.10.1994 tarihleri arasındaki yurt dışında ev hanımlığında geçen sigortalılık süresini 3201 sayılı Yasaya göre borçlanma hakkı olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.11.2021 tarihli ve 2020/841 Esas, 2021/1841 Karar sayılı kararıyla; esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 27.04.2022 tarihli ve 2022/214 Esas, 2022/6508 Karar sayılı kararıyla; kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ve 06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12 inci maddesi hükümlerine göre borçlanılan sürelerin sigortalının iradesine bırakılamayacağı, davacının yurtdışında geçen ev kadınlığı süresinden Türkiye’ de geçen kısmını borçlanamayacağı, yalnızca yurt dışında geçen süreleri borçlanılabileceğinin belirgin olması karşısında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma olduğu belirtilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, …
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yaşamlarını yitiren sigortalı eş ve baba üzerinden hak sahibi sıfatıyla çift ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı olan 3201 sayılı Kanun’un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ile “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir.
Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir” hükmünü içermekte olup; Yasa’nın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi gerekir.
Öte yandan, borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi kısmi ödeme hâlinde 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir.(Hukuk Genel Kurulu’nun 12/12/2018 gün ve 2018/21-995 Esas ve 2018/1901 Karar sayılı kararı)
06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin “Borçlandırılan Sürelerin Değerlendirilmesi ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlıklı 12 maddesinde ise ;
(1) Başvuru sahibince borçlanmak istenilen süre belirtilmişse belirtilen süre, belirtilmemiş ise ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere borçlanmak istediği gün sayısı esas alınır. Bu tespitte bir yıl 360 gün, bir ay 30 gün olarak hesaplanır.
(2) Yurtdışında hizmet borçlanmasına dair sürelerin 5510 sayılı Kanun kapsamında hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde söz konusu süreler, başvuru sahiplerinin Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.
(3) Türkiye’de sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları veya hizmetlerine eklenir.
(4) Aylığa hak kazanmak için 5510 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan anlamda belli bir sigortalılık süresi şartının yerine getirilip getirilmediğinin tespitinde geçerli olmak üzere;
a)Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
b) Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan başvuru sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten, sigortalı ölmüş ise ölüm tarihinden, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmek suretiyle tespit edilir. Birden fazla yurtdışı hizmet borçlanması yapılması durumunda da sigortalılık süresi başlangıcı, borcun en son ödendiği tarihten, borçlanılan toplam gün sayısı kadar geriye götürülerek belirlenir.
(5) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz” hükümleri düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ve 06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 12 inci maddesi hükümlerine göre borçlanılan sürelerin sigortalının iradesine bırakılamayacağı, davacının yurtdışında geçen ev kadınlığı süresinden Türkiye’ de geçen kısmını borçlanamayacağı, yalnızca yurt dışında geçen süreleri borçlanılabileceğinin belirgin olması karşısında kararın isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…