Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/33977 E. 2023/244 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33977
KARAR NO : 2023/244
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

T U T U K L U

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/660 E., 2022/855 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/422 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 inci maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/660 Esas, 2022/855 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.07.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın eylemlerinin bulunduğu döneme ilişkin olarak adı geçen örgütün terör örgütünü olduğunu bilmesine ve bilerek ve isteyerek üye olmasına ilişkin maddi bir delil bulunmamasına, tanık beyanlarının önemli bir bölümünün sanığın gazete dağıtım çalışanı olduğuna ilişkin olmasına ve örgütsel bir eylem içermemesine, tanık Y.Ç.’nin sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin beyanlarının çelişkili olmasına, sanığın Bank … hesabı kullanımının rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında olduğuna, sanığın … İş Adamları Derneği’ne üye olmamasına rağmen gerekçeli kararda üye olarak değerlendirilmesinin hukuki olmadığına, sanığın … Medya Şirketi bünyesinde çalışmasının örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine, sanık hakkında bağış, himmet, burs, yardım veya herhangi bir ad altında para topladığı yönünde beyan bulunmamasına rağmen gerekçeli kararda bu yönde kabulde bulunulmasına, sanığın ByLock kullanmadığına ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde sanık …’un … Medya Dağıtım A.Ş. Adına kayıtlı 0(530) (…) (…) 71 numaralı GSM hattı üzerinden … ID numaralı ByLock hesabı olduğu; kullanıcı adının “…”, şifresinin “…” olduğu, diğer ByLock kullanıcıları tarafından “…, …, … Bey, …, … Abi, naip zaman buca” olarak kaydedildiği; sanık kullanımında olan … ID’den … ID’ye “ben İzmir’de yazıyorum. Zaman temsilcisi …” içerikli mesaj atıldığı tespit edildiği, sanık hakkında düzenlenen bir başka ByLock Tespit Değerlendirme Tutanağı’na göre de; sanık …’un … Medya Dağıtım A.Ş. Adına kayıtlı 0(530) xxx xx 71 numaralı GSM hattı üzerinden … ID numaralı ByLock hesabı olduğu; kullanıcı adının “…”, şifresinin “….” olduğu, diğer ByLock kullanıcıları tarafından “naipzaman, naip bey, naip abi” olarak kaydedildiği; … ID’den, sanık kullanımında olan … ID’ye “naip bey” içerikli mesaj atıldığı tespit edilmişir.
Tanık Y.Ç. mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde özetle; sanık …’un Zaman Gazetesi’nde çalışırken kendilerinin üstü pozisyonunda olduğu, … il imamı, eyalet sorumlusu ve büyük bölgecilerin hepsiyle görüştüğü, sanığın ByLock kullandığı, hatta sanığın kendi ByLock hesabında da ekli olduğunu ve zaman zaman buradan iletişime geçtiklerini, gazete bünyesinde örgütsel sohbet/toplantı programlarının gerçekleştiği ve bunlara katıldıkları, Zaman gazetesi kapandıktan sonra FETÖ/PDY’nin basın yayın faaliyetlerini devam ettirmek amacıyla örgüt ile iltisaklı İzmir Medya Dağıtım adında bir şirket açıldığı, sanığın bu medya şirketinin sorumluluğunu yürüttüğünü;
. Ş.E. Mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifadesinde özetle; Kendisinin örgüte müzahir dershanede çalıştığını, sanık …’a bağlı olarak çalışan Zaman Gazetesi Halkla İlişkiler 1. Bölge Sorumlusu …’in örgüte müzahir dershaneye gazetenin hedeflerinin tutturulması amacıyla ziyarete geldiğini, …’un Zaman Gazetesi’nin İzmir’deki en üst düzey sorumlusu olduğunu, … Medya bünyesinde seçim verilerine ilişkin çalışma yaparken örgüte müzahir dershaneye bir kaç defa geldiğini gördüğünü;
Tanık E.Y. Mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifadesinde özetle; … isimli ByLock grubunda … ID’li kişinin … Medya çalışanlarından … olduğunu;
Mahkemede tanık sıfatıyla ifadesi alınan Y.B.’nin tevil yoluyla kabul ettiği, 29.10.2016 tarihinde soruşturma aşamasında müdafii huzurunda verdiği ifadesinde; sanığın, iş yeri kapsamında yapılan örgütsel toplantılarda kendilerinden kurban adı altında para topladığını ifade etmiştir.
Sanığın çalışma geçmişi incelendiğinde ise FETÖ/PDY kapsamında olmaları nedeniyle KHK ile kapatılan … A.Ş, … A.Ş, … Dağıtım A.Ş, … Medya Dağıtım A.Ş, … Gazetecilik A.Ş’de uzun süreli SGK kayıtlarının olduğu görülmüştür.
Sanığın uzun zamandan itibaren örgüt içinde yer aldığı, örgütün meşruiyet görüntüsü açısından en önemli faaliyetlerinden birisi olan medya yapılanmasında aktif ve önde rol aldığı, üst düzey sorumlu olarak çalıştığı iş yerlerinde çalışanlarla beraber örgütsel sohbet toplantıları yaptığı, örgüt içi iletişim aracı olarak ByLock uygulamasını aktif kullandığı, ByLock uygulamasını gerek iş gerekse de örgüt kapsamında bir öğrenciye ev bulma, örgüte ait bir kurum kapsamında yapılacak toplantı, sohbet organizasyonu, buluşmalar için haberleşme, diğer örgüt üyelerinin moral, motivasyon ve bağlılıklarını artırıcı mesaj ve mailler paylaşma amacıyla kullandığı, dolayısı ile bu yapıya bağlı olduğu, neticeten sanığın iradesini yitirmiş olduğu ve sanığın bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ve örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde olduğu ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, anılan nedenler ve dosya kapsamından anlaşıldığı şekliyle aksi yönde olduğu anlaşılan sanık savunmasına itibar da edilmediğinden; neticeten sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonucuna varılmış, sabit olan suçu nedeniyle mahkumiyetine karar verilmiştir. Öte yandan sanığın örgütün medya yapılanmasının İzmir ilindeki en üst düzey sorumlularından olduğu, medya faaliyetleri yoluyla meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı da dikkate alındığında sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm tesis edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ByLock uygulamasını aktif kullandığı, ByLock uygulamasını gerek iş gerekse de örgüt kapsamında bir öğrenciye ev bulma, örgüte ait bir kurum kapsamında yapılacak toplantı, sohbet organizasyonu, buluşmalar için haberleşme, diğer örgüt üyelerinin moral, motivasyon ve bağlılıklarını artırıcı mesaj ve mailler paylaşma amacıyla kullanan sanığın örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
c)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran suç örgütünün bir kısım mensuplarınca kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla sanık tarafından kullanıldığının ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve tanık beyanı ile her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir biçimde ortaya konulan ve kod adı kullanan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/660 Esas, 2022/855 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.