YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5836
KARAR NO : 2008/7769
KARAR TARİHİ : 10.07.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itiraz davasının incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazların reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacize itiraz edenler vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İhtiyati haczin, ne suretle kesinleşeceği İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) “İhtiyati haczi tamamlayan merasim” başlıklı 264. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir : “Dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı; haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz zabıt varakasının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde (Haciz veya İflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur. İcra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır. İhtiyati haciz, alacak davasının mahkemede görüldüğü sırada konulmuş veya alacaklı birinci fıkraya göre mahkemede dava açmış ise, esas hakkında verilecek hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde alacaklı takip talebinde bulunmaya mecburdur. Alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir. Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder.”
Kanun koyucu bir geçici hukuki koruma önlemi olan ihtiyati hacizle henüz kesinleşmiş bir alacağı olmayan alacaklıya etkin hukuki himaye sağlarken, diğer taraftan da menfaatler dengesine uygun olarak borçlunun hukuki durumunun bir an önce açıklığa kavuşturulması, gerekli hukuki yollara başvurmasına imkan sağlanması açısından alacaklıya bazı yükümlülükler getirerek, alacaklı ve borçlunun hukuki durumunun bir an önce açıklığa kavuşturulması, gerekli hukuki yollara başvurmasına imkan sağlanması açısından alacaklıya bazı yükümlülükler getirerek, alacaklı ve borçlunun menfaatlerini dengelemeye çalışmıştır.
Bu denge mekanizmalarından biri de ihtiyati haczi tamamlayan merasim başlığı altında düzenlenen ve yukarıda anılan İİK.’nun 264. maddesi hükmüdür. Bu hükümle alacaklı, ihtiyati haczin uygulanmasından itibaren 7 gün içinde takip yapmak veya dava açmak zorundadır. Takip süreci ile ilgili olarak da borçlunun hukuki durumunun sürüncemede kalmaması, takip hukukuna ilişkin yasal yollara başvurmasına imkan sağlanması açısından, alacaklıya birtakım yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülüklerin ihlali halinde ise ihlali halinde ise ihtiyati haczin kendiliğinden (kanun gereği) hükümsüz kalacağı açıkça belirtilmiştir. İİK.’nun 264. maddesinin 1. fıkrasında 7 gün içinde takip talebinde bulunma zorunluluğunun belirtilmesinin hemen ardından, aynı maddenin 2. fıkrasında “ödeme emrinin” tebliğinden sonra izlenecek süreç ile ilgili düzenlemeye yer verilmiştir. Kanun koyucunun 7 gün içerisinde takip talebinde bulunma zorunluluğunu öngörmesinin amacı, ödeme emrinin de tebliği sonucunu doğuracak bir işlemin yapılması suretiyle, alacaklının takdirine göre takibin ve ihtiyati haczi tamamlayan merasimin sürüncemede kalmasını engel olmaktır. Zira, ihtiyati haciz kavramının temelinde yatan düşünce, alacaklının takdirine göre borçlunun ihtiyati haciz baskısı altında tutması değil, alacaklının alacağının teminat altına alınmasıdır. Bu nedenle alacaklı, kendisine tanınan etkin hukuki korumanın devam etmesini istiyorsa takibin devamı için kanunen kendisine yüklenen sorumlulukları, kanunun amacına uygun ve kanunda öngörülen sonuçları tam ve eksiksiz doğuracak şekilde yerine getirmek zorundadır. Bu yükümlülüklerine ihlali suretiyle borçlunun hukuki savunma olanaklarını sınırlandırması ihtiyati haczin, geçici hukuki himaye tedbiri olma niteliği ile bağdaşmaz. Öğretide de ödeme emrinin iptali halinde, yeni ödeme emrinin gönderilmesinin alacaklının yapacağı bir işleme bağlı olduğu durumlarda, ödeme emrinin iptaline ilişkin kararın tefhimi veya tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde bu işlemin yapılmamasının ihtiyati haczi hükümsüz kılacağı belirtilmiştir. (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İstanbul 2006, s.910,911)
Somut olayda, çek aslı dosyaya ibraz edilmediği için ödeme emri iptal edilmiştir. Ödeme emrinin iptali takibin iptali sonucunu doğurmaz ise de alacaklının ödeme emrinin iptaline ilişkin kararının tefhim ve tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde çek aslını icra dairesine vererek yeni bir ödeme emri gönderilmesini sağlaması gerekir (İİK., m.264,II’ye kısasen). Aksi halde ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK. m.264,IV). Mahkemece, yukarıda açıklamalar çerçevesinde yapılacak inceleme sonucunda varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptalinin takibin düşmesi sonucunu doğurmayacağı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.