Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2008/8881 E. 2009/3982 K. 05.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8881
KARAR NO : 2009/3982
KARAR TARİHİ : 05.05.2009

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili şirketin bayisi olarak kardelen sularının dağıtımı ve satışını üstlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak davalı başka marka bir suyun bayiliğine geçtiği için İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/349 E sayılı dosyası ile dava açıldığının ve yapılan yargılama sonucunda davalının 3.708.00 YTL ödemesine karar verildiğini bu davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu faizi talep edilmediği için mahkemenin faize hükmetmediğini karar altına alınan 3.708.00 YTL’nin faizini tahsil etmek için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüş ve itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, davacının İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, mahkeme kararı ile kesinleşen alacak haksız fiilden kaynaklandığı için haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faiz talep edilmesinin mümkün olduğu gerekçeleriyle benimsenen bilirkişi raporu ve talep nazara alınarak davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına, itiraz edilen asıl alacağın %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı tarafından sözleşmeye aykırılık sebebi ile daha önce açılmış olan davada faiz talep edilmediği ancak fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu görülmüştür. Bu durumda davacının sonradan faiz talebinde bulunması mümkündür. Nitekim yerel mahkeme de bu ilkelerden hareket ederek faize hükmetmiştir. Ne var ki, yerel mahkeme kararında olayın haksız fiil niteliğinde olduğu belirtilerek faizin başlangıç tarihi olarak haksız fiil tarihi esas alınmıştır. Oysa somut olayda haksız fiil değil, sözleşmeye aykırılık hali mevcuttur. Bu durumda temerrüt tarihinin BK.nun 101.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir. Hal böyle olunca davalıya temerrüt ihtarı çekildiği iddia ve ispat edilmediğine göre asıl alacağa ilişkin önceki davanın açıldığı tarihin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.