YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/645
KARAR NO : 2008/6817
KARAR TARİHİ : 19.06.2008
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek.Av. … gelmiş, davacı vekiline yapılan tebligat bila tebliğ iade edilmiş olmakla, davalı vekili duruşma isteğinden vazgeçtiğini bildirmesi üzerine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı, davalının aleyhine Antalya 3.İcra Müdürlüğünün 2006/16136 sayılı dosyasından takibe geçtiğini, 2003 yılında evine hırsız girdiğini, senedin rızası dışında elinden çıktığını, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının müvekkilinin eski ortağı…’ ın akrabası olduğunu, …’ ın hatırına binaen davacıya borç para verdiğini, 7.000.000.000 TL’ lik senetle ilgili ceza davasında müvekkilinin beraat ettiğini, senedin nakit verilen borç para karşılığında düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre takip ve dava konusu senedin davacının…’ tan aldığı borç para karşılığında davacı tarafından …’ a verildiği, …’ ın lehtar olarak görülmediği, cirosunun bulunmadığı, davalının davacı ile aralarında hukuki ilişki bulunduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacının takip konusu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
TTK’ nun 592.maddesine göre tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehdar hanesi açık bırakılarak bir başkasına tevdi mümkündür. Keşidecinin bilinçli olarak doldurma yetkisini diğer bir şahsa bıraktığı bu halde senedi alan kişi lehdar hanesine kendi adını yazabileceği gibi isterse senedi yine lehdar hanesi açık olarak diğer bir kişiye vererek açık kısmın o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlayabilir. Somut olayda dava dışı …’ a davacı keşideci tarafından lehdar hanesi açık olarak verilen dava konusu senedin daha sonra davalıya verildiği, davalının da lehdar kısmına kendi ismini yazdığı belirtilmiştir. Bu durumda davalı lehdar olarak gözükmekte ise de hukuken hamil durumundadır. Davacının davalıya karşı TTK’ nun 599.maddesinde yazılı şekil ve şartlarla def’ilerini ileri sürmesi mümkündür. Bu durumda ispat külfeti davacıda olup, davacının davalının senedi kötüniyetle iktisap ettiğini kanıtlaması gerekir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.