YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/23730
KARAR NO : 2008/17577
KARAR TARİHİ : 13.11.2008
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, borcu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Apartman yöneticisi olan davacı, şahsi olarak sorumlu olmadığı gerekçesi ile işsizlik sigortası primi ve buna ilişkin gecikme zammının tahsili için kurumca 6183 sayılı Yasaya göre yapılan icra takibi nedeniyle çıkarılan ödeme emirlerinin iptalini istemiştir.
Mahkemece davacının yönetici ve kat maliki olduğu gerekçesi ile davanın tümden reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
506 Sayılı Yasa’nın 80/11. maddesi hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu”nun 27 maddesine göre, kat malikleri kurulunun tüzel kişiliği bulunmadığından yönetici olan davacının yasa hükmüne göre sorumlu tutulmasının söz konusu olamayacağı ortadadır.
Davanın diğer bir yönüyle yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa”nın 80/5. maddesine göre, “Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanır.” 6183 Sayılı Yasa’nın (25.05.1995 tarih ve 4108 Sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle) değişik Mükerrer 35/1. maddesinde, tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmü öngörülmüş ise de, anılan maddeye göre, kanuni temsilcilerin, alacağın kurumca tahsil edilememesi halinde sorumlu tutulmaları mümkündür. Somut olayda ise, davalı Kurumca borçlu kat malikleri hakkında yapılmış ve sonuçsuz kalmış bir takip ve haciz işlemi ve dolayısıyla diğer maliklerin mal varlığından alacağın tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması söz konusu değildir.
Öte yandan, kat malikleri 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu”nun 20. maddesinin (b) bendine göre, ” Ana gayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında; katılmakla yükümlüdür.”
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davacı yöneticinin kat maliki olması nedeniyle sadece arsa payına isabet eden prim ve gecikme zammından şahsi olarak sorumlu olacağı göz ardı edilerek davanın kısmen reddi yerine yazılı şekilde tümden reddine karar verilmesi , usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 13.11.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.