YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13039
KARAR NO : 2023/10063
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/25795 Soruşturma numaralı ve 28.04.2009 tarihli İddianamesi ile sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.09.2009 tarihli ve 2009/940 Esas, 2009/794 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, aynı sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıl denetim süresi belirlendiği ve bu kararın 15.09.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/1155 Esas, 2013/211 Karar sayılı kararı ile; sanığın denetim süresi içerisinde 29.08.2012 tarihinde işlediği kasten yaralama suçu nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek anılan kararın 26.03.2013 tarihinde kesinleşmesi üzerine iş bu dosyaya ihbar edilmiştir.
4. İhbar üzerine … 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 02.10.2013 tarihli ve 2013/376 Esas, 2013/728 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, hükmün açıklanarak 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezasından çevrilen 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
5. … 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 02.10.2013 tarihli ve 2013/376 Esas, 2013/728 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.10.2017 tarihli ve 2015/6636 Esas, 2017/21217 Karar sayılı kararı ile,
“1-Yerel mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle CMK’nın 231/11. maddesine aykırı davranılması,
2-Kabule göre de;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması;”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma üzerine … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2018/852 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
7. … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2018/852 Esas, 2019/369 Karar sayılı kararının o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyizleri üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/2784 Esas, 2020/11408 Karar sayılı kararı ile,
“1-17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir.
Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddenin (d) bendi ile; “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükmü getirilmiştir.
Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25.06.2020,2020/16,2020/33; R.G. 19.08.2020, sayı: 31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 2/1-(f) maddesince hükme bağlanmış dosyalarda ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasanın 251/3. maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi, bu durumunda temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince, 5271 sayılı sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2-Kabule göre de;
Yerel mahkeme tarafından verilen hükmün, Dairemizin ilamı ile bozulması üzerine yapılan yargılamada dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği ancak, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkra ile uzlaştırma yönetmeliğine göre, uzlaştırmacı, taraflar ile telefon vb. iletişim araçları ile görüşerek yüz yüze gelip ya da uzlaşma teklifini büro aracılığıyla, öncelikle soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan bildirdiği son adreslerine, uzlaşmanın mahiyeti ile uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçlarının bulunduğu açıklamalı tebligat veya ses ve görüntü bilişim sistemi yoluyla yaparak uzlaştırma teklif işlemlerini gerçekleştirmesinin gerekmesine ve denetime olanak sağlayacak şekilde tebligatların da dosyada bulunmasının gerekli olmasına karşın, bu işlemlerin usule uygun şekilde yapılmaması,”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
8. Bozma üzerine … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.11.2021 tarihli ve 2021/502 Esas, 2021/888 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz İstekleri
1. Somut delil bulunmadığına, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozularak beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. …’ın tanık olarak dinlenmesi gerektiğine,
3. Zamanaşımını sürelerinin dolduğuna,
4. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde sanık …’ın birçok kez katılanları telefon ile aradığı ancak telefona çıkan tanık …’e telefonda katılanları kastederek her ikisini de öldüreceğini söyleyerek katılanları tehdit ettiği, anlaşılmıştır.
2. Sanığın savunmalarında özetle, telefon ile aradığını ancak tehdit etmediğini beyan ettiği görülmüştür.
3. Tanık …’in beyanları, dava dosyasında mevcuttur.
4. Tanık …’in anlatımını doğrulayan katılanların beyanları, dava dosyasında mevcuttur.
5. Uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin uzlaştırmacı raporu, dava dosyasında mevcutttur.
IV. GEREKÇE
1. Somut Delil Bulunmadığından Beraate İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Katılanların ve tanığın beyanları, sanığın ifadeleri ile Hukukî Süreç başlığı altında (5) ve (7) numaralı paragraflarda bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmları karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. …’ın Tanık Olarak Dinlenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Dosya içerisinde mevcut beyanlar ve savunmalar ile bilgi ve belgelerin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmakla, dosyaya yenilik katmayacağı belirlenen tanığın beyanının alınmamasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Zamanaşımı Yönünden
Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı maddenin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrasına uyan tehdit suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sebebiyle 2 yıl 11 ay 14 günlük durma süresi ile uzlaşma uygulaması sırasında geçen durma süresi de eklendiğinde zamanaşımı sürelerinin henüz dolmadığının anlaşılması karşısında, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Vesaire İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.11.2021 tarihli ve 2021/502 Esas, 2021/888 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
24.04.2023 tarihinde karar verildi.