YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10795
KARAR NO : 2009/4349
KARAR TARİHİ : 12.05.2009
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av…. ile davalı vek.Av….’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Verilen önceki hükmün Dairemizce bozulması üzerine, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yan, cari hesaptan dolayı alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, davalının icra dosyasına mahsuben haricen banka hesabına 12.641.-YTL.nin yatırıldığını, borçlunun ödediği miktar düşüldükten sonra 27.775.812.636.-TL. asıl alacağın halen ödenmediğini, borçlunun itirazında bu miktar üzerinden bakiyeyi kabul ettiğini, cari borç bulunsa bile ödenmeyeceğini belirttiğini, borçlunun itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin KDV matrahının yüksek olması ve beyanlarının gerçeği yansıtmaması ve müvekkili şirkete yapmış olduğu satıma ilişkin faturaların sahte ve muhteviyatinın da yanıltıcı belge olabileceği gerekçesiyle Vergi Dairesince Kod-5 listesine alındığını, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin de Kod-5 Listesine alınmasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını, cari hesap şeklinde taraflar arasında işleyen ticari ilişkiden müvekkilinin olan borcundan uğranılan bu zarar ve ziyanın B.K.nun 118 ve devamı hükümlerine göre takas ve mahsup edildiğini, takipten sonra yapılan kısmi ödemenin borcun kabulü anlamına gelemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporundan davacının dava dayanağı icra takibini yaptığı sırada Kod-5 listesine alınmış olduğunu, keza davacının KDV düzeltme beyannamesini Vergi Dairesine önce vermiş ise de, bu talebinin icra takibinden sonra sonuçlanmış olduğu, davalı tarafın davacı yanın KDV düzeltme talebinin neticelenmesinden önce ödeme yapıp, yaptığı bu ödemeyi de davacı alacağından mahsup ettiği anlaşılmaktadır.
B.K.nun 118. maddesi “iki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine mümasil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir…”hükmünü içermektedir.
Mahkemece anılan madde hükmü de gözetilerek davalının cari hesap borcundan, ödediğini ileri sürdüğü verginin takas mahsubunun mümkün olup olmadığı üzerinde durulup, karar yerinde tartışılmadan hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, mahsup edilen miktarın (davalı yanca ödendiği iddia edilen verginin) ne olduğu da tespit edilmeden davanın reddine karar verilmesi de kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 625.00.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.